bildirgec.org

anticipation[pilli_silinen_hesap]

6 yıl önce üye olmuş, 10 yazı yazmış. 1 yorum yazmış.

Yangın Olur Biz Yangına Gideriz.

anticipation[pilli_silinen_hesap] | 15 Eylül 2006 16:14

Meşhur İstanbul yangınları tamamı ahşap evlerden oluşan İstanbul’u yerle bir ederken bugün sadece tarihi eser olarak bağrımıza bastığımız Galata Kulesi ve Beyazıt Yangın Kulesine çok iş düşermiş, O meşhur İstanbul yangınlarını,tulumbacıları, Bu yangın kulelerin hikayelerini bir tarih hocamdan dinlemiştim. Galata Kulesinin bugünlerde yetim, Beyazıt kulesinin ise öksüz olduğunu düşünürüm. Bu yazı bu öksüz kulemizi tanımak için iyi bir fırsat. Bir aralar gayet popülerleşen İstanbul Kültür Turlarına katılmak, hiç olmadı Murat Belge’nin İstanbul Gezi Rehberini elime alıp, bir bir gezmek istiyorum tüm yıkma ve yağmalama çabalarımıza rağmen güzel kalmayı başaran yeditepeli şehrimiz İstanbul’u. Öyle ki; “O mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler” denmesin ardımızdan.

Biz mi Faşistiz yoksa Ölüm mü naif?

anticipation[pilli_silinen_hesap] | 15 Eylül 2006 01:07

Bu aralar aklımı kurcalayan bir soru var.Gazete de birinin ölüm haberini gördüğümüzde “ah pek de güzelmiş” diye üzülürüz ya. Gerçekten güzel bulduğumuz insanların ölümüne mi daha çok üzülüyoruz. Yoksa “ölüm” insanları daha güzel görmemize mi sebep oluyor. Sormadan önce google’dan araştırayım dedim. Ama nasıl araştırılabilir ki böyle bir şey. Hayır eğer gerçekten güzel insanların ölümüne daha çok üzülüyorsak, içimizdeki faşizmle yüzleşmek gerekir.İşte böyle..

Türkiye’nin ilk Sirk Okulu

anticipation[pilli_silinen_hesap] | 14 Eylül 2006 22:43

Yazın rehavetinde yüzlerce kötü haber arasında okuduğumda beni gülümseten bir haberdi bu. Sonra unuttum gitti, Türkiye’nin ilk uluslararası standartlarına sahip Avrasya Sirki bünyesinde bir sirk okulu açılmış. Zahir, kendisi de ilk sirk okulu. Edremit’in Zeytinli Belde’sinde açılan bu okulda Türkiye’nin sirk sanatçıları yetiştirelecek. Bu kültüre uzak bizlerin çocuklarını trapezci olsun, kafasını aslanların ağzına soksun diye eğitime göndereceğini sanmamakla beraber hani olur da çocuklarımız ben “sirkte çalışacağım” falan derse, “git düzgün okullarda oku, onun okulu bile yok evladım” diyemeyesiniz diye yazmak istedim.

Valelerin Orman Macerası

anticipation[pilli_silinen_hesap] | 14 Eylül 2006 14:44

Hokkabazlık ve sihirbazlık dünyasından yeni numaralarla devam edelim. Seyircilere pek az iş düştüğünden olsa bugün ki numaramız diğerlerine oranla daha az etkileyicidir. Ve dikkatli gözler küçük hilenizi fark edebilir.Önce elli ikilik iskambil destemizden valeler ayrılır. Zira bu numaramızın hazırlık aşamasıdır ve seyircilerin kesinlikle görmemesi gerekir. Daha sonra ayırdığımız valelerden herhangi birini destenin en üstüne koyarız. Diğerleri elimizde seyircilerimizin karşısına çıkarız. seyircilerimiz karşısında dikkati çekicek biçimde kartları karıştırırız. Ancak kesinlikle en üste koyduğumuz vale hep en üstte kalıcak şekilde karıştırırız. Ve kartların karıştığını düşünen seyircilerimze dönüp hikayemizi anlatmaya başlarız…”Üç yakın arkadaş olan Hakan, Furkan ve Takan çok maceracı gençlerdir. Bir gün ormanda düzenlenen bir “yön bulma” turnavasına ekip olarak katılırlar. Birbirlerinden ayrılmadan ormandan çıkma yolları ararken saatler geçer ve turnuvayı kaybedecekleri korkusuyla yeni bir strateji geliştirmeye karar verirler. Uzun tartışmalardan sonra hepsi ormanın başka bir köşesine gitmeye ve çıkışı aramaya karar verirler. İki saat sonra tam bu noktada buluşmak üzere sözleşirler. Ve hepsi ormanın başka bir köşesine gider.”İlüzyon burada başlamaktadır. Valelerden birini alıp;
“Biri güneye gitmeye karar verir” der ve elimizde tuttuğumuz destenin en altına koyarız.”Diğeri kuzeye gitmeye karar verir” der ve o valeyi alıp destenin en üstüne koyarız.
Diğer valeyi seyircilerden birine uzatır ve ormanın içinde hangi yöne gitmesi gerektiğine onun karar vermesini isteriz.
Seyirci Valeyi destenin arasında istediği bir yere koyar. Daha sonra başka bir seyirciden desteyi kesip, diğer grubun üstüne koymasını isteriz. Böylelikle seyirciler, valelerin deste içinde dağıldığını düşünür. “Sonra seyircilere ” Şimdi çıkış yolunu bulmaya çalışan üç arkadaştan biri çıkış yolunu buldu. Hepsi buluşma noktasına geri dönüyor, sizce de buluşabilecekler mi?” der ve desteyi tek tek açmaya başlarız… Sonuç 3 tane vale kağıtlar tek tek açılırken, yan yana gelir.Nasıl gelir? Şimdi zaten destenin en üstündeki kağıdımız numara başlamadan önce yerleştirdiğimiz valedir. Kuzeye gider derken bir valeyi daha en üste koymuşuzdur. Daha sonra desteyi kestirdiğimizde alttaki valede bu kağıtların üstüne gelmiştir.Basit ve anlamayanlar için etkileyici bir numaradır. Sihirbazlar sırlarını anlatsa bile bazı püf noktalarını açıklamazmış; ama sihirbaz olmadığıma göre açıklamam da bir sakınca yok, eğer elinizdeki üç valeden biri siyah diğer ikisi kırmızıysa, yani destenin üstündeki kağıt siyahsa, kırmızı kağıtlardan birini kuzeye birini güneye gönderin. Kırmızı siyah kağıt destenin içine karışsın. Belki insanlar sembolleri net fark etmeyebilir ama renklere dikkat etmeleri daha olası… Keyifli günler…
Not: Hikayeyi kendinize göre uyarlayıp anlatabilirsiniz, ben bu numarayı farklı bir hikaye ile öğrenmiştim, bu da benim versiyonum.

14 Eylül Köprü ve Otoyollarda iş Yavaşlatma Eylemi

anticipation[pilli_silinen_hesap] | 12 Eylül 2006 18:28

Boğaziçi köprüsüne getirilen ksg ve ogs sistemi dışında geçiş imkanı olmayısı şartının ardından köprü trafiğinin çözülüp çözülmediği bir muamma, buna karşılık Fatih Sultan Mehmet Köprüsünde durumların daha beter hale geldiğini ise hepimiz biliyoruz. 14 Eylül’de otoyol ve köprülerde iş yavaşlatma eylemi yapılacakmış; benden duyurması…Ha bu arada eylemcilerin sürücülerden bir talebi var; ” buraya gelip eyleme destek vermeleri”…

12 Eylül’e tanık olmuş herkes gençliğe borçludur.

anticipation[pilli_silinen_hesap] | 12 Eylül 2006 14:35

Darbe sonrası doğan kuşaklar dinleyemedi anne babalarından 12 Eylül’ü. Öylesine sus pus olmuştu ki dudaklar; 10 yaşında küçük bir kız çocuğu “baba darbe ne demek, bugün ne olmuştu” diye sorduğunda cevap alamamışsa babasından, insanlar hala rüyalarında görüyorsa işkence dolu günlerini, “gözaltında kaybolmak” gibi yalan bir edime inandırılmaya çalışıyorsak, anne babalarımız bizi siyasetten uzak tutmaya çalışıyorlarsa, siyaseti ti’ye alacak kadar uzaksa, Genç Bakış programında “ellerim idam kararlarını imzalarken titremedi” bile diyen bir Devletbaşkanını alkışlayabiliyorsa gençler, 12 Eylül Darbesini yaşamış, tanık olmuş herkes çocuklarına,torunlarına borçludur. Siyasetten bir fiil devlet eliyle değil, anne baba,dede ve anneannelerimizin elleriyle uzaklaştırıldık. Şimdi apolitize olmuş bir gençliği suçlamak yerine anlatın ki yaşadıklarını neye karşı olmamız gerektiğini bilelim, anlatın ki dünyayı daha yaşanabilir kılmaya gücümüz olsun…

Kaç kere Sorguya Çekilsinler?

anticipation[pilli_silinen_hesap] | 11 Eylül 2006 12:05

Küçükken yazları tatile gittiğimiz yerde ilüzyonistliğe merak salmış orta yaşlı bir amca, yazlığın çocuklarını toplar türlü çeşit numaralarla bizi kendimizden geçirirdi. Bütün geceyi balona şiş geçirme, iskambil kağıtları arasından tuttulan kağıdı bulma, kırılan camın yeniden düzelmesi gibi numaraların büyüsüyle geçirirdik. Büyünce de hokkabazlığın,sihirbazlığın verdiği keyif değişmedi. İskambil olan her ortamda yapabileceğiniz ve tamamen permütasyon mucizesi olan bu numarayı sizinle paylaşayım istedim. Hiç bir el çabukluğu olmayan bu numara bana hepsinden daha sevimli gözüküyor.Öncelikle 52’lik destenin içinden Saraylı kartları ve asları ayırıyoruz. üstten alta kızlar, valeler, papazlar ve aslar olarak elimizde topluyoruz. Geri kalan ıvır zıvır kartları da “bar masası” olarak seyircilerle aramıza yerleştiriyoruz. Sonra başlıyor hikaye…Mahallemizde yaşıyan birbirinden güzel dört kız; Hale,Lale,Jale,Şule çok da yakın arkadaşlardı. Ancak bu dört güzel kızın çok despot babaları vardı. Bir akşam babaları evde yokken gizlice dışarı kaçan kızlarımız, bara gitmeye karar verirler. Bu arada elimizdeki destenin en üstünden başlamak üzere açıcağımız dört kağıt ki kendileri zaten “kızlar”dır, bar masası olarak kullanılan diğer destenin her kenarına birer tane olmak üzere oturtulur.Bunları bara girerken gören dört yakışıklı delikanlı da onları takip eder ve bara gelir. Dört tane vale de, her biri bir kızın yanına gelicek şekilde masanın etrafına oturtulur.Bu arada içki, sohbet, muhabbet derken kızlar saatin geç olduğunu fark etmezler, babaları çoktan eve gelmiş ve kızların evde olmadığını fark etmişler ve sokak sokak kızlarını aramaya başlamışlardır. En son kızları barda bulan babalar gelir ve masayı basarlar,bu sefer de papazlar, masanın dört kenarına valelerin ve kızların yanına tek tek oturtulur.Babalar erkekleri de görünce kavga başlar; masalar dağılır, yumruklar hava da uçuşur; ( burada izleyenleri şaşırtmak için masa olarak kullanılan deste etrafa dağıtılır. diğer kartlarla karışmasın…) Ve bar sahibi polisleri arar polisler gelir.Aslar gruplar halinde duran kız, vale ve papazların üstüne tek tek konulur.Şimdi durum 4 ayrı kağıt grubu vardır; hepsinde kız, vale,papaz ve as vardır sırasıyla. Bunlar birbirine karıştırılmadan elde toplanır. “Polisler kavgaya karışan herkesi toplayıp merkeze götürürler.”Sonra seyircilerden birine “kaç kere sorguya çekilsinler?” diye sorulur.Diyelim ki meraklı izleyicimiz 4 kere dedi. bu durumda. eldeki desteÖnce ikiye bölünür. Altta olan deste diğerinin üstüne konulur; sorgu=1daha sonra tekrar bölünür aynı işlem gerçekleştirilir;sorgu=2Bunu 4 kere tekrarladıktan sonra hikaye devam eder…
Merkezde sorguya çekildikten sonra, olayı tatlıya bağlayan polisler kızlara, babalara ve gençlere birer içki ısmarlamayı teklif ederler. toparlanıp bara giderler.elimizdeki deste, masanın dört kenarına teker teker oturtulmak suretiyle açılır; ve şöyle denir;” Ancak bu sefer herkes Masanın başka tarafına oturmuştur ki kavga çıkmasın.”Sonuçta bütün kartlar masanın etrafına sırayla açıldığında ortaya çıkan şudur;bir kenarda kızlar gruplanmış, bir kenarda erkekler, papazlar bir kenarda, ve polisler bir kenarda…Hiç bir zaman yanılma ihtimali yoktur, eğer olmamışsa bir yerlerde mutlaka bir yanlış yapmışsınızdır. Umarım anlatabilmişimdir. Süpriz dolu günler…

Dansın Ateşle İmtihanı

anticipation[pilli_silinen_hesap] | 10 Eylül 2006 23:43

Yeni Zelanda yerlisi Maori kadınlarının, bileklerini esnetmek ve erkeklerinin de savaş antremanı olarak yaptıkları Poi, bugün performans sanatları arasında önemli bir yer tutuyor. Ancak yalnızca performans sanatı olarak değil, tedavi amaçlı psikiyatri kliniklerinde de kullanılan poi son derece keyifli bir dans. Maori dilinde toplar anlamına gelen Poi’nin bir çok versiyonu var, en tehlikeli ve izleyenler açısından en keyiflisi olan “Fire poi”, ateşle dansa hazırlık amacıyla “Practice poi”, “glow poi” gibi. İpin ucuna bağlı topları dairesel hareketlerle hareket ettirmenin insan zihni ve bedeni açısından bu kadar faydalı olması mucizevi. Zira kiranıza muazzam bir zam geldiğinizde, sinir krizinin eşiğinde dururken elinize alıp çevirmeye başladığınızda birkaç dakika içinde yalnızca kirayı değil bütün dertlerinizi unutuyorsunuz. Birkaç gün içinde bileklerinizin esnediğini de fark ediyorsunuz Ancak hareketleri öğrenirken oranıza buranıza çarpan poiler canınızı yakabilir ama kesinlikle pes edilmemelidir. Sıkılan bünyelere şiddetle tavsiye eder kapalı alanlarda yaparken abajur, süs eşyaları gibi şeylere dikkatli olmanızı temenni ederiz.Videolar eşliğinde hareketleri öğrenmek için buradan ve şuradan faydalanabiliriz.

İstanbul’da Gece Seferleri

anticipation[pilli_silinen_hesap] | 09 Eylül 2006 12:49

4 sene önce Sultanahmet’te yaşarken, böyle turistik bir yere otobüsle ulaşımın neden saat 9:30’da bittiğini bir türlü anlayamazdım. Şimdi gördüm ki sadece Sultanahmet değil; 5 hatta daha İETT gece seferlerine başlamış. Son otobüsler genellikle saat 01:00’da. Yolu metro hattı üstünde olmayanlara, taksiye para bayılmak istemeyenlere duyurulur.

Jonglörlük Festivali

anticipation[pilli_silinen_hesap] | 08 Eylül 2006 17:20

Türkiye’nin ilk “Jonglörlük Festivali” 5-8 Ekim tarihleri arasında Tekirova Sundance Camping’te gerçekleşecek. Yurtdışından ve Türkiye’den bir çok katılımcının yanı sıra bu deneyimi ilk defa yaşayacakların da katılabileceği bir organizasyon olduğunu belirtmişler. Tatile çıkamayanlar, tatile doyamayanlar, eğlenmek, öğrenmek isteyenler için harika bir fırsat. Organizasyon güzel, Sundance Camping güzel. Buradan mekanı görelim; Şuradan da organizasyona bakalım;