20 yıldır gelişen ve daha çok örneklerini görmekte olduğumuz bir teknoloji var: insanların vucütlarına takılan hayat monitörleri. bunlar genellikle hasta olan insanlar için kullanılan vücut ısısı, nabız gibi özellikleri gösteren cihazlar. bu cihazların temelinde biyosensörler yatar. bu teknolojinin son yıllarda en fazla kullanıldığı bir alan ise bebek bakımı.
sağlık hakkında tüm yazılar
2010 yılının en iyi 50 web sitesi
mentira | 31 August 2010 22:00
time sitesinde 2010 yılının en iyi 50 sitesini seçmiş ve yayınlamış. kategorilerine göre 2010 yılının en iyi 50 sitesi şunlarmış.
Müzik & Video
Vimeo
Movieclips
Grooveshark
MOG
LabuatSpor
Sports-Reference
Rotoworld
Yardbarker
Total Pro Sports
Citizen SportsAile & Çocuklar
Design Mom
Serious Eats
Babble
Etsy
Sesame StreetHaber & Bilgi
Guardian
The Onion
The Daily Beast
National Geographic
WikiLeaksFinans & Verimlilik
Mint
Wikinvest
StockMapper
Springpad
Wakerupper
Su bütün dertleri siler
hayalicindegecti | 26 August 2010 17:00

İlk adımın biraz çekingendir, sonra hızlanırsın, ama koşmazsın hiç. Sabahın köründe koşmak sinirine dokunur, hem zaten o enerji çoook gerilerde kalmadı mı?
Yürürsün yürürsün, hızla nefes alır verirsin. Son günlerin terslikleri, felaketleri tatsızlıkları, suratsızlıkları ise hep aklındadır:
–Onu öyle yapmasaydım, neden ona öyle dedim ki? Kırılmıştır kesin.
-Hay Allah, kalp krizi geçirmiş ve 48 saat yaşamış sadece… İnanamıyorum onun öldüğüne, tamam kabul ediyorum, çok yakın değildik, ayda yılda bir bile aramazdık birbirimizi ama hala yaşasaydı keşke…
-Karşıdan gelen şu adamlar ve kadınlar da ne suratsız öyle? Olur mu ama yahu? Her gün bu parkurda karşılaşıyoruz. İnsan biraz gülümsemez mi?
-Ufff ya şu referandum ne olacak? Ya evet çıkarsa? Zaten kan uyuşmazlığın olan bu idarenin daha da ceberrutlaştığını düşünebiliyor musun?
-O zaman onun iş bulması daha da mı zorlaşacak? Zaten kimsenin ne ehliyete ne deneyime baktığı var, öyle değil mi?
Adımların gittikçe hızlanır, güzel bir rüzgar eser. Kendi kendine bir oyuna girişirsin, o suratsız kadına gülümsesem karşılık alır mıyım? Ah evet, hem öyle güzel gülümsedi ki. Hiç de suratsız değilmiş, dişleri de bembeyazmış. Hele şu yaşlı adam, gülümsediğinde en az on yaş gençleşti gibi…
Yürüyüşünün son dakikalarında nedense kafandaki bütün olumsuzluklar gitmiş, sihirli bir el bütün düşüncelerini değiştirmiştir:
-Ona söylerim, biliyorum seni ihmal ettim ama bunun sebepleri vardı derim… Seni aslında o kadar çok seviyorum ki derim. O da bana gülümser hemen.
-Biliyorum ölüm çok acı, ama ne yapabiliriz ki, yaşamın kanunu bu… Hiç olmazsa acı çekmemiş. Hem kaç yıl oldu bilmiyorum ama son görüşmemizde nasıl güldürmüştüm onu.
Ooo, yarım saat nasıl da akıp gitmiş sen yürürken. Heryerinden şıpır şıpır ter akıyor. Haydi koş şimdi kumsala… Kumlar nasıl buz gibidir. Ayakkabılarını, çoraplarını çıkarıp at bir kenara. Kumlara bas. Ohhhh nasıl serin…
-Aslında hayat çok güzel. Bu bana verilmiş bir şans, tek bir şans tamam mı? Ve bunu sonuna kadar değerlendirmeliyim.
-Yeni bir sayfa bugün… Bembeyaz yepyeni bir sayfa. Hiçbir şeye üzülmek zorunda değilim. Üzülmeyeceğim, söz.
-Amaan, referandumdan ne çıkarsa çıksın. Ben miyim yani o yükün altına giren? Sonuçta her toplum layık olduğu biçimde yönetilmiyor mu?
Uffff boşver bunları. Haydi at kendini suya…
Ayakların suyun içinde, haydi koş, iki adım sonra su derinleşir, kulaç atmaya başlarsın… Ne güzel, denizde günün bu saatinde sadece sen varsın, önce seni ürperten serin sular, saçlarını da ıslattığında sanki bütün dertlerini de söküp, siler atar.
Birazdan eve dönersin. Güzel bir çay demlersin, yanında domates, peynir ekmek, biraz da üzüm… Gazeteni alırsın eline…
–Yaşamak güzel şey be kardeşim (*)dersin.
Yutdışı iftar saatleri ülkeler iftar saati sahur zamanı
NLPMaster | 16 August 2010 23:59
yurtdışı iftar saatlier yabancı ülke iftar saati uluslararası iftyar saatleri aaryanlar için diyanet tarafından açılan bir sitede neredeyse tüm ülkeler için iftar saatleri yayınlanıyor. ilk olarak aşağıdaki linktetürkiye açılıyor. ama siz diğer ülke iftar saatleri için seçeneği değiştrerek bakabilirsiniz.
Kader , Check up ve Fasulyeden Hayatlarımız… ( 2 )
firatocal | 10 August 2010 12:42
uzun lafın kısası… chek up mühim konu bence… ablama katılmıyorum… ocağın altını kısmak , yada düdük öttüğünde ocağın altını kapatmak benim yaptığım… dedim ya garanticiyim biraz… elimden gelen ancak bunlar… bu arada zeytin yağlı bol domatesli sulu sulu ekmek bana bana yenecek fasulye ne giderdi şimdi… bir de yanında kuru soğan…

yaşamlarımızda böyle birşey… yaptıklarımız onları lezzetli kılmak için çırpınışların ötesine geçmiyor… daha doğru bir ifadeyle ne kadar yırtınsak da geç(e)miyor… kader denilen şeyde sonuçta bir şekilde bir şeylere yeniden ve yeniden acıkacak olmamız…
son noktayı yaşadığımız her anı sanki son dakikalarımızmışçasına yaşarak geçirmemiz gerektiği düşüncesinde koyarak bitiriyorum egeye karşı akşam sahil sefamda… son bir kere daha denize girerek sahip olduğum tüm güzellikler adına Tanrı ‘ ma şükrederek gidiyorum kaderim olan beni mutlu mesut ve bahtiyar eden ailemin yanına…

yürüken Peygamber efendimizin ” sanki yarın ölecekmiş gibi öbür dünya ve sonsuza dek yaşayacakmış gibi bu dünya için yaşa ” sözünü hatırlayarak iç geçiriyorum… ilk kısmını pek takmadan ne de güzel beceriyoruz ikinci kısmı…
Kader , Check up ve Fasulyeden Hayatlarımız… ( 1 )
firatocal | 10 August 2010 12:02

rüzgarım yatmış , eşim keyifsiz olduğu için benimle gelmemiş , tek başıma günü geceye döndürmek üzere akşam serininde sahildeyim… egeye karşı akşamın cılız ama iç ısıtan ılık ışınlarıyla kumsal şekerlemesi yapıyorum… dertsiz tasasız bir deniz keyfi…
ne mümkün… şeytan dürtüyor bir kere… ahbaplarımıza denk geliyor ve başlıyorum sohbete… sohbetlerim beni geçmişimin acı hatıralarına götürüyor bu akşam…
Sağlıktan bahsederken konu kalp krizinden kaybettiğimiz babama ve konuştuğum ablanın yakın bir zamanda kanserden kaybetmiş olduğu eşine geliyor…

babamı 1995 yılının son demlerinde ikinci krizinde kaybetmiştik… ilkini atlatmasına rağmen ikincisinden kurtulamamıştı… hep en pis ve en acımasız olanı ikincisidir derlerdi… inanmamıştık , ama en acı yoldan yaşayarak öğrenmek zorunda kaldık… sohbet ettiğim ablam da eşini kanserden 8 ay gibi çok kısa bir süre içerisinde kaybetmiş…

konu dönüp dolaşıp hastalıkların erken teşhisine geliyor… check up ları tartışıyoruz… zamanında eşinin doktor yüzü görmeyen son derece sağlıklı birisi olduğundan bahsediyor… her 6 ayda bir check up ını yaptıran , hasta ise ilaçlarını son derece titiz bir şekilde hiç aksatmadan kullanan birisiymiş rahmetlik abimiz… babam da ilk krizinden sonra malülen emekli olmuş , daha sakin ve düzenli bir hayatı seçmişti… ama herşeye rağmen ikinci krizin onu alıp götürmesinden kurtulamamıştı…

konuştuğum ablam bütün bu olup bitenlerden sonra , doktora gittiğini ve kendisinde ne var ne yok anlaşılması için check up yaptırmak istediğini söylemiş… doktor , ablamın konuşması bitince kanserin ve kalp krizinin çok nankör hastalıklar olduğunu , tüm kontrolleri yaptırsa bile iki gün sonra bu hastalıkların ortaya çıkmasıyla birlikte hayatının allak bullak olabileceğini söylemiş… o da hayal kırıklığı içinde çıkmış gitmiş doktorun yanından…

ben biraz garanticiyim… elimden gelenin sadece bunlar olduğunu bildiğim için herşeye rağmen check up yaptırmaktan vazgeçmeyeceğimi söyledim… ama sonunda herşeyin bilinmez kör sağır ve dilsiz bir kaderin parçası olduğuna da ikna olduğumu da eklemeliyim… sadece bu sohbetim değil , önceki benzerleri de aynı türde hikayeleri içeriyor…

her şey dönüp dolaşıp beni bu dünyadaki sayısı belli nefes sayısına getiriyor… Tanrı ‘ nın bize verdiği vade doldumu ötesini ne tıp ne de mucizeler üzerine eklemiyor…
hamilelikte sigara
sinem26 | 01 August 2010 14:48

Sigaranın zararlarını hepimiz biliyoruz.Ancak hamilelikte içilen sigaranın sadece kendimize değil karnımızdaki o küçük canlıya da ciddi zararlar verdiğini unutmamak gerekiyor.Uzmanlar özellikle anne adaylarının bu gebelik sürecinde kesinlikle sigaradan uzak durmasına ve sigara içilen ortamlarda bulunmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Hamilelikte düşük,erken doğum,çocukta gelişim geriliği ve daha biçok zararların mevcut olabileceği gözardı edilmemeli.Riskler bunlarla da
bitmiyor.Doğumdan sonra çocukta damar tıkanıklığı,astım,akciğer rahatsızlıkları en fazla görünen sorunlar.Ayrıca yapılan araştırmalara göre hamileyken sıgara içen annenin çocuğu ileride yüksek oranla obezite hastalığı ile karşı karşıya kalabiliyor.Emziren annelerin ise içtikleri sigaranın nikotini olduğu gibi süte karışıyor ve dolaylı yolla bebeğe aktarılıyor.Sıgarayı bırakamayanlar için ücretsiz destek hatları ve kurululuşlar bulunmakta.Yeterki irademizi kullanabilelim.Kendimizi düşünmüyorsakta o küçük mucizeyi düşünelim.ve asla unutmayalım;SİGARA EVLADIMIZDAN DEĞERLİ DEĞİL…

kim evladını böyle görmek ister ki?
Altın çörek ve notlar
nazokiraze | 27 July 2010 17:19
Halk ekmek sevmiyorum ,bayat gibi geliyor o yüzden tercih etmiyorum ancak sırf Altın Çörek yüzünden önüme gelen halk ekmek bayiine gidip depoluyorum, fazla alıp buzluğa falan koyuyorum.Bunun sebebi elbette sadece bu 25 kuruşluk minik ambalajlı ekmeğin oldukça hijyenik ve sağlıklı üretilmesi, içindeki üzüm,fındık ve keçiboynuzundan dolayı oluşan hoş tadı değil elbette.
Altın Çörek içeriğinde bulunan ruşeym,keçiboynuzu,fındık,üzüm ve zerdeçaldan dolayı (içeriğinde asla kakao,margarin, şeker,koruyucu yer almıyormuş) büyüme çağındaki çocuklara özellikle öneriliyor, küçük paketlerde olduğu için rahatlıkla beslenme çantalarında yer bulabilen Altın Çörek altı aylık çalışma sonucunda üretilmeye başlanmış. Yemek için burun kıvıran çocuklara minik dilimlere ayırıp kek diye yutturalabilir veya benim yaptığım gibi çorbaya falan çaktırmadan doğranabilir.Çalışan insanların bile kahvaltılarına Altın Çörek’i dahil etmeye başladıklarını okuyoruz.
Bu zamana kadar fazla denk gelmediğim beyaz kirazla oldukça samimi oldum bu aralar, daha evvel hiç yememiştim.(Ereğli Beyaz Kiraz Festivali bile yapılıyormuş yahu) Aslında normalde belki alkollü içecek, ilaç,kozmetik alanlarında en fazla kullanıldığı için belki yaş olarak yenmesi daha azdır diye düşünüyorum, ama tadı kırmızı kirazdan daha hoş.Türkiye’de en çok Ereğli’de yetişiyor ve ihraç ediliyor.
Haydi Obez misiniz bakalım…
admin | 27 July 2010 14:23
Obezite vücutta aşırı derecede yağ dokusu bulunması durumudur. Geçmiş çağlarda obezite; güç,refah ve sağlık göstergesiyken günümüzde tedavi edilmesi gereken bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Obezite tanısında kullanılan birçok yöntem olmasına rağmen günümüzde tanıda ve sınıflamada BEDEN KİTLE İNDEKSİ (BKI) ve bel çevresi ölçümü önerilmektedir.
Haydi gelin obez misiniz değil misiniz ya da sınırlarda mısınız bakalım.
keçi sütü tüketelim
nazokiraze | 08 July 2010 21:34
Uzmanlar tarafından anne sütüne en yakın olan sütün keçi sütü olduğu yıllardır sürekli açıklanan bir konu, ancak ülkemizde süt denince akla nedense keçi sütü pek fazla gelmemekte.
Geçmiş dönem Türkler’de koyun ve keçi eti, sütü tüketimi en baş sıralarda yer alırken günümüzde bu tüketim oldukça azalmış durumda. Yazılanlara göre gerçi oralarda yaşayanlar daha iyi bilirler ama İtalya ve Fransa’da (güney kesiminde) keçi sütünden yapılan peynir ve benzeri ürünler inek sütü ürünlerinden daha pahalıya ve daha fazla oranda satılıyormuş. Keçi sütü mucizesi