bildirgec.org

yine hakkında tüm yazılar

silahlı yasam

ibrahimustura | 25 June 2008 16:09

maclardan sonra ortaya cıkan magandalar ya gökyüzünde yıltızları vurtuklarını düsünüyor yada ertesi sabah gazetelerde “cocuk ölusü”toplamaya bayılıyorlar bakmayın onlara maganda dediklerine düzen onları alnından öper ülkedeki bütün güzelliklerin yerini onlar dordurmustur hatta bir toplumun gurur anıtları olarak sadece milli maclarda degil bilimum gösterilerde silahlarını konustururlar özel sarkıcılar vardır özel sarkıları ölü yada sakat bırakılmıs cocuk resimleri biriktirmeye bayılırlar cogunun altında kocaman lüks cipleri mevcuttur .camurlu konusurlar silah cekmeden kendi varlıklarının farkına varmadan farkına varmaları imkanzıstır zaden allah”ın yarattıgı kutsal canın onlar icin bir kursunluk degeri vardır “bir arastırma yapılsın kırmızı ısık süvarilerinin bu adamlar oldukları görülecektir trafikte tek cümle zorbalıkta onların gururlu gösterisi bulunacaktır devir onların devri cünkü “cünkü herkes bilmelidir ki…mac geceleri atılan kursunlardan fazlası onların silahlarının icinde gizlidir cünkü onlar ya yasamak icin yada kursun sıkmak icin yaşarlar -onlar silahlarında korkularını tasır cünkü yüreksizdirler silahları yoksa hicbir seyleri yoktur onlardaki bu zavallı tekrarlanıs yasaların onlara gösterdigi özel muameledir yigitleri sorgusuz sualsiz asan ulke onlara kolayca af verir silah verir güc verir her defasında yine af verir onları düketmek yerine cogaltan sistemin “cocukların ölümünden yaralanmasından aslan payını almalı bence ibrahim özcana sorarsanız magdur analar babalar susmayın

youtube yine yenide kapatıldı…

Shew | 20 May 2008 13:02

mazlum youtube
mazlum youtube

Evet arkadaşlar yine bir youtube kapa-aç haberiyle karşımızda bu daha bir metanetle karşılayacağınıza emin haberi çükü hepimiz alıştık artık youtube bu durumuna.Ve bir çoğumuzun koplu teorileri öretmeye başladığınızda biliyorum benimde var bir kaç tane çümkü.Telekom altyapı patlak verince hemen youtube masanın hemen altındaki kapama tuşuna basıyor ve işte sonrası malum bizlerde tv haberleride hayatında youtube ye girmeyenler bile youtube konuşuyor.Ve son cümleler henüz söylenmemişken youtube yenide açılıyor.
Gelin bir kampanya başlatalım arkadaşlar “youtube tamamen kapatılsın altyapı bayram etsin” diye birşey.
nedersiniz hoş olmaz mı_?

KENDİME SÜRGÜN

| 18 December 2007 00:10

KEDİME SÜRGÜN

Çok uzun zaman değil biraz önce oldu her şey. Ve fark ettim ki, artık sen yoksun ve ellerimde senden kalan o soğukluk büyüyen yorgunluğumla kayboldu. Yok oldu diyemiyorum çünkü korkuyorum gün geldiğinde beni yeniden bulacağından. Ama olsun bu güne şükür deyip artık doğru yorgunluklarda bitip tükenmeliyim. Buna güne şükür.Bilmeden bir yol ayrımındayım. O kadar yorgunum ki; kedimi durgun bir okyanusta ay ışığı altıda kaybetmek istiyorum. Kaybolduğum o okyanus üzerinde bir gemi içinde olmalıyım, yelkeni yırtılmış, direği kırılmış. Oltama yaşamdan anılar takılmalı en sevdiklerimden. Kim bilir beklide yalın bir yalnızlık olur bütün bunlar ve kim bilir belki bu yalnızlıkta istediğim gibi kaybolurum. Kimse sormazsa söylemem “nerden gelip, nereye gittiğimi”. Ve kimse sormazsa söylemem “neden bu kadar yorgun olduğumu”.Anladım, anladım ki insan bir defa sevebiliyormuş ve anladım ki insan bir defa ölüyormuş. Ne daha fazla ne daha az. Sarsak bir ruh haline bürünmüş yolculukların bile haram olduğu bir zindan da yorgunluğu mesken tutmuş bir yolculukta imkansız. Anladım, anladım ki ne kadar ölü olursan ol karanlıkta gördüğün hiçbir ışığı cevapsız bırakamazmış insan.Kim bilir, belki zamansız açtı dalımdaki mevsim baharı. Ve zamansız toprağına düştü göğümdeki yağmur bulutum. Hep bilmek isterdim sevdanın hallerini, bilmezdim böylesi kor hallerde insanı yaktığını. Ve bilmezdim yarin susmalarının cehennem olduğunu. Ve insan yüreğini parçalayan her acı kırbacının, her defasında insan ruhuna bir şeyler kattığını.Kendimi savaşını kaybetmiş yaşam kahramanı gibi hissediyorum yol ayrımlarında. Başımı kaldırıp bakamayacak kadar korkak ve yol alamayacak kadar yorgunum. Ellerim bağrımda bağlanmış, bir erkek tavrıyla soluksuz kalmalardayım. İkindi tadında bir mekan, gece tadında bir geçmiş. Gelecekse dünyanın hiç görmediği bir mevsim gibi. Beklemekte ve de sormaktayım.“Sevda yangınında zamansız sönen yıldızlar,Sorarım size:Kaç gün kaç gece sürer sizce?”Ne uzun bir sessizlik kaplar bütün sorulardan sonra insan dudaklarındaki tebessümleri. Her kesin bilmezlikten geldiği o yarım kalmış gerçeklikleri bile bilen ve gören biri var elbette. Kim bilir, sevdayı hak eden tek yalan odur belki de. “Aşk” dediğin zaman senin yollarına yol verecek, “Sevda” dediğinde bilmediklerini sana öğretecek. Kim bilir, sevdayı hak eden tek yalan odur belki de.“Yıldızlar cevap verir ince bir sızı gibi sessizce:Aydınlığın harap, bakışların bitapKendini bul önceHem gündüz hem geceYoksa her şey ziyan olur bizce…”Soluksuz kalmış kısraklar gibi yüreğim, sağır bakışlarda ufku güneşsiz yarınlarım. Kollarım bağrımda bağlı kalmış, yol alamayacak kadar yorgun, bakamayacak kadar korkağım. Acı bir gülümseme yüzümde ve bir erkek ahmaklığında gurur yapmadayım. Ve bir kadın edasında korkmaktayım bilmediklerime. Uzun bir yol bakmasam da görebiliyorum, garip bir yön, başlamasam da çözebiliyorum. Artık kendimi miraç kılmalıyım, yoksa sonum yitik, bütün yalanlarıma rağmen farkındayım.“Konuşurum size:Yangınımda sönen yıldızlarArtık yol alalımGece tadında bir geçmiş, ikinde tadında bir mekanVe vakit tamam….”

SEÇİMLER YAKLAŞTIKÇA

| 28 April 2006 16:39

Şu bizim ülkemizde;
1 İktisadi hayat düzelme yoluna girince,
2-Seçimler yaklaşınca,
3-Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşınca,

bilinmeyen bir merkezden sanki bir el ! hemen harekete geçiyor.
Bir anda anarşi azıyor,
Politikacılar azıyor,
İktisadi durum bozulmaya başlıyor.
Eskiden buna bir de döviz (Dolar) krizi ekleniyordu.Şimdilik o cenahta olumsuz bir hareket yok ama bu seferde mübareğin ucuzluğu dert oldu.
İçte ve dışta ne kadar melanet yuvası varsa hemen hareketleniyor.
Ne dersiniz, bu işte bir bit yeniği yok mu?
Bu toplum gerçekten kendine işkence etmekten zevk mi alıyor yoksa.

ve sonra akşam oldu yine

| 20 February 2006 18:15

güneş boğazından ikiye parçalanmış bu şehrin üzerinde batarken, soğuktan bir kuş daha öldü…

yine görmedim gün batımını bugün. oysa o kadar da severim ki bu hafif esintide çırpınan güneşin, dalgalarca yavaş yavaş yutulmasını izlemeyi… hele ki çay varsa yanımda; bir de hoş sohbet bir dost..
daha ne olsun!
sağlık olsun, şükürler olsun, aşkolsun…

yine görmedim gün batımını bugün. geceler benim, ben gecelerin. gündüz “başkasının hesabına” çalışıp başkasının hesabına yaşıyorum yıllardır. ne koyarsan koy adını, en insaflıca “rezillik” bunun adı.