bildirgec.org

asiti kacmis kola

8 yıl önce üye olmuş, 90 yazı yazmış. 266 yorum yazmış.

bir din; rastafari ve bir sembol; rasta

asiti kacmis kola | 15 July 2009 16:02

“bitli turist”, “işler arap saçına döndü” gibi betimlemeleri sıkça kullanırız. bir de öyle bakkalda sokakta günün her dakikası rastlamasak da arada 1 gördüğümüz, kolaylıkla “karman çorman, odun gibi, yağlı, yapışık” olarak nitelendirebileceğimiz, kimilerine göre dahiyane, kimilerine göre saçmalık adledilen bir saç türü vardır. bakalım o saç neymiş, ne değilmiş.
rastafarianizm, etiyopyanın son kralı Haile Selassie yani Ras Tafari Makonnen’in tanrının maddeleştirilmiş şekli olduğuna inanan bir inanç biçimidir. bu inanç türü eski mısır, hristiyanlık ve yahudilik dinlerinin bir karışımıdır. bundan dolayıdır ki bu inanç sistemi kutsal halk, vadedilmiş topraklar gibi unsurları barındırır.
rastafaride kutsal 4 renk bulunur. bu renkler ve anlamları şöyledir;
-kırmızı, sarı ve yeşil renkler; etiyopya bayrağını, yani üzerinde yaşanılan toprakları,
-siyah renk ise Afrika halkını temsil eder.
kısaca rastafarianların bu 4 rengin sarıp sarmaladığı bir hayatı yaşadığını söylemek yanlış olmaz.
rastafarianlar her inanç sisteminde olduğu gibi kendilerine has yeme, içme, barınma ve sosyal düzenlemelere sahiptir ve bu düzenlemelerde eski lahit’in koyduğu kurallar çerçevesindedir. 1-2 detay vermek gerekirse; alkol kullanmazlar, domuz yemezler, tek parça olarak ölme amaçları vardır. sigara kullanımı yasak olmasına rağmen ciddi şekilde marijuana tüketirler. dini müzikleri reggea akımına ilham olmuştur. bu dine mensup en ünlü kişi; Robert Nesta Marley yani bob marleydir.
gelelim rastaya. öncelikle rastanın ismi kral Ras Tafari’nden gelir. kesin olarak bilinmese de rastanın ortaya çıkmasının 2 nedeni vardır;
1-tabiatta zorlu şartlarla mücadele eden rastafarianlar kendilerini korumaya almak için saçlarını aslan yelelerine benzetmişler ve rastayı oluşturmuşlardır.
2- inançları gereği saçlarını kesmeyen ve yıkamayan rastafarianlar bir süre sonra doğal bir şekilde rasta saç modelini geliştirmişlerdir.
saç modeli kelimesinin üzerinde dikkatle durmak istiyorum. günümüzde rasta ülkemizde yavaş yavaş yayılan, dünyayı çoktan saran bir saç modelidir.
yapılışına gelince rasta; saçları rasta 2 ile 4 cm aralıklarla ayırmak, ayırılan saçları tersine taramak suretiyle tiftiklemek ve balmumu ile saçı sıvamak şeklinde yapılır. kulağa kolay gelse de “evde denemeyiniz” demeden edemeyeceğim.
rastaya dair 1-2 site verip yarım günde kirlendiğini hissettiğim saçlarımı yıkamak üzere huzurunuzdan çekiliyorum.
1
2
3
4

iphone kuşatması

asiti kacmis kola | 15 July 2009 14:41

kendisine sağır sultan bile sahip olmuşken iphone hakkında bilgi vermek gereksiz olur tabi. benim anlamadığım şey 1 telefonun nasıl olur da hayatımızın içine bu denli girdiği ya da ettiği.
ister marka çılgınlığı deyin, ister artan teknolojiyi takip etme merakı bir şekilde iphone ilahlaştırılmış bir telefon.
haliyle teknolojiyle ilgisi olsun olmasın her türlü üretim sektörü de bu ilgiyi kendi lehlerine çevirmek için kolları sıvamış ve ortaya şunlar çıkmış:
iphone tişörtiphone sabun
iphone kahve sehpası
iphone kek
iphone pasta
iphone tabut
hepsi de iphone’nin hayatımızın her alanını kuşatması için. güle güle kullanın.

fasa fiso food

asiti kacmis kola | 08 July 2009 14:32

hayat bir göz yanılması değil midir zaten? güzeller güzeli bir hatunun (ürün kabı) makyaj ve kıyafetlerinden arındırılmış bir şekilde (kabın içindeki ürün) gördüğünüzdeki şaşkınlığınızı düşünün. bu yazının konusu da tıpkı ona benziyor.
reklamcılığın dünyanın en yaratıcı ve en yalancı mesleği olduğu düşünülürse duruma çok da şaşırmamak gerekir aslında. paketinin üzerinde insanı baştan çıkartan iştah açıcı bir resim bulunan keklerin paketini açtığınızda ne resimdeki o akışkan kremayı, ne o parlak jöleyi, ne de o pofidik dolguyu bulabilirsiniz. aynı hayal kırıklığı hemen hemen her ürün için geçerlidir. buna araba da dahildir, bir ev de, en basiti bir sakız bile.
lafı fazla uzatmadan şu site fast food ürünlerinin reklam afişlerini ve gerçek resimlerini karşılaştırmış ve ortaya “iki resim arasındaki 10 benzerliği bulunuz” bulmacası tadında bir görüntü çıkmış.
şimdiden afiyet olsun.

en hızlı kısa mesaj yazma yarışması

asiti kacmis kola | 10 April 2008 12:58

pamuk eller cep telefonuna
pamuk eller cep telefonuna

cep telefonunu çoğunlukla kısa mesaj almak-yollamak için kullanan insanlar iyi bilirler ki bir süre sonra parmaklar kendiliğinden hareket eder. hatta öyle ki arkadaş grupları kendi aralarında “en hızlı mesajı kim yazacak yarışması” düzenler. büyük bir sükse kazanır en hızlı mesaj yazan kişi.

yine türk telefon kullanıcıları iyi bilirler ki cep telefonlarında türkçe karakterler yoktur, özellikle “sıkıcı”, “sıkıldım”, “sıkılıyorum” yazmak tam bir kabusa dönüşür. insan kendine gelen “cok sikici bir gun, can sikintisindan olmek uzereyim, disari cikalim mi” mesajlarına gülse mi ağlasa mı bilemez.

1 tuhaf bilgisayarlar

asiti kacmis kola | 09 April 2008 12:01

telefona bile “ne saçma bir icat” diyen insanlar için bilgisayar bir zamanlar bir hayal ürününden ibaretti. ama sonra zaman geçti, bilgisayar icat edildi, hayatımızın vazgeçilmez bir parçası oldu falan filan. şimdi oturup da bilgisayarın ne kadar muhteşem bir icat olduğundan bahsedecek değilim.
bu başlık tuhaf insanların tuhaf bilgisayarları ile ilgili.
mesela bir abi/ablamız -ki büyük ihtimalle kendisi obezdir- klavyeye bir yeme-içme bölümü eklemiş.

flugtag; el yapımı uçma denemeleri

asiti kacmis kola | 08 April 2008 15:19

flugtag
flugtag

uçmak; geleceği bilemeyiz ama şimdiki ve geçmiş zamandaki insanların en büyük hayallerinden biridir. bu uçma sevdasının altında “kuşlar kadar özgür olmak” kavramının yattığını söylemek yanlış olmaz sanırım.
uçma tarihine kısaca 1 göz atalım:
-1480’li yıllar: Leonardo da Vinci‘nin insanlı uçma çalışmaları,
-1850’li yıllar: George Cayley‘in ilk planörü,
-1900’lü yıllar: Wright kardeşler in ilk uçuşu,
-en son gelişme ise roket çanta.

engelliler güzellik yarışması

asiti kacmis kola | 31 March 2008 18:10

güzellik
güzellik

çocukluktan beri onlara bir isim koymakta zorlanmışımdır. onlar derken bedensel ve zihinsel olarak eksik ya da yetersiz insanlardan bahsediyorum. özürlü, engelli ve sakat gibi sıfatları her zaman kaba bulmuşumdur. işin bir de başka boyutu var ki o da; onları neden kalın çizgilerle yeterli-normal insanlardan ayırıyoruz ki? ille de onlara özel bir isim mi takmamız lazım? neyse konumuz bu anlam karmaşası değil. ben bu başlıkta onlara içim elvermese de engelli diyeceğim.
dünya engelliler güzellik yarışması ilk olarak hollanda’da ve 2006 yılında gerçekleştirildi. yarışmayı 22 yaşındaki ross prommenschenckel kazandı. o yılı takip eden yıllarda hollanda’da her yıl düzenlenen engelliler güzellik yarışması bu sene türkiye’de de düzenlenmeye karar verildi.
bedensel, görme, işitme ve zihinsel engellilerin katılacağı ve türkiye’de ilk kez düzenlenen türkiye engelliler güzellik yarışması 13 mayıs 2008 tarihinde, beyazıt öztürk’ün sunuculuğuyla antalya’da gerçekleştirilecek. yarışmanın katılım şartlarından bazıları;
-16 ile 40 yaş arasında olmak,
-resmi onaylı engelli raporu almak,
-sosyal hayatta etkin olmak,
-sempatik olmak,
-hayata sıkıca sarılmak.
yarışmasın türkiye finalistleri
yarışmanın dünya finalistleri
engelsiz güzellik isimli sitede konuyla ilgili tüm detayları bulabilirsiniz.
son olarak bu yarışmanın tek bir amacı var; dünyada kabul gören güzellik kriterlerini değiştirmek.

salyangozdan hayat dersleri

asiti kacmis kola | 31 March 2008 15:38

ben 1 salyangozum. kimilerinin acımasızca üzerine basıp ezdiklerinden. yerle 1 bütün olan, yerle 1 olan.
oysa ki bilmezsiniz ki sizin için çok basit bir hareket için ben dakikalarca uğraşırım. nasıl mı?

bAŞKa bir AŞK

asiti kacmis kola | 27 March 2008 12:48

bambAŞKa
bambAŞKa

Sokaklara, meydanlara salmışım kendimi, bırakıvermişim hayatın akışına bedenimi, sadece yürüyorum ben bir gündüz vakti. Aklımda durumumu özetleyebilecek ne bir söz var, ne de üzerinde olmak istediğim herhangi bir kara parçası. Hayallerden, arzulardan hatta en basit isteklerden bile muaf tutmuşum ruhumu. Masallardakine benzemeyen bir şekilde, dereleri tepeleri aşmaksızın, gece gündüz yol almaksınız, önümde uzanan insan kalabalığını yarıp sadece yürüyorum ben bir gündüz vakti.