bildirgec.org

başıma ne geldi hakkında tüm yazılar

hafifin son dakikaları

progresif | 12 May 2004 12:11

access in son dakikaları (yorumsuz)

TUÇ Tanımlanamayan Uçan Kullanıcı | 12/05/2004 – 11:50

ilk asp programlama kitabını elime aldığımda veri tabanı olarak txt dosyasına nasıl yazdırılacağını, nasıl çağırılacağını, liste ve silme işleminin nasıl yapılacağı gibi bilgileri öğrenmek zorunda kalmıştım. sonra access i veri tabanı olarak kullanmaya başladım. access kendi içinde alanları, tabloları batındıran txt ye göre daha sağlam bir veri tabanı programıydı.

Kayit Yok

redstar | 10 May 2004 23:17

Geçen gun odamda oturuyorum beanbag üstünde .. bir yandan da yemek yiyorum.. futbol maci izliyorum.. dakika 76 oyuncu degisikligi oluyor.son hatirladigim bu.sabah yatakta buldum kendimi .. kafami kaldirip baktim . yiyecekler felan toplanmis. sanki birisi gelmis ortaligi toplamis beni yatirmis.ama odanin isigi acik. isyerindekilere anlattim cok Taken üstüne X files izliosun, normal dediler. Yaa mantikli bi aciklama bulamadim kafayi yemek üzereyim.. Var mi aranizda dr/psikiatrist felan.. yakinda cikicam ortaliga beni ufolar aldi diye ona göre..

terkedilme üzerine….

smyrna-hafif | 05 May 2004 09:23

Selam herkese, Siteye yeni üye oldum,başımdan geçen saçmasapan olayı sizlerle paylaşıp yorumlarınızı almak istiorum. süper yolunda giden bi ilişkim vardı ve ortada hiçbir anormallik yoktu..2 aydır neredeyse her günü birlikte geçiriorduk, en son 23 nisan tatilinde beraberdik ve yanımdan ayrıldıktan 2 saat sonra telefon ederek seninle ilişkimiz hakkında konuşmak istiorum, bu ilişki benim kafama yatmıo, işte kendimi veremiorum,inceldiği yerden kopsun diye düşünemem bu sana haksızlık olur işte benim içimde bişeyler eksik tarzında laflar söyleyerek çekip gitti hayatımdan… burda benim en ağırıma giden şey telefonda 5 dakikada bunu yapmasıydı, bence bu karşındaki insana saygısızlıktır ne olursa olsun, bunun özürü de yüzüne karşı söyleyemedim olamaz.. çünkü sonucunda benim ona söylemek istediğim laflar o şekilde kaldı beynimde, kafamda sürekli emailler yazıorum ona ama sadece kafamda…1 hafta öncesine göre süper iyiyim, sürekli arkadaşlarla dışarıya çıkıorum kendimi meşgul tutuyorum kafamda daha fazla kurmamak için, ve gülebiliyorum en güzeli..bu hastalığı atlatmak gibi bişey sanırım, o yüzden geçicek biliyorum.. hayatımda ilk defa karşımdaki insana duvarları yıkarak yaklaştım, ve nasıl hissediorsam ööle davrandım, ama görüorum ki bu hataymış…

Başıma ne geldi

talos | 01 May 2004 23:47

Bugün cafede oturuyorum arkadaşlarla. Karşımda kilolu, yaklaşık 23-28 yaşlar arası bir bayanve bir erkek. Bayanın saçları yapılmış balyajlı. Bir buliz giymiş, siyah beyaz yatay çizgili ve dar, göbek meydanda. kot pantolonuda aynı değerde. Sol gögüsünün üstündede bir arma var. Aynen şu ayzıyor abi; “Kilonu Kontrol Et Yolunu Benden öğren” :)))) biz toplu olarak arkadaşlarla iptaliz zaten. Sözlerim çarpıştırılmasın Kilosuna sözüm yok. O kiloda o işi yapması… Neyse. Aradan bir 10-15 dakika geçti. Gözüm kaydı(Hayır dikkat ettim :>)Dar ve düşük bel pantolon giyiyor ve iç çamaşırı görünüyor. Ya söylesemmi söylemesem mi derken kalktım ayağa; – Hanfendi çamaşırınız görünüyor dedim Hemen çıkıştı bayan; -Siz kim olduğunuzu sanıyorsunuz vs vs… yanındaki ise; Sanane sanamı soruyoruz neresi görünüyor sa görünüyor falan filan (Godoş‘a bak erkeklik yapacakya). Baktım kavga edecez “oh dedim canıma minnet bende izlerim(içimden) ben iyilik etmek istemiştim yanlış anladınız dedim (bunuda dışımdan) oturdum 10 dakka sonra gittiler 🙂 Utandılarmı ne…

ne gündü bre :))

denizhayaleti-hafif | 28 April 2004 18:52

İnterneten köprü resmi indirmeye gelmiştim dedim bugün başıma neler geldi yazem eeeee action bir gündü…
Sabah saat:6,30 da kalktım 7,00 da dersin başına geçmişidim. Herşey görünüşte normal gidiyordu. Ama içimden bir ses buğün kötü bir şey gelecegini söylüyordu. Saat 9′ a dogru KPSS formunu vermeye egitim fakültesine gittim. Dedim heralde bu idi başıma gelecek neyse 15’sonra formu teslim ettim dershaneye dogru yol almaya başladım………..
uzun ve sessiz bir yürüyüşten sonra dershaneye buldum kendimi.(1 nolu dershane) neyse burda 2 derse girdim sonra canım 2 nolu dershane de derse girmek istedi kalktım oraya gittim. işte hikaye başladı….
3. dersin sonunda bir matematik zorum vardı. aşagı indim mat. ögr. buldum. (biraz hasta gibi duruyordu)
neyse ben sonra sorumu sordum
biraz ugraştık sonra ‘ben buna baken bi sonra gel’ dedi. neyse ok dedim bu arada o kalktı dışarı çıktı ben kimya sorayım gelmişken dedim sordum falan(hani boş gitmeyem icabı) aradan 1,2 dakka geçmedi matemetikçi bayılmış……
sonra kendimi kötü hissettim hoş zaten görünüşü iyi durmuyordu ya genede olsun……..
derken öglenin ilerleyen saatlerinde dershane bitti. dışarı çıkıyodum ki 1. nolu dershane müdürü beni yolda gördü. hadi baken al başına belayı… ‘(allahtan defter tutma gibi kötü bi alışkanlık yok)
”ne geldin buraya?”
”arkadaşlarla çiğköfte partisi yapacazda”
”ee telefon edemiyon mu”
”hocam kont. yok!”
”ders yok mu dershanede?”
” varda hocam arkadaşların dersi şimdi bitiyo sonra onlar eve dagılıp gidiyolar.Şimdi müsait olabildik. hem biz zaten 5 gündür bu günü bekliyoz” gitmezsem ayıp alacak.
neyseki beni fazla ugraştırmadı.
”iyi hadi bakam bidaha tlf. et buralara gelme ”
DİP NOT: dershane piyasasında herkes çıkarcıdır. Benim de olmam dogal:))
(şubatta 2. den 1. ye geçmiştim)
işte birgün daha biter ve denizhayaleti evine dogru yola çıkar 285 yapmadan hafife girmeyecegini söyleyerek
(bagımlılık yapıyo der sonra ve tüm bagımlılıklar gibi zararlı der.(fazla dalmak )
ve saçma bir şiiriyleey öss ö se se!sen getirdin beni bu hale !ders ders ders diye diyeyedin bitirdin beni ö se se!Mat. full olmalı dersin öncesonra bakarsın Fene !ve sonra da Türkçeyeher dogru soru ileadım adım yaklaşırsın istedigin yere
2 milyon rakibin peşinde
hadi durma çalış ö se se ye!nasıl iyi oldu mu ?
az önce ilham geldide bi sallayem dedim.

hafif

met | 28 April 2004 02:06

arkadasim bugun tasarimini begendigi 1 web sitesi olan hafif.org’u gosterdi. nedir ne degildir diye girdim. bikac dakika kavram bombardimanina maruz kaldiktan sonra rehberler altinda aradigimi buldum: “hafif.org hakkinda”

bu daha belli yerlerde olmali ki yeni kullanicilar afallamasin.

“memeage” ve “mim ne demek” sayfalarinda surekli sonraki sayfa’ya bastim fakat bir sure sonra anladim ki ayni yerde donuyorum. sonra “yukari” ya bastim.

EVERETT

| 26 April 2004 23:23

pazar günü, dersaneden çıkıyorum. yalnızım, canım sıkkın otobüs durağına gitmek için kestirme yola sapmak üzereyim. birden bir ses duyuyorum. bir gitar sesi ve ardından davul. ne iş bizim dersanenin sokağında pek beklenmeyecek bi ritim. kalabalığa doğru ilerliyorum. caddenin kenarına kurulan küçük bi platformda dört genç adam müzik yapıyo! ordan geçmekte olan herkes de durmuş olan biteni anlamaya çalışıyo (ben de tabii) kimdir bunlar, neden burda çalmaktalar? gibi sorular zihnimde dolaşmaya başlarken kalabalığı yarıp sahnenin önüne geliyorum. sahnenin önünde bir branda;”arizona’dan EVERETT” kalabalık biraz şaşkın biraz memnun sahneye fazla yaklaşmadan müziği dinlemekte. dudaklarım yukarı kıvrılıyor. akşam akşam bu bir lütuf diyorum kendi kendime. o küçücük sahnenin üstünde onlar şarkılarını söylemeye devam ediyolar ve ben de dinlemeye tabii. grubu fotoğraflayan bir kız ve kameraya alan sarışın bi adam çarpıyo gözüme. küçük bir ekip bunlar. adamlar ingilizce şarkı söylüyo ama arkadaki panoya şarkıların türkçe sözleri yansıtılıyo. bu uygulama hoşuma gidiyo. anlayan anlamayan herkes onları dinliyo. insanlara enteresan geliyo bu hadise. ama yadırgamıyolar, hoşlarına gidiyo, alkışlıyolar -ki ben böyle olmasını beklemezdim. sonra solist olduğu anlaşılan çocuk ingilizce bişiler sölüyo. ve kalabalığın anlaması için bir adam tercüme ediyo. küçük küçük forumlar dağıtılıyo, grubu beğendiniz mi vs şeklinde. genci yaşlısı herkes form dolduruyo neredeyse. çocuk, bizden sahneye yaklaşmamızı istiyo, insanlarla burun buruna çalmaya alışığız biz diyo. kalabalık önce biraz çekiniyo ama ilk adımlar atılınca gerisi de geliyo. hafiften katılıyoruz şarkılara. sallanıyoruz ritime uymaya çalışarak. samimi çocuklar, öyle havaya falan girmiyolar. sahnede çalarken gerçekten sevdiklerinden yapıyolar bu işi. şarkılar insanı ilk dinleyişte çarpan parçalar değil, harika müzik de yapmıyolar ama samimiyetlerini hissedebiliyorum. ülke ülke gezip müziğini insanlarla paylaşan bir grup benim için her zaman +1 puan öndedir. rüzgar esiyo üşüyorum, eve de geç kalıyorum ama gitmek istemiyorum. bu akşam üstü ziyafetini yarıda bırakmak istemiyorum. mesaj atıyorum babama geç kalıcam merak etmeyin diye. steady love’ı anladığım kadarıyla söylemeye çalışıyorum. solist çocuk, sesi kısık olduğu için özür diliyo,(gerçi baterist hariç hepsi sölüyo zaten) burdaki soğuk havaya alışamadıklarını anlatıyo. son şarkıyı çalıyoruz dedikten sonra, bi kaç parça daha çalıyolar kalabalık da mini konserin bitmesini istemiyo anlaşılan. şarkılar bittikten sonra yanınıza gelicez lütfen buralarda olmaya devam edin diyo. sonra şarkılar bitiyo ve aramıza karışıyolar. genç kızlar hemen solist çocuğun etrafını sarıyolar. ingilizce bilen insan sayısı az, o yüzden meramlarını ortak kelimelerle anlatmaya çalışıyolar. super, bravo gibi. tabii bunu yapanlargenellikle şarkılarla değil çocuğun tipiyle ilgilenen dişicanlar. benim bir iki lakırdı ettiğimi görünce, söylediklerini çevirmemi istiyolar ve sordukları soru şu “kız arkadaşı var mıymış?” eh ne bekliyodum ki, konser sırasında cırlak cırlak bağıran bi avuç tıntın’dan! neise, onu da çeviriyorum. ve yüzüğünü göstererek evli olduğunu söylüyo. bunun üzerine kızlardan bir “aaaa” ünlemi geliyo. ve dönüp diyo ki; “onlara söyle, türkçe bilmiyorum ama ne ima ettiklerini anlıyorum” önce gülüyorum sonra da çeviriyorum söylediği şeyi. onlar da gülüyo. kasetlerinden alıyorum bir tane ve bi çok kişi de alıyo. kendi çabalarıyla bastıkları dört şarkılık albümlerini. cep telefonuyla resim çektirmeye çalışanlar, kolunu bacağını imzalatanlar falan. ben grubun diğer elemanlarıyla da el sıkışıp onları tekrar burda görmek istediğimizi belirtiyorum. daha önce üç defa geldiklerini öğreniyorum ve bunun sonuncusu olmaması için dua ediyorum. şarkılar genellikle aşk üstüne ama Tanrı’ya olan sevgilerini dile getiren bir iki şarkı da dinliyoruz. sözleri kim yazıyo diye soruyorum, öğreniyorum ki, solist çocuk ve gözlüklü olan :)kalabalık orda biraz daha kalacağa benziyor ama ben saatime bakıp gitme vakti geldi diyorum. ağır adımlarla kalabalığın içinden sıyrılıp yola koyuluyorum. EVERETT, feridun düzağaç’ın köprüden önce son çıkış albümünü usulca walkman’den çıkarıyorum ve everett’i dinlemeye koyuluyorum otobüste giderken. Müziğini benimle yürekten paylaşan herkese teşekkür ediyorum. yazarken atladığım ayrıntılar için kendimden özür diliyorum.

Bıktım

lavukprenses | 21 April 2004 02:23

güzel şeyler düşün canım benimBu negatif elektriği ben nasıl boşaltacam?! Bir türlü de gitmiyor meret ne yapsam.Sokağa çıkmadan önce kendime diyorum bugün vukuatsız geçsin ne olur ama olmuyor olmuyor olmuyor.Ne kadar pozitif baksam etrafa, kibar, anlayışlı davransam,alttan alsam en sonunda sinirlenen, parlayan taraf ben oluyorum gün içinde.Birikiyor, birikiyor ve en sonunda bir yerde patlak veriyor, birileriyle tartışıyorum, kavga etme noktasına geliyorum.Şu bile çok fazla kar etmedi.Ne yapmak lazım?

ne ki bu şimdi

periwinkle | 19 April 2004 10:10

uzun zamandır görüşmemiştik, 3 ay kadar olmuştu. 2 gün önce, oturduğumuz kafede içeri girerken gördüm onu ama bakamadım yüzüne. çok heyecanlandım, panik atak hesabı, komik ama öyle 🙂 o bizi gördü, durakladı, gelir gibi oldu, sonra döndü gitti..yaa işte böyle.

bir şiir sepeti

denizhayaleti-hafif | 10 April 2004 22:53

Şiirin duyguları yansıttıgı saçmalık mı yoksa?Yüzyıllardır insanoglu bu masala mı inandı?Şiirlerinin kötü eleştirildigi için ‘şiir eleştirilmez çünkü o duyguları yansıtır’diyenlerin yanında şiire saçma sapan diyenlerde olmadı mı? benim sevdigim bir şiiri koluna sepet gibi takıyorum……..yarına inan çocugum, inan yarınlarainan sen gelecege ,yitirme umudunutazele inancını her şafak söktügündedua et tanrı orada kutsamak için biziV.hugoşimdide benden(amatör)

belki yagmurlu bir gecede,uzaklardan yorgun,bitkin bir halde,dönecegim yeniden sana,kollarına atılıp sonra,seni seviyorum diyecegimsonra sende bana… beraber aşk şarkımızı söyleyecegi yineher gece pencerendegeç saatleredek beni bekle&&&denizhayaleti&&& şimdi isveçli bir şairden alıntıiş edermisin kendinedişlerini sıkıp sövüp saymayıyok öyle şeyyada mermer aynalara yumruk atmayıyok öyle şeykaranlıga bagırıp çagırmayıyok öyle şeypeki elin kalemde mi tutmaz?bir şiircik olsun yazamazmısınyok öyle şey(şiir şuan tam aklıma gelmedi hatırladıgım kadarını yazdım kusra bakmayın) Siz bu yazıyı okurken ben sisli denizimde deniz fenerini arıyor olacagım.Eger gözünüzü denize çevirirseniz beni saçma yazılarımı yazarken göreceksiniz. ve gözünüze bir şişe çarpacak. merak etip açmak yada karanlıga fıldırmak sizin elinizde…….Karanlık gece degil yaşamın ta kendi!