bildirgec.org

Peki ya öykü?

kahramancayirli | 18 March 2007 23:59

Geçen hafta Radikal İki’de yayımlanan, edebiyat öğretmeni Caner Kerimoğlu’nun bu topraklardan şiirin kanının çekildiğini anlattığı “Şiir öldü mü?” başlıklı yazısını okurken, içimden sık sık başlığa yazdığım soru geçiyordu. Sahiden de şiir ölmüştü ölmesine; ya öykü?
Öykü yazmak ve okumak, diğer edebi türlere kıyasla daha zahmetli, daha fazla emek gerektiren bir iş. Öyküde sınırlı olan edebi alana yerleştireceğiniz her sözcük üzerinde (diğer türlere kıyasla) daha çok durursunuz. Özellikle öykü yazarken hem ölçülü ve ekonomik hem de etkili olmalısınız. Zira öykü okurları daha vefasızdırlar, okumaya başladıkları öyküden kolaylıkla vazgeçip başka bir öyküye atlayabilirler. Avantajı, kısa olması, daha az vaktinizi almasıdır. Günümüzün hızlı tüketim söylemine daha uygun mahiyettedir, bu yönüyle.
Bu arada şöyle bir problemimiz var: Amatör veya profesyonel öykü dergilerine yayımlanması için öykü gönderenlerin sayısı, öykü dergilerinin tirajlarından daha yüksek! Ankara’da takip ettiğim bir kitapçıya ayda 10 tane gelen prestijli bir edebiyat dergisi, ay sonunu 8 mevcutla tamamlıyor. Korkum şudur ki, o 2 adedi de, edebi ürünleri söz konusu dergide yayımlanan amatör yazarlar alıyor! Velhasıl, öykü yazan çok ama okuyan yok…
Yayınevlerinin piyasaya sürdükleri kitapların içinde öykü kitaplarının oranı son derece düşük. Yayınevlerinin daha cesur olmaları gerektiğini düşünüyorum. “Bestseller”ların arasında şiir-öykü kitapları görebilmeliyiz (uzun zamandır dikkatle takip ettiğim listelerde Ayşe Kulin’in “Bir Varmış Bir Yokmuş” adlı öykü kitabını gördüm bir tek). Bütün senedir aynı listede “Şu Çılgın Türkler”i görmekten açıkçası bana gına geldi.
Kerimoğlu, lıÜüise ve üniversite öğrencilerinin çoğunlukta olduğu bir gruba sorduğu “Yaşayan şairlerden kimleri takip ediyorsunuz?” sorusuna çoğu hayatta olmayan şairlerin isimleri sayılsa da, en azından yanıt alabilmiş. Şimdi sokağa çıkıp gençlere “Hangi öykücülerin eserlerini beğeniyorsunuz / takip ediyorsunuz?” diye sorsam, sizce yanıt alabilir miyim? Sanmıyorum. Ama Hülya Avşar’ın yeni sevgili adayının adını, ne iş yaptığını yediden yetmişe ezbere biliyoruz.
Öykü, sudur
Yazma edimiyle ilgilenen gençler bir dönem şiire yığılmışlardı oysa şimdi öykü türünde bir yoğunlaşma söz konusu (ki bu güruha ben de dahilim). Nitelikli öykü dergileri yayımlanıyor, görece az da olsa öykü kitapları basılıyor ama kitapçı raflarında tozlanıyorlar maalesef…
Öykü okumak ciddiyet ister; her biri titizlikle işlenmiş sözcükler, okurun huzuruna çıkmak için birbirlerini yerler. Öykü, dikkatinizi, edebi birikiminizi ister. Romanın, denemenin üzerine kuma gelmek istemez hiçbir zaman, edebiyat evinin nazlı küçük kızıdır.
Öyküyü severseniz, akar gider; berrak bir nehir gibidir, sudur neticede. Sait Faik’in, Ayfer Tunç’un öyküleri, “Ferrari’sini Satan Bilge”den daha mı değersizdir?

Tiksinti; Repulsion (1965)

queennothing | 28 August 2011 15:58

Fransız Sineması’nın gizem ve gerilim yapımlarının ustası olan Roman Polanski‘nin yönemenliğini yaptığı sinema filmi “Repulsion
1965 senesinde çekildi. Senaryosu Gérard Brach, David Stone ve Polanski tarafından yazılan yapım Berlin Uluslararası Film Festivali’nde FIPRESCI Ödülü’ne layık görülürken bir dalda BAFTA’ya da aday gösterildi. Başrolünde Fransız aktris Catherine Deneuve‘nin yer aldığı yapımda Ian Hendry, Yvonne Furneaux, John Fraser, Renee Houston, Patrick Wymark, Hugh Futcher ve Helen Fraser de rol alıyor. Bütçesi 300.000 Dolar yapım, Türkçe’ye ‘Tiksinti’ olarak çevrildi.

usks, 2, kozmetik satıcıları

ucan sato | 25 December 2006 18:04

satış teknikleri diye bunlara öğretilen şeylerin esası dünyadan bihaber olmaktır. diyelim bir nemlendirici ya da ruj aldın, sorar, allık da düşünmez misiniz, ışıltı veren allıklardan geldi, gece çıkarken kullanabilirsiniz. sekiz saat uyuyamamış gözlerinle bakarsın ona, ithal edilen bu küçük kutular, şişeler, sıvılar değil demek sadece, bi hayat şekli..ama bizim hayatımız öyle mi kuzum, nereye çıkıyorum ki geceleri, evimde çay içiyorum pijamalarımla. hem kimi kandırıyoruz ki, asgari ücretle çalışmıyor musun sen? beni gerekliliğine inandırmaya çalıştığın şeylere sen ne kadar inanıyorsun? söylemezsin tabii bunları, sekiz saat uyuyamamış gözlerine bakıp hayır, diyebilirsin sadece, teşekkürler. ne yapacaksın, dertleşecek misin ayaküstü. çıkışta da belki bir yerelere gidip bir şeyler içersiniz, ışıltılı allıktan sürerek.

kolay sanal makine oluşturucu

penguen06 | 30 December 2006 19:52

www.easyvmx.com
www.easyvmx.com

pardus 2007‘yi çok merak ettiniz ama sisteminize ikinci bir işletim sistemi şeklinde kurmak istemiyorsunuz vaktiniz yok bilmiyorsunuz riske girmek istemiyorsunuz vs. o zaman önce wmware oynatıcısı ücretsiz versiyonunu bilgisayarımıza indiriyoruz. bu oynatıcının ihtiyaç duyacağı dosyayı easywmx adresinde kolayca oluşturuyoruz.

Pardus 2007
Pardus 2007

indirdiğimiz pardus iso dosyasını CD ye yazıyoruz. wmare çalışmaya başlayınca pardus cd’den kuruluma başlıyor. birkaç küçük ve kolay adımdan sonra işletim sisteminiz hazır. işletim sistemleri arasında dosya transferi yapmanızda mümkün.

daha ucuz klima

neoturk | 08 August 2006 09:43

buz kalıbı
buz kalıbı

klima giderlerinde %30 kadar azalma herkesi memnun ederdi. İşte klima teknolojisine yeni bir atılım olmasa da çalışma mantığında yapılan küçük bir değişiklik bize bu kolaylığı sağlayacak nasıl mı ? su dolu bir tankınız olacak aynı klima motorlarının büyüklüğü kadar, bir buzdolabı soğutucusu önce bunu donduracak, normal bir klima da bu buz erirken seri serin üfleyecek. Aslında mantık yıllardır doğu ve güneydoğu illerimizde kullanımdaydı. buzdolabının kapağını açıp serinlerdiniz şimdi sadece yerine pervane ve soğuk havanın geleceği kanal sistemi konulmuş. Biz bunu çoktan düşünmüştük 🙂 işte ayrıntılar