bildirgec.org

konu hakkında tüm yazılar

Günümüz dizileri neyi amaçlıyor?

bithikotsis | 21 April 2011 11:01

Yeni çağın vazgeçilmez kullanıcısı olduğumuz aygıtı televizyonun da vazgeçilmez, kendine bağladığı bir yayın türü olan diziler ve amaçlarından bahsedeceğiz sizlere.

Son zamanlarda reyting rekorlarına rekor katan, halkı televizyona kilitleyen diziler aldı başını gidiyor. Bu kadar reytingi almasının sebebi seyircide ”acaba sonra ne olacak” merakı uyandırması. Zaten bu yüzden bu yayınlar dizi adını taşıyor.

Peki nedi bu dizilerin amacı? Halkı galeyana getirmek mi? Halkı mutlu kılmak ya da üzmek mi?

Photo manipulation nasıl yapılır ?

maxhoper | 31 January 2011 10:34

Photo manipulationterimini tam olarak karşılayan bir türkçe terim bulunmuyor. bu terim bir takım imgelerin birbiri üstüne bindirilmesi, iç içe geçirilmesi, birlikte uyum sağlayacak ve tek bir görüntü oluşturacak şekilde düzenlenmesi; bir takım doku örnekleriyle yeniden dokulandırılması, çeşitli efektlerle anlatımın etkili kılınması gibi işlemlerin tamamını içinde barındırır. Yazının geri kalanında da bu tanım photo manipulation olarak geçecektir. Elbette ki uygun bir türkçe terim arayışı sürdürülmelidir.

Bu ve benzeri kompozisyonları oluşturmak sanıldığı kadar zor değil
Bu ve benzeri kompozisyonları oluşturmak sanıldığı kadar zor değil

Peki photo manipulation Nasıl Yapılır ?

Günümüzde bu işlem dijital ortamda yapılmaktadır. Dijital ortama aktarılmış imaj dosyalarının oldukça popüler olan “photoshop”gibi programlarda işlenmesiyle bu sanata yeni eserler kazandırılmaktadır.

photo manipulation eseri oluşturmanın en zor kısmı kompozisyonu belirlemektir. başarılı kompozisyon ve doğru teknik ortaya konulan konuyu izleyiciye direk aktarmakta en önemli unsurlardır.

photomanipulation, fotomontajdan çok daha fazlasıdır.
photo manipulation, fotomontajdan çok daha fazlasıdır.

efkar

astral | 18 November 2009 11:58

# Ruhumun diyarlarında tarafsız efkar…
Her ıssızlığın ardından geri düşen zaman. Aralıklardan sızan vurdumduymazlık efkarımıza ortak olmazken şenlik paylaşımlarını pek iyi bilirler kendileri…

Elveda dediğim şehirlerden kaçarken, içimde son yırttığımız fotoğrafların izleri; sırlar mıydı kandığımız yoksa sadece ellerin miydi yıllarımı alan bebeğim?

Kucağına döktüğü resimleri karıştırırken Rüya, rüya olmasını dilediği; mektuptan bozma küçük bir notla karşılaştığı… hala resimlerine baktığı sevgilisinin resimlerine bakarken…

üç konu hakkında HERKES KONUŞUYOR FUTBOL,DİN VE SİYASET!

emrenet | 04 September 2009 16:12

Aşağıda Prof Dr Resul izmirli’nin bir yazısını sizlerle paylaşmak istedim lütfen zaman ayırıp okuyun ve görüşlerinizi eksik etmeyin,insanların gerçekten ne düşündüğünü gerçekten (bir öğretmen olarak) çok merak ediyorum ve önem veriyorum…
Çağdan çağa savrulanlar

İnsanlık tarihi kendi mecrasında akar gider. Bu macerayı takip edebilmek için insanoğlu bu akışı belli dilimlere ayırmaya, bu dilimlerdeki olayları kıyaslayarak olan biteni daha yakından izlemeye çalışır. Mesela taş, demir, tunç vs. devirleri gibi. Devletlerin doğma, büyüme, duraklama, gerileme dönemleri gibi. Bu ayırımlardan biri de avcılık-toplayıcılık, tarım, sanayi, bilgi çağları tarzında dönemlere ayırarak değişimi elle tutulur hale getirme çabaları olmuştur. Aslında bu ayırım genel eğilimi göstermeye yaramaktadır. Çünkü dünyayı şu an için bu kriterlere göre değerlendirirsek bu çağların hepsine örnek teşkil edecek toplulukları görmek mümkündür. Daha geçenlerde Amazonlar’da ilk defa keşfedilen insan topluluklarını görmüştük. Hani mızrağıyla helikopterlere karşı kahramanca karşı duranlar.
Tarım çağı denilerek sanayi ve hele bilgi çağına göre geri bir dönem olarak kabul edilen dönemlere yakından baktığımızda bunun hiç de böyle olmadığını görmek mümkündür. Mesela o çağlarda Çin’de, Mısır’da, Hindistan’da, Buhara-Semerkant ekseninde, Anadolu civarında, Endülüs’te, Meksika’da, Şili’deki insanların yakaladıkları maddî ve manevî seviyeye, bilgi çağında ulaşabilen toplumlar var mıdır? Bugün Çin kültürünün izlerini taşıyan Pekin-Olimpiyat Oyunları Açılışı’ndaki ihtişamı hatırlayın. Ya da bırakın üç bin yılı on sene dayanacak mumyalar yapın, Endülüs’te göze katarakt ameliyatı yapıldığını düşünün. Daha olmadı İstanbul Cağaloğlu’ndaki Başbakanlık Arşivlerinde Osmanlı’nın kurduğu Arşivleme Sistemini inceleyin.
Bütün bunlar tamam. Ama sun’i de olsa yine de bu dönemlerin her birinin hayat tarzları, paradigmaları, sosyal değerleri ve yargıları farklılıklar gösteriyor. Bu arada bir dönemin yönetim tarzı da diğer dönemde geçerli olmayabiliyor. Çağlar arası geçişlerde en önemli problem de yeni girilen çağın gerektirdiği yönetim tarzlarını algılayıp uygulayabilmek oluyor. Özellikle tarım çağından sanayi çağına geçiş eskiye nazaran hızlı olmuştu. Sanayi’den Bilgi Çağına geçiş ise daha hızlı ve sancılı oluyor. Bazı ülkeler sanayi çağını tam idrak edemeden bilgi çağıyla baş etmek zorunda kalmaktalar. Tarım çağının “Ağalık Paradigmasıyla” sanayi çağının problemlerine çözüm bulmak zor iken, bu kafayla bilgi çağıyla baş etmek çok daha zor olmaktadır. “Halis Ağa” ve benzerlerinin problemi bu olabilir mi sizce de?

bitir işi

taha3045 | 22 May 2009 12:14

Barışa inanıp güvenmeyi ne zaman öğrenecegiz? Barışı benimsemeyi, barışçıl yaşamayı.

Barış ille ülkemizin savaşta olmaması demek midir? İnsanlar birbiriyle savaştalar, ergenlik çagındaki bir çocukla anne -baba arasında yaşananlar, iki farklı takımı tutan taraftarların birbirlerine ettiği küfürlü tezahuratlar, karı-koca kavgaları, farklı görüşlerin tartışılma fakirligi hep birer savaş degil midir? Buradaki yazılarda,ahkamlarda bile barışa ne kadar yakınız ki?

Dünyada süreki uygulanan işine gelmeyeni yok et düşüncesi , fiili olarak öldürme eylemiyle olmasa da fikirlerin sündürülmesiyle hepimiz tarafından uygulanmıyor mu? İşimize gelmeyeni susturmaya çalışmak, ona saygı duymamak, laf söylemek silahsız savaşın ta kendisi değil midir?

Benim fikrim senin fikrini döver.

aggali | 09 May 2009 19:09

Son zamanlarda dikkatimi çeken birşeyler var hafifte. Bir çeşit “benim fikrim senin fikrini döver” mantığı görüyorum. Açıkçası hiç hoşuma gitmemekle birlikte, bunu bir toplumsal yansıma olduğunu da bilmiyor değilim.

Ancak bu durumun; okuyup yazan kesimde olması (hafif yazarları bence toplumdaki çoğu insana göre eğitimli) ve eleştirilere tahammül sınırının epey aşağılarda bulunması sebebi ile bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Fikirler birbirleri ile çelişebilir, bundan daha doğal birşey yok. Ancak fikir sahipleri bunu anlayışla, hoşgörü ile kabul etmekten kaçınırlarsa, işte o zaman yanlış olan şeyler var demektir. Çağdaşlık bana göre hoşgörünün egemen olduğu toplumlarda ortaya çıkar.

Belgesel Film…

| 13 February 2009 09:55

Soru: Genellikle takip ettiğiniz televizyon programları?
Cevap: Belgesel Film.

Nanook of the North
Nanook of the North

Belgesel Film (Documentary)
İnsan duygularının ön planda olmadığı, eğlenceden uzak, tarihsel, sosyal, bilimsel ya da gerçek olaylarla ve kurguya dayanmayan konularla ilgilenir. Gerçeğin kendisini iletir. Bu tür filmler, tamamıyla belgelere, gerçek insanlara, gerçek mekânlara ve gerçek olaylara dayanır. Belgesel filmin genel amacı; bildirmek, öğretmek, eğitmek, inandırmak ve coşturmaktır.

Bu terim, Fransızların kullandıkları “documentarie” kelimesinden alınmış ve ilk defa John Grierson tarafından, Robert Flaherty’nin 1926’da çektiği “Moana” adlı filmin eleştiri yazısında kullanılmıştır. Gerçeği, bir öykü çerçevesinde değil, gerçekliğinin kendi dramatiği ile aktarır. Lumiera’nın çektiği ilk gerçekçi filmler, bu türün ilkleri olarak görülebilir ancak, dünya genelinde modern anlamda belgesel sinema Robert Flarherty ile başlamıştır.

Nanook of the North : www.filmreference.com
Nanook of the North : www.filmreference.com

Belgesel filmin ilk örneği, Flarherty’nin 1922 yılında çektiği “Nanook of the North” (Kuzeyli Nanok) olarak kabul edilir. Ancak bu tür, sinema tarihine birdenbire ortaya çıkmamış, bir takım süreçlerden geçerek oluşmuştur. Bu yıllardan da öncesine dayanan teknik ve konu bakımından önemli gelişmeler kaydedilmiştir.

Bildirgeç’te bir yenilik daha

JaAaa | 28 September 2008 17:16

Sabah hesabıma bakarken bir yenilikle karşılaştım:yazı performansı.Gayet hoş olmuş,ama tutulan yazının hangisi olduğunu öğrenmek için sayıya link verilse daha da iyi olur.Teşekkürler pilli ekibi.Bildirgeç’te ki diğer yenilikleri öğrenmek için sizi buraya ve şuraya alalım.
Edit:ayrıca kazanç sayfasımızda yenilenmiş,seklemli hala getirilmiş

google bizi aptallaştırıyor mu?

ufopilotu | 02 July 2008 18:03

önemli bir konu olarak, günümüzde internet aracılığıyla paylaşılan bilgi hacmini hiç kimse yadsıyamaz. bilgi erişimi konusunda da en popüler arama motoru google çok önemli bir misyon edinmiş durumda.

akabinde, theatlantic.com sitesinde yayınlanmış makalede google’ın insanları aptallaştıp aptallaştırmadığı tartışılmış.

önemli sebepler arasında google’ın arama sonuçlarını getirirken insanlara düşünme fırsatı bırakmadığı. geleneksel öğrenme metodlarına ters bir durum olarak, google kullanıcıları buldukları verileri sadece kopyala yapıştır, düzenle ve döküman haline getir tekniğiyle işliyor.

Wikipedia’nın Kimlik Krizi: Değersiz Şeyleri Silmeli mi Yoksa Tutmalı mı?

mturkmen | 24 March 2008 11:10

Değerli Wikipedia’mız, herkesin bir şeyler ekleyebildiği ansiklopedi, kimlik krizi yaşıyor: Ne kadar değersiz olursa olsun bütün bilgileri içermeli mi ya da ününe ün katmak için daha katı bir editör yolu takip ederek sadece önemli bilgileri mi içermeli?

Bu iki görüş aslında Wikipedia’nın içerisindeki iki grup arasında öne sürüldü. Bir grup “dahilciler” ki katı editör uygulamasının katkı sağlayanlarda kötü bir etki bırakacağını düşünenler, “silinsinciler” ki konu seçimlerinde katı kuralların olması gerektiğini düşünenler.