bildirgec.org

sıkıntı hakkında tüm yazılar

aman başlığı da yok …

morfik | 26 June 2008 13:31

Off..of..boğuluyorum. açık havada nefesimi tutarak.yapabilecek yiğit varsa buyursun. nietzsche
’ ye de küfrediyorum. ah hele o ümit yaşar. ne vardı yazacak o kadar? Yazdın da başın göğe mi erdi? Okuduk ve vaww dedik. Biraz da ağladım yalan yok. Ben yazmak istemiyorum. Hiçbir şeyi yazmaktan sıkıldım. Hayat başlı başına zaten özel. Niye habire içine birşeyler tıkıştırmaya çalışıyoruz. yaşayabiliyorsan, al işte başarı. Sarhoşsam kime ne? İçki şişesi ile ilgili laf söylesek terbiyesiz oluruz durduk yere. Üstelik aa bir kadın. Çok ayıp. Gözyaşı yerine gözlerinden süzülen pınar dedik te inceliğimizi anlayan mı oldu? Yazmak istemiyorum. Başka bir halt da edemiyorum. Yazdığım da şaibeli. Kalem en son elinde görüldü. Zaman geceydi. Hımmm,kim öldü?
Bu erkekçikler arasında,kadınlar erkek oldular.
Adamcasına yaşamak dururken
bir sandık dolusu kemik kaldılar.
Off..off..yazmayacam. Kendi ölümü öpeyim ki yazmayacam. SUSTUMMMM.
SUSTUMMM.

Döndüm Kimin Umrunda

bahard17 | 30 May 2008 10:23

Geri döndüm. Büyük olasılıkla hiçbiriniz yokluğumu farketmediniz. Zaten farketmenizde gerekmiyordu. Bi anda birşeyler oldu ve ben yazmaktan vazgeçtim. belki de bu aralar kafamın devamlı başka yerlerde olmasından, bir sürü şeyi düşünmem gerktiğinden bilemiyorum. Bi anda bitti yazı yazma hevesim. Şimdi neden döndün derseniz ki çoğunuz hiç farketmedik banane diyecek. Uyku tutmadı diyelim. Neyse aranıza dönmek güzel. Yine birbirinden güzel ve ilginç konular döktürmüşsünüz sayfalara. Eeee sonra derseniz. Hİçbir şey sadece paylaşmak istedim sizlerle

Bilgisayarınız canınızı mı sıktı?

ufuboz | 23 May 2008 10:36

Bazen bilgisayarınızı kıracak kadar kızdığınız oldu mu?
Yaşlı kurtun(hurda ya da ihtiyar da diyebilirsiniz) saatlerce döküman açmayı beklediğiniz bir anda “yeter artık be”
nidalarınıza ve monitorü tokatlamanıza cevaben dıııt dıııt(imdaat) sinyallerini duydunuz ve artık buna bir sona vermeye kararlısınız..Pc nizi cehenemme tek tekmeyle yollamak üzereyseniz DURUN!!! ilk önce buraya bakın ve ondan sonra ne yapacağınız size kalmış..

evlilik macera ötesi birşeymiş!

STRAWBERRY07 | 11 May 2008 10:30

Kadın ve erkeğin taban tabana zıt ama bir o kadar birbrini tamamlama özelliği mükemmel varlıklar oldukları kesin. Birlikte yapmak zorunda kaldıkları birşeyler olduğunda ciddi krizler yaşanması da doğal bu bağlamda.
efendim, malumunuz evlenmeye çalışıyoruz şu aralar. evet “çalışıyoruz” diyorum çünkü cidden zorlu ve insanı çileden çıkartabilecek bir süreçmiş, yeni anlıyorum. Her neyse…Dediğim gibi debelenmekteyken biz, zaman zaman içimden “puff olmanın” da ötesinde, kafama kırmızı bir huni takıp, tabak çevirmeye başlamak ve soluğu “bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde” almak geliyor! hem de nasıl geliyor anlatamam!
Olay aslında çok basit. iki insan beraber yaşamaya ve yaşlanmaya kalkışıyor ve usulen yapmaları gereken bir imza atıp devletten sevişmek için izin ve onay almak. Kişiler aslında çok net: “biz beraber yaşamak istiyoruz. seviyoruz birbirimizi, beraber iyi vakit geçiriyoruz. hayat zor falan eyvallah ama beraber daha kolay kalkarız sıkıntıların altından dedik, karar verdik. e bize müsaade lütfen…”
talep bu…ancaaaak! O kadar yalın olamazsın arkadaşım, diyor herkes bir anda. Ne o öyle, atalım imzayı, bitti gitti işte, hadi geçmiş olsun ayakları? yemezler! Daha bunun gelenek görenekleri var, otu boku püsürü var, “aaa olmaz çok ayıp, bunu yapmak gerek”leri var, prosedürü var, edebi adabı var!
İlk şoku nişan dönemi yaşıyorsun. Çiçekle bile fotoğraf çektirmek zorunda kalınca mesela! O nedir bana biri açıklasın lütfen ya!
Sonra başlıyor ev kurma fırtınası…El Nino yemin ederim! Her kafadan bir ses çıkıyor. “Koltuğu bu tarafa koyarsanız daha iyi çünkü yemek takımı şurada olmalı.” – “Aaaa, buraya bardaklar konmaz. Tabakları getir bakayım.” – “Şu ara çok boş kızım. Br halı lazım buraya.” – “büfesiz ev olur mu canım? nereye koyacaksın yemek takımını?”…vb
Sevdiğin insanlar bunlar. Anneler babalar…Kalplerini kırmaya değer mi? “tamam” diyorsun hepsine…
Asıl bomba kadın-erkek farklılığından patlıyor. Kadın can hıraş debelenirken – nikah şekeri, davetiye, eksiklerin alınması, davetli listesinin oluşturulup haber verilmesi, taleplerin dinlenilmesi, gerekenin yapılması- konularında, erkek gayet rahat, “Aşkım halledilir sıkma canını” diyerek otururken kızılca kıyametin kopması işten bile değil!
Salona koltuk takımı alınacak…Kadın gergin çünkü arızalı olduğu bir konu gündemde: fazla maliyeti olmasın ama iyi de birşey olsun…Adam mantıklı: biraz maliyetli olabilir ama sonuçta bu yıllarca kullanılacak, değmez mi?
tam 7 saat gezilir mobilyacılar. kadın ağlamak üzeredir, adam ise kadının paniğine gülmekte…
Zaman daralmaktadır. Faturalar birikir, gelir giderin yanında “mini boy” kalmakta ve ezilmektedir…Kadın gerildikçe gerilir çünkü bir yandan da işe gitmek zorundadır. Nereye ait olduğunu bilemez, daralır. Bir evi vardır bir uzak şehirde ve o evde yaşayamamaktadır. Birkaç evi vardır bulunduğu şehirde ve o evlerde misafirdir. İçi sıkıldıkça arar adamı, onu daraltır….
An gelir kendinden nefret eder bu arızaları yüzünden ama engelleyemez çünkü o sakinleşmeye çalıştıkça telefonu sürekli çalmakta ve bilumum aile bireyi bir soru sormakta ya da birşeyler hatırlatmaktadır:

Kuaför mü olsam acaba ?

Asturias | 26 March 2008 22:50

Gazetede geçenlerde bir yazı okudum. Türkiye’de en cok kazanan meslek dalları arasında bayan kuaförlüğü geliyor. Bir an dedim ki içimden
” Hakkaten kuaför mü olsak ne? İyi fikir aslında …”

Bize küçüklükten beri hep öğretilmiştir. Zorunlu ihtiyaçlar vardır. Birde lükse kacan ihtiyaclar vardı.
Her insan zorunlu ihtiyaclarını karsılamak zorundadır ancal lüks ihtiyaclar insanın parasıyla dogru orantılı olarak artarlar.

Benim değinmek istedigim lüks ihtiyaclardan biri kuaförlük hizmeti. Ancak bayanlar için lüks birsey değil sanırım bu…

hüzüntü [hayalci]

| 20 March 2008 19:15

Yine geldin!
Geldin ve oturdun baş köşeye.
Seni gidi davetsiz misafir.
Seni gidi utanmaz sıkılmaz pespaye!

Biliyorsun!
Biliyorsun senden nefret ettiğimi.
Senden ve çuval dolusu hüzüntü yükünden.
Sıkıntı ve keder

Geliyorsun!
Bilerek ve isteyerek,
beni sıkıntılara boğmak için.
Beni kasvete büründürmek için.

Biliyorum!
Kimlerden, nelerden yüz bulduğunu.
Kimi zaman anlamsız bir şarkının birkaç notası,
kimi zaman bir şiirin birkaç dizesi,
bir öykü,
bir roman,
bir film sahnesi…

Teğet geçiyorsun kimi duygulara,
Yanağından hiç öpülmemiş bir çocuk,
Ya da eksik bir anne şevkati,
Platonik bir aşk,
Yarım kalmış, eksik bir şeyler,
Boşa geçmiş bir ömür,
Ve daha neler neler…

dizi keyfi!….

talos | 28 January 2008 14:54

ülkemizde ki dizi furyasını pekala biliyorsunuz. her akşam hangi kanalı açarsak açalım bir dizi ile karşılaşıyorsunuz. kaç tane dizi çekiliyor sizce? 5 popüler kanalın dizilerinin adlarını bir sayayım;

star tv ;

acemi cadı, iki aile, vazgeç gönlüm, köprü, çemberin dışında, tatlı bela fadime, sevgili dünürüm ve bilimum bir iki bölümle kaldırılanlar…

atv ;

elveda rumeli, gazi, karayılan, avrupa yakası, geç gelen bahar (yeni başlıyor), sessiz gemiler, parmaklıklar ardında, sıla, hatırla sevgili, selena, hepsi1, görgüsüzler, sinekli bakkal ve bilimum bir iki bölümle kaldırılanlar…

menekşe ile halil
menekşe ile halil

kanal d ;

hacıyatmaz

mahirgul | 22 January 2008 23:04

Boş sıkıntıiçi boş bir bavul
ne koyarsan alır içinegeride vermez
aldıklarını dikkatetmek gerekir
bu bavulu toplarkenyoksa
bi bakarsınyutuvermiş
hacıyatmazını

Herkesi Dövesim Var!…

linet | 04 January 2008 17:34

2008 gelmiş ne oldu şimdi, sadece takvimler değişti, bir yaş daha alacağız ne olacak? Hiçbir şey …. Bridget Jonesgibi bu sene yapılacaklar listem bile yok, listelerle işim yok, çünkü yapacak takatim yok.. Kar yağıyor, önce bembeyaz oluyor heryer, tüm kirler kötü görüntüleri yok ediyor bembeyaz bir güzellik, sonrası gri bir çamur, daha beter çirkin, kirli bir görüntü.. Herşey başlarken güzeldir, pek renkli pek keyiflidir, sonrasında görmeye başlarsın kirli yüzünü.. Eskiden erken çıkardık kar yağdığında hala ses soluk çıkmadı hadi paydos diyen yok, dün bir proje sundum ama bu yönetici ile olacak gibi değil, onu aşıp bir üstüne gittim çok destekledi, off yaa sıkılıyorum bugün projede bile gözüm yok, nasıl kırdı hevesimi yok maliyetmiş yok ıvır kıvır, ben yapacağım toplantılarımı yine de son haline getireyim de kıvıracak yeri kalmasın, hem iş büyüsün istenip hemde böyle baltalanmaz ki….