bildirgec.org

hasta hakkında tüm yazılar

Türkiye’de AIDS (rapor)

2006 | 01 December 2006 12:53

Türkiyede Aids’in durumunun verilere dökülmüş oldugu bilgilendirici bir yazı ancak özellikle heteroseksüel ilişkinin altının çizilmiş olması yorumlarında çok güzel bir cevap yazılmasını saglamış.

hastalığın cinsel tercihi olmaz

Rapora göre;
En fazla hasta ve taşıyıcı, sırasıyla İstanbul, İzmir ve Ankara’da yaşıyor. İstanbul’da 181’i hasta, 551’i taşıyıcı olmak üzere toplam 732, İzmir’de 53’ü hasta, 157’si taşıyıcı olmak üzere toplam 210, Ankara’da ise 41’i hasta, 84’ü taşıyıcı olmak üzere toplam 125 aids vakası bulunuyor.

ben bugun bunu öğrendim

hales | 11 October 2006 21:53

bir doktor muayeneye gelen hastalarından öğrendiği hayat dair ayrıntıları burda paylaşıyor: İzmir’in işgalinden bu yılki çekirdeksiz üzüm üretimine tekstil işçilerinden balıkçılığa bilgiler.

günlüğe , bir gün

gariib | 06 October 2006 12:02

14//09/01 – 05/10/06 tarihleri arası bir 5 sene geçmiş günlük . Geçen gece hastanede nöbetçi doktor odasında her an çalması muhtemel telefonun yanında uyuklarken , aklıma takılıverdi . 5 sene dile kolay , kalmış bir sene o da bitti diyelim , mecburi hizmet 2 sene , askerlik 1 sene , uzmanlık kazandım o da 5 sene , uzmanlığın hizmetide 2 sene , gülümsedim . Ağlasam mı ? gülsem mi ?
Telefon çaldı , irkildim . Hastalardan biri kötüleşmiş hemşire hanım haber veriyor . Doktor abilerimi uyandırdım , malum kıdem durumu var , en alt kıdemiz . Koşuşturma başladı . Koşa koşa ekg aletini almaya gittim . Filmimizi çektik , kardiyolojiye konsültasyona gittim , yoğun bakımdan anestezi doktoru çağırdım . Aynı anda yoğun bakımda yer ayarlamaya çalışıyoruz . Malum burası istanbul yoğun bakımda yer yok . Endişeleniyor , hasta yakınını endişelendiriyoruz . Durum kötüleşirse en uygun yer haliç üniv.de bir yer . Endişeyle bekleyen hasta yakını , hayatla ölüm arası ince çizgi , kim bilir aklından neler geçiyor . Bu arada ben bu olayların neresindeyim onu da bilmiyorum , heyecanlıyım ama biraz . Solunum desteğimizi taktık , gerekli ilaçlarımızı verdik . Birkaç dozda umut yükledik hasta teyzemizin kızına , burda malum umut insanları ayakta tutan en büyük ve tek güç . Ordan ameliyathaneye in sen diyolar abilerim . Yoğun bakımdaki hastalardan biri ameliyat olacakmış . Ameliyatheneye iniyorum saat 23.00 ,00.00 , 01.00 ameliyat bitiyor . Hastayı yoğun bakıma tekrar bırakıyoruz . Yeşillerimi çıkardım , çömezim tabii duvarlar yabancı , ortam yabancı . Hareket etmeden önce bocalıyorum , elimi kolumu nereye koyacağımı bilemiyorum . En kıdemli abim ameliyathene çıkışında cebinden o gün öğlen yemeğinde verilen poşet ekmeklerden birini çıkarıyor . Ekmeğin yarısını yemiş yarısını da cebine atmış anlaşılan , kurumuş tabii . Uzattı ekmeği onun elinde kendime bir parça kopardım . Ekmeği çiğnemek için çabalıyorum , mutlu oluyorum . Kimin aklına gelir ameliyat çıkışında kuru ekmek , bu küçük hareketle bütün yorgunluğumu alıp götürüyor . Merdivenlerden çıkıyoruz , nasihat başlıyor , sevdi galiba beni ; kıdemli abi bana hayatta hep istediğim şeyleri yapmamı , istemeden yaptığım işlerde mutlu olamıyacağımı söylüyor . Beni doktor odasına bırakıyor , malum telefon çalabilir , alt-üst kıdem olayı . Çekyata uzanıyorum , üzerimde hasta bakıcının verdiği çarşaf , biraz kirli ama olsun bunu bulamayanda var dimi .
Yine dalıyorum hafiften , 5 sene önce kim düşünürdü hayatında sadece 1 kez hastaneye giden birinin , ameliyathane çıkışında kuru ekmeği bir cerahla paylaşacağını , pazar gününü nöbetçi doktor odasında geçireceğini , sabaha kadar telefonun başında bekleyeceğimi . Hep istediğin şeyleri yap sözleri geçiyor aklımdan , boş geliyor sözler . Hayat sürüklüyor sanki insanı , bunların yaşandığını 5 sene önce bilmiyordum , dolayısıyla isteyip istemediğimi de bilmiyordum sanırım . Bundan sonraki süreç geçiyor aklımdan onuda bilmiyorum . Kader sanırım hayatıma yön veren . İnsanın hayatının nasıl şekilleneceğini bilmemesi beni korkutuyor , aman yaa off diyorum , düşün düşün nereye kadar , uyumuşum zaten bu gelgitin arasında . bitti .

yine hastalık

MyTh SaproX | 17 January 2006 01:41

Sevgili Günlük;

yine hastalık peşimi bırakmıyor, yapmam gereken onca işe ve zamansızlığa rağmen.

Gece yine saatlerce internet başındaydım ve gene şifayı bu sefer en okkalısından kaptım.

kolay kolay üşümeyen bünyede şaşırmış bu kadar soğuğa ki öğlene kadar yatakta iki palto çift çorap ve terliğe rağmen tirtir titredim. Tırnaklarım mosmor, ölüm yaklaşıyor baksana!..

web tasarımı bekleyenler var, ne diye hasta oluyon, bi sürü mail gelmiş gene, bilgisayar yasagı getirdi hatun gene bana, olsun. yazımı yazar cıkarım…