bildirgec.org

Flex Datagrid Print sorunu

pubs3 | 11 November 2009 17:02

Arkadaşlar merhabalar,

Flex 3 ile uygulama geliştiriyorum. Bir yerde takıldım ve sizlerden yardım bekliyorum. (Kodaman.org’ta soru sorma bölümü yok sanırım)

Sorunum şu;

Datagrid içerisinde itemrenderer kullanarak xml’den çektiğim resimleri gösteriyorum. Fakat bu resimleri bir türlü yazdıramıyorum. Görüntülemede bir sorun yok fakat resimler localhost’dan yüklendiği için Flex yazdırma ekranına resimleri göndermiyor. Yazı ve diğer elemanlarda sorun yok sadece resimler basılmıyor.

Emin olun 40 takla attım ama olmadı bir türlü…

İp izleme aracı

kriptontr | 01 March 2008 13:12

yougetsignal.com
‘da gayet kullanışlı ip araçları bulunuyor
Açık Port Tarayıcısı
Port Test uygulaması ip adresinizdeki açık portları taramanızı sağlıyor.Sunucu uygulamalarının doğru çalışması için port ayarlarının yapıldığından emin olmada kullanabileceğiniz bir uygulama.
İp adresinden yer bulma
bu araç sayesinde herhangi bir ip adresinin whois bilgilerinde belirtilen adresleri google map üzerinde görebilirsiniz.
İp Takip Aracı
İp adreslerine veri göndererek bu web üzerindeki makinelerde dolaşımını izlemenize olanak veriyor.
Telefonda Adres Bulucu
Buradan da girdiğiniz bir telefon numarasının adres bilgilerini alabiliyorsunuz.

Deniz suyunda Makarna

kopanisti | 02 December 2006 15:19

– Sen git biz gelmeyelim bu hafta.
– Bir bakayım teknenin durumuna geç kalmam bende hemen dönerim, sen biletleri al ama.
Uzun uzun öpüştük kapının önünde.
Teknenin yanına vardığımda 50 dakika geçmişti.
İşte özgürlük.
Hava bir Aralık gününe yakışmayacak kadar ılıktı, ”Deniz suyu da ılık olmalı” diye düşündüm, teknenin başipinin boşunu alınca biraz daha yaklaştı yanıma ve yavaşça atladım üstüne. Kıçına geçip yüzükoyun sarkarak uzandım denize, elimi suda çırptım, suyun huzuru sardı heryerimi. Motoru çalıştırdım, tekrar başa geçip baş ipini çözdüm, kıça bağlı olan tonozun gerdirmesiyle tekne iskleleden uzaklaştı, sonra tonoz ipini çözdüm, suya bıraktım, geri vitese aldım ve uzaklaştım iskeleden. Sonra bir ileri ve marinadan çıkış. Sevgilimle başbaşa tertemiz suların üstünde süzülerek gidiyorduk artık, ama biran önce motor sesi bitmeli sadece rüzgar ve suyun sesini duyabilmeliydim. Sevgilimle bu güzel günün tadını çıkarmalıydım. Teknenin burnunu rüzgara doğru çevirdim, direk dibine gidip ana yelkeni direğe basmaya başladım. yarıyı geçince iyice ağırlaşmıştı, bu işler tek başına yapılmaz ama sevgilimle başbaşa olmak da ayrı bir keyif. Tekrar kıça geldim ve mandar ipini vince dolayıp elimle sararak yelkeni direk tepesine kadar bastım. Dümene geçtim biraz rüzgar altı yaparak yelkeni rüzgarla doldurdum. Havada tatlı bir rüzgar ve pırıl pırıl bir güneş. Ön yelkenin kilidini açıp onu da rüzgarla doldurdum. Artık motoru kapamanın zamanı geldi. Rüzgar ile hafif yatan tekne tatlı tatlı yol almaya başladı. Su gövdesinden geçerken tatlı bir şırıltı çıkarıyor, burunda oluşan köpükler yanlara doğru açılarak arkamızdan uzaklaşıyordu. İki Saat sonra adanın limanlığına girmek üzereydim. Önce önyelkeni sardım, teknenin burnunu tekrar rüzgara döndürdüm, motoru çalıştırdım, ana yelkeni yavaş yavaş indirmeye ve teknenin içine yatırmaya başladım.Nasıl olsa dönerken tekrar basılacaktı bu nedenle bumbanın üstüne sermekle uğraşmadım. Teknenin havuzluğuna özenle katlayarak yatırdım. Masmavi suyun dibi gözüküyordu, sanki su yoktu ve tekne havada asılı duruyordu. Sezonda çok kalabalık olan bu koy bir Aralık sabahı sadece bana aitti. İçeri girebildiğim kadar girdim ve demiri bıraktım, dalga ve rüzgar olmadığından demirin tuttuğuna emin olunca kapadım motoru. Bir süre sırt üstü uzandım, gökyüzüne baktım. Şu anda insanların şehirde birbirlerini nasıl yediklerini, yeni çamaşır makinası alınmadığı için eşlerinin dırdırını dinleyenleri, trafikte birbirlerine küfür eden sürücüleri, bu güzel günü maça giderek öldürenleri, bacalardan çıkan siyah dumanları düşüdüm, ”Çok şanslısın be moruk” dedim kendi kendime, ”İşte sevgilinle beraber bu güzel cennettesin.” Bunu sesli söylediğimi sonradan farkettim, ve güldüm bu sefer kendi kendime. Portucu açtım, plastik kovayı aldım, sapına bşr ip bağlayıp salladım denize, sapınmın ağırlığıyla yan yatan kovanın içine ağır ağır doldu deniz suyu, çektim aldım yukarı. Kamaraya indim tencereyi doldurdum, ocağın altını yaktım, geçen haftadan kalan ahtapotu dolaptan çıkardım.
Koyda çıt yok.
Benim mutfakta çıkardığım sesler kıyıdan yankılanıp tekrar bana dönüyor.
Elbiselerimi çıkarmaya başladım, ne olur ne olmaz kamaradan dışarı uzanıp etrafı tekrar kontrol ettim. Sonra çırılçıplak suya atladım yüzdüm kıyıya kadar, kumlara çıktım uzandım güneşin altında. Yılları aradan çıkarsam sevgilim de çıplak yanımda olurmuydu? Hala aşıktım O’na, hala rüyalarıma giriyordu, hala düşünüyordum O’nu. Şehirden uzak burada çıplak uzanmak nasıl birşeyse O’nu düşünmek te öyle bir şeydi, O’nunla aramda kimse yoktu. Sadece O ve ben, Issız koyda masvavi deniz, gökyüzü O ve ben.
Canı cehenneme! dedim kaprislerin, tafraların, alınganlıkların, kıskançlıkların, kibirlerin. Canı cehenneme! dedim dünyanın hala seviyorum seni var mı bi diyeceğin. Hala düşünüyorum, hala aklımdasın, kanımdasın, beynimdesin, midemdesin. İyi bok yedin evlendinde. Nerden girdim o gün fotoğrafçıya, Nerden gördüm resmini masada camın altında.
”Bakkal la mı evleneceksin?” demişti banan, al işte yine bakkalla evlenmişsin, ne değişti?
Babanın da canı cehenneme! Evlendiğin salağın da.
Hatta seni terkettiğim için benim de.
Makarna suyu kaynamış olmalıydı, biraz da üşümeye başladım, deniz suyunda haşlanmış ahtapotlu makarna yapacağım. Atladım suya ve tekneye doğru yüzmeye başladım. Yemekten sonra marinaya dönüp eve ulaşmam beşi bulur, dışarıda birşeyler atıştırıp sinemaya gideceğiz.”Ben bugün karımı seninle aldattım haberin varmı?”

blogspot ban

ap | 07 March 2006 17:41

blogspot’un ip leri nasil banladigini bilen varmi? veya banlanmis ipleri nasil ban listesinden cikarilacagini? bir basvuru emaili bile yeterli olacaktir. Hayret bir sey yani..Tam 8mb lik yeni bir adsl alip , robotlari oraya koymustum ki olan seye bak..:(

Oynuyorum Ama Nereye Kadar?

Ethan | 18 May 2002 21:54

Psikopat değilmişde sanki normalmiş taklidi yapmak.Gay değilmişde sanki heteroyomuş gibi davranmakKendini kötü ve aciz hissettiğinde sonuna kadar iyi ve güçlü gibi görünmeye çalışmak…

Son zamanlarda yaptığım şeyler bunlar… Aman allahım kafayı yiyeceğim. İşin komik tarafı her zaman çok iyi anladığım bir insanı da ihmal ediyorum. Çok iyi olduğum bir insanı… Biricik bir insanı… Bu şey gibi, söyleyemiyorumki onun sorunlarını bana çok uzak geliyor. Anlayamıyorum. Hani 80lik bir amca ^^internette chat yapiyordum ama laga takıldım^^ gibi bir cümleden hiç birşey anlamaz ya… Aynen o derecede anlamıyorum. Teneffüs etmediğim bir havayı hissetmeye çalışmak gibi birşey bu.Son derece amaçsız. Onun yanındayım.Sonuna kadar çünkü epey ilerledik ve onu çok seviyorum. Ne diyebilirim, ne yapabilirim bilmiyorum. Mazeretim var. Sınav var ve kafamı kurcalıyor. Birşeyler yapabileceğimden eminim ama yapabileceğimin en iyisini yapamama düşüncesi beni endişelendiriyor. He bu mazaret mi ayrıca! Herkesin sınavı ve emin olduğum başka birşey onun sınavı benimkinden daha zor ve bir ay sonrada bitecek cinsten bir sınav değil. Olabildiğimce sakinim aslında. Öyle görünüyorum. Ses tonumu o ^^azimli ve başarılı^^ moduna getiriyorum. Etrafta bazen dik bazen kambur yürüyorum. Bunun yanında evet duygusal anlamda büyük bir abazalık içindeyim. Hayır yok! Yeni biri olmaz! Yat,kalk,orda kal,portakal!

Maksat felcli hastalarin hayatini kolaylastirmak

guney01 | 28 August 2008 08:40

saglikli haber
saglikli haber

Belden aşağısı tutmayan felçli hastalar için israilli bir doktor mekanik bir alet geliştirerek bilgisayar yardımı ile felçli hastaların yürümek merdiven çıkmak gibi önemli ihtiyaçlarını karşılamalarını sağlamıştır. doktorun kendisininde felç olması böyle bir makine yapmasını sağlamış. fiyatı bana biraz abartı geldi ama sırf bunları yapmak için ve saglikli olmak için bile 20bin dolar verilebilir.detaylar burada.

When In Rome

tai | 24 February 2009 16:13

Las Vegas dizisinin yakışıklı oyuncusu Josh Duhamel‘in Kristen Bell ile başrolleri paylaşacağı, 2009 ağustosunda gösterime girmesi beklenen romantik komedi.

Film
, işinde başarılı fakat aynı başarıyı aşk hayatında gösteremeyen Kristen Bell’in romaya yaptığı bir gezi sırasında Josh Duhamel’le tanışması ve akabinde gelişen olaylar şeklinde klişe bir konuyu ele almış. Zaten yapılan açıklamalar ve yorumlarda da daha fazlasını vaad etmediklerini görmek mümkün. Ama sadece roma manzaraları, Josh Duhamel’in yakışıklılığı ve bunun gibi faktörlerden ötürü izlenebilir olma ihtimalini de bünyesinde barındırıyor.