bildirgec.org

kısır döngü hakkında tüm yazılar

Ahmet & Ayfer

admin | 31 January 2010 15:00

Ahmet Erzurumlu. Zor bir hayatı vardı. Fakir bir ailenin okumaya hevesli, hayallerinden başka bir şeyi olmayan çocuğu.

Sessiz ve içe kapanıktı. O bölgelerde okumak zor. Gerçektebn hayal, hele paran yoksa, hele ailen de çok çok hevesli değilse seni okutmaya. Ahmet on beş kilometre uzaktaki bir okula gidiyordu. Sonrası yatılı okul. Sonrası Hacettepe tıp, sonrası ABD’de devam etti bursla okumaya. Uzmanlığını da yaptı. Sonra tekrar ülkeye döndü.

Ahmet aynı içe kapalı Ahmet lakin. Hiç değişmemiş. İlk yakınlaştığı ve gözlerini kaldırıp gözbebeklerine bakabildiği ilk kızla; Ayfer’le evlendi. Ayfer evlenilecek kadın diye düşündü. Annesi de memnundu, kendi de. Lakin Ayfer dillere destan. Günde on kez Ahmet’i arar. Dışarıda içecekse şayet Ayfer’le içer.
-Nerdesin Ahmet?
-Ayfer’le şuradayım, buradayım.

YAŞLILIĞIN ÇARESİ

yunusemreklk | 03 May 2008 10:23

Yaşlılığın çaresi gerçekten ne? Az buçuk yaşlanmaya başlayan çoğu insanın kendine sormaya başladığı sorulardan birisi. Gerçekten var mı böyle bir çare sizce? Kimileri yapılacak hiçbir şeyin olmadığını, bu konudaki çabaların zaman kaybı olduğunu söylüyorlar. Kimileri ise bunun önemli ölçüde yavaşlatılabileceğini söylemekteler.

Herkes bir şey söyleye dursun bence yaşlılığın tek çaresi, dermanı; başka bir yere taşınmaktır (öteki alem). Hemen çatmayın kaşlarınızı önce dinleyin söyleyeceklerimi. Anlatacaklarımı direk olarak anlatmak biraz zor olacağından dolaylı yollardan örneklendirerek anlatmayı deneyeceğim.

zindanlar

xmetisx | 24 March 2008 01:33

ayaklarım beni kendiliğinden götürmekte, adımlıyorum nefesleri bir başı
bir sonu belli hiçlikte, bir kulübe görüyorum korku filmlerinde olur ya
öyle izbe, öyle yıkık,öyle bitkin ama bir o kadar içine çeken bilincimi
sanrılar görmeye sürükleyen… kırılmış kapısının kenarından içeriye
süzüldüğümde yanlız güneş ışığı yanlız belirsizlik… küçükken altında
uyumuş olduğum sokak lambasını hatırlıyorum… ona baktığımda da ışığı
acıtırdı düşlerimi… daha sonra hayallerim gibi o kocaman lambada küçüldü
onu da kırdılar ve ben daha sonra onun altında yağmuru duyumsayarak birisini
düşündüm onun düşlerini başkaları kırarken… ben beynimin hücrelerini
zindanım yapıp ağladım içerisinde onun için…

Güneş Karşı Pencerede

| 02 October 2007 10:18

Bilmem ki
fonda elın, bende bir oşluk, salınıyorum bulutların tepsine bınmiş
deee! diyorum.
Onu anlıyorum, onu seviyorum,yea yea diye eşlik ediyorum.
Sokaklar da yürüyormuş gibi yapıyorum…
Yea! Deee! erşeye rağmen
Bir pisik eski kocasını çekiştiriyor; mrr es mrr
sarmandan mı bahsediyorlar, e o ep öyleydi… bulduğu sarışın dudak uçuklatan cinsten
yea yea deee…

Brrr avada soğudu iyiden iyiye camı kapatmakta fayda var.
…off yıne araya perde girdi boşver ayılacan şimdi aghh….
.
.
.
Baştan kurmalı ikayeyi…
…saat ooo! ileriye al ,beş daa beş daa
Güneş, Semraların binadan döndü geliyor, kaçmam lazım…
…neyse çıplak bir incir ağacı, gölgesinde soluklanayım az…
bu serçelerde, biçem biçem yarebbe!!! epsi birbirinden farklı bakıyor bügün …
…kaçtı…
…benden mi?mrrrr
Yoo!! ne işin var senin burada!
…bu benim…
söyle adi ne istiyorsun benden?
…gözlerimi mi kapatayım.
Neden diye sormayacağım bu defa.…mm! çilekli, bi daa bi daa…
…yine mi
…ne söyleyeceksin arkandan gelmeyeyim diye neremden vuracaksın a!
kıyma bana acıtmadan git bu sefer. Tamam, takip etmeyeceğim kokunu…
bir ondört sekiz milyon yüz dakika, 88168 saniye… ve daa beklerim sessizce …
gıdıklanıyorum, yapma dur yau!
ay bin kunduz!
Karıncalar, parmak aralarım…
…günaydın aşkım.
çoraplarım nerede?

Çekil Be Tiberias, Skywalker Geliyor…

INTERNET CAFEE | 27 September 2007 09:36

Karanlık Tarafa Geçmiş Anakin Skywalker
Karanlık Tarafa Geçmiş Anakin Skywalker

“Efsane kutsal ve tarihi olayı anlatır: aktardığı, tarih öncesi dönemlerde zamanın başlangıcında gerçekleşmiştir. Efsane gerçekten olanı ve kendini tamamen ispatlayarak ortaya koyanı anlatır… Kısaca, mit doğaüstünün çeşit çeşit hatta bazen dramatik kırılışlarını günümüz dünyasına taşır.”
Mircea Eliade. Efsane ve Gerçeklik. New York: Harper and Row 1963 Sayfa 5-6

Mitin/efsanenin yegane amacı/fonksiyonu halka ayar vermektir. Yoldan çıkmaya hazır bu serseri kitleyi, kısık gaz lambası ışığında anlatılan cinli, perili, ejderhalı, kuzulu, masallar aracılığı ile günlük hayatta nasıl akıllı, uslu ve sadık davranacağını talim ve terbiye etmek gayesinden başkasını gütmez. Hükümdar ele geçirdiği bu mucizevi usulün sırrını kullanarak safların birbirine yakın durmasını sağlamak yolu ile iktidarına iktidar katar.