bildirgec.org

başıma ne geldi hakkında tüm yazılar

Hafif Bug’ları

Vivaldi | 14 January 2005 12:21

Maalesef birkaç gündür Hafif’e login olamıyorum. Olduğum zaman sol ve sağ kolonlar görüntülendiği halde orta kısım tam bir boşluk şeklinde kalıyor. İşin ilginç kısmı tema olarak eski hafif’i seçmiş olduğum için kullanıcı ayarlarıma da giremiyorum. Sebebi ise gerek blogların gerekse ayar değişikliklerinin eski temada ortada yer almaları. Yeni temayla login olmadan gezdiğim zaman her şeyi görüntüleyebiliyorum. Bu konu üzerinde yeterince canım sıkılıp hayli bir vakit uğraşınca aslında görüntülenmeyen herşeyin login olduktan sonra mim’lerin altında taa sağ alt köşede var olmaya devam ettiklerini gördüm. Ama sağ kolondan da ötede görüntülenen bu yazı ve ayarlara ulaşabilmek için gerekli olan slide-bar namı diğer kaydırma çubuğu görüntülenmediği için ne yapacağımı bilmez bir halde dolanırken aklıma bir yöntem geldi. Mevcut birkaç yüz küsur sekmeyi tab-tab-tab diyerek geçtikten sonra tam da emin olamadığım bir noktada durarak tema ayarlarımı değiştirmeye çalıştım. “Voila” ilk denemede oldu. Fakat ziyadesiyle can sıkıcı bir olay. Daha önce de benzer bir kaç sorun yaşadığım için buradan hafifuyku ve/veya diğer editörlerden ricam bir “bug bildir” köşesi açmaları. Hep beraber taşın altına elimizi koyalım derim.

içimdeki boyoz aşkı bambaşka

mornehir | 19 June 2004 11:49

ben bu boyoza fena dadandım. ilk kez boyoz yediğimde –mekan İzmir aylardan mayıs- canım sevgilim sabah sabah sabah kahvaltı mahiyetinde bu ucubeleri masaya koymuş yanına da -asla yemediğim ve hala ısrarla bana yedirmeye çalıştığı- iki adet haşlanmış yumurta ve takviye çayla takdim etmişti.yahu yiyorum yiyorum ben bir lokma ısırırken o iki lokma dökülüyor,hayır meret fena halde hoşuma da gidiyor ama ancak bir beş tane dedikten sonra doyduğumu hissedebilirim diyorum. şimdi burada bir börekçide izmir sever bir aklı evvelin yaptığı boyozları gördüğümde hadi leaan dedim.neyse mis boğazlılığımın bana verdiği hakla bok attığım boyozları aldım misler gibi gazete-çay eşliğinde boyozları götürdüm.Boyozların yarısı spor sayfasını işgal etti tabi bu arada.. Ertesi günlerde aynı tempoyla yürüdü gitti bu iş..az önce tartıya çıktım ki gördüğüm rakamı burada telaffuz edemicem.Sanki artık boyozlara,babannemin tarifiyle yapılan rum usulu yaprak sarmalara,ananemin keşkeklerine,çerkez tavuklarına hafiften bir veda etme zamanım gelmiş.Artık radika mı olur şevketibostan mı olur kaz ayağı mı olur ot haşlayıp üzerine sızma zeytinyağı döküp yeme vaktidir. Şu an aklımdan kırk göbek İzmirli kumrular,közde sandviçler,sütlü midyeli balıklar geçiyor.Hangi yemek aklıma gelse muhakkak izmirde geçen bir anı aklıma geliyor.ya ben izmiri çok özledim ya da karnım acıkmaya başladı.Misal Ahmet Priştina’nın öldüğü günden beri börülce yemek istiyorum.Adama üzülürken bir yandan da ah ulan deniz börülcesi olcak şimdi yanına da kabak çiçeği dolması bir de açtınmıydı bi ufak diye kafamdan geçiriyorum. Şimdi annem aradı akşama ne istersin diyor?sarmaaaa tabii ki sarmaaaaaaaaaaaaaaaaaaa….

pagan | 17 June 2004 21:57

baylar bayanlar; bayanlar demişken ve yeri gelmişken herkesin tanrıça zannettiği hekate’nin – ki vardır tabii ki öyle bir tanrıça- zannedildiğinin aksine gayet errrkeksi bir alman folk grup olan hekate olduğunu belirteyim hemen, bir gizem de tarihe karışsın. paso marş ritmleri kullanan gittikçe sıkıcı bulmaya başladığım grup.

dün arka sokağımızda 28 yaşında bir eleman, kendisini çattadanak diye binadan aşağı atmak suretiyle intihara teşebbüs etti. çok kötüydü çok.

olay sırasında tevede priştina için kendini yerden yere atan kadını izliyordum; zanalar kurdish style popstar eylemlerine devam ediyorlardı, önceki gün öldürülen askerin evine ziyarete gitmişlerdi; şehit erin babası zana’nın elini öpmeye kalktı! önde gelen kürt milliyetçilerimizin şovu devam ederken ambulans geldi ve intihar eden çocukla annemi hastaneye kaldırdılar. bizimki yolda ayıldı neyse ki.

Ne diyeyim bilmiyorum.

talos | 13 June 2004 22:08

Arkadaşımın büfesi var. Bugün yanına ziyarete gittim. Hoş beş derken sahte 5 milyon vermişler onu gösterdi. “Biri benim canımı yaktı bende başkasının canını yakacam” dedi. 🙂 yapma falan derken bir müşteri geldi 2 paket marlboro aldı 20 milyon uzattı bizim adamda paranın üstünü verirken 10 milyon tüm değilde 2 beş milyon olarak sahteyide verdi. Müşteri koşarcasına gitti. Bizimki sevinmeye başladı oh kurtuldum bilmem ne derken lan paraya bir baktık 20 milyon sahte :))))))))))))))))))))) ya ben gülmekten kırılıyorum cocuk gülme lan diye ah cekiyor bekle şurda ben adama bakim dedi. gitti 20 dakka sonra geldi bulamadı tabi. Olm hiçmi dikkat etmedin dedim. ne bilim a.k sahteyi iteliyim derken heycandan adamın verdiği paraya bakmadım Züküm derken Züküldük iyimi 🙂 allah işte…

Bostancı’yı sinekler istila etti!

illustwriter | 01 June 2004 13:37

Sabah hiç bir şey yoktu, öğlen yemeğine çıktığımda, tavuk dönerciye yürüyene kadar ağzımdan burnumdan gözümden kulağımdan giren sineklerle doydum. Her taraftalar, minik yeşil hayvancıklar bunlar. Fakat o kadar çoklar ki insanın nefes almadan yürümesi gerekiyor. Garson ve müşterinin diyaloglarından anladığım kadarıyla, mevsim sinekleri olup, yağmurun akabinde piyasaya çıkıyorlarmış. Müşterinin verdiği bilgiye göre Adalarda daha beter çoğalıyorlarmış. Yağmur yağınca bir süreliğine yok olup hava durulunca tekrar hortluyorlar diyor kendisi. Hava da esinti olmayınca daha uzun kalıyorlar anladığım kadarıyla. Eh işte kaderin cilvesine bak elin amerikasını dana kadar ağustos böcekleriistila eder caanım türkiyemi de minicik sinekler. Büyük memleket ne de olsa amerika dediğin, sorunu da büyük oluyor. Sorunlarına bile gıpta ettiriyor(!). 🙂

üçleme

rusty-hafif | 27 May 2004 19:29

Heheyt be yine kaza yaptım. Bu sonuncusunda 8/8 kabahati karşıya kestiler. Herif arkadan gelip benim arabaya patlattı. Bir sinirle indim arabdan bağıra çağıra sonra gerisin geri koltuğa oturdum adamın yüzünü görünce. Adamcaaz şaşkın, dokunsan ağlayacak. Hemen kasakoya telefon.

“Napacaz?”

“Polis çağırın.”

Peki, aradık polisi falanca yerde kaza var diye. Çıktım arabadan yaktım bi sigara beklemeye başladım. Amcam sesiz sakin arabasında oturuyor. Bende gelene geçene bakıp kaza yapan kerizler biziz diye gülücükler dağıtıyorum. Sonra ofisten arkadaşlar geldi. Sonrada polis.
Alkol muaynesi ve rapor, mapor derken iki dakkada paketleyip bizi gittiler.

Ertesi gün, yani bugün, eczaneye gittiğimde oradaki çocuk kazayı yapan sen miydin abi diye sordu. Bende aynen öyle dedim.

“Falanca bey çarpmış size.”

“Aa tanıyormusun.”

“Tanımam mı abi o Adam orada hep kaza yapar.”

yuh bre

xdestroy | 20 May 2004 22:35

Sonunda benimde çantamı çaldılar g.t gibi ortada kaldım.Hayır kitaplar önemli değil içindeki makina gitti şimdi alsan 400 e şanlısın .Artık bende ikinci elcilerin hepsini gezerim birbir de kimi satacak pzmnk.Hem de alkımda çaldı yaa.Kitapçıdaki adamda bu hale gelmişse ben ne yapayım.Poliste anca eline bi bakkal defteri almış ordan yazıyo zaten.Bide sonunda holladandaya gidiyorum fakat artık bi halt kullanmıyorum artık can sıkıntısı takılırım.Ya bu kader varda benle dalga geçen bi felek galiba o koyuyo .Yakalarsam bacarlardan cart ayırcam ikiye .En iyisi şu kamera görüntüsünü almak galiba!

zona…

ben_bahar-hafif | 19 May 2004 10:00

adı bile bi tuhaf olan bu hastalık hayatımı kabusa çevirdi. Önce hafif kızarıklarla başlayan sonra su toplayıp,kanayan yaralar ve gece uyutmayan agrılar. Hastalık sebebi sıkıntı ve stres… Sakın kerdinizi üzmeyin ve hiçbi şeyi dert etmeyin…( hala canım yanıyo)

edebiyatta popülarite

lavukprenses | 18 May 2004 03:07

Bugün büyük bir markete gittim bir iki parça bir şeyler almak için.Tam içeri girerken yeni açıldığını gördüğüm bir sürü koliyi farkettim.Sonra alacağımı almış çıkmak üzereydim ki kolilerden çıkanların Ahmet Altan’ın son kitabı(ki şu an ideefixe’te çok satanlar listesinde 2.sırada..)olduğunu ve marketin girişine yakın kurulmuş koca bir standda balık istifi şeklinde sunulduğunu görünce önce bir şaşırdım ve duraksadım,sonra sinirlenerek yoluma devam ettim.Kafamda sorguladım neden diye sonra dakikalarca.Gördüğüm manzara gerçekten midemi bulandırmıştı.Tıpkı aynı şahsiyetin önceki kitaplarının pazarlanmasında olduğu gibi bu da iğrenç bir şekilde insanların “okur” değil “tüketici” olarak görülmesinin bir sonucuydu.Kendisinin bir kitabını okudum şimdiye kadar.Severim,sevmem o ayrı konu.Ama bir yazar kitabını bu şekilde satışa sunarsa ben o kitabı okumam arkadaş.Popülarite’den hazzetmediğim gibi edebiyatta popülarite’den hiç hazzetmem.Nedir bir yazarı büyük kılan şey? Tüm satış listelerinde ilk sıralara oynaması mıdır? Her yerde tanıtılıp dergi,gazete vb medyatik araçlarda gözükmesi midir? Bu popülarite bağımlısı şaşkaloz yazarlardan gına geldi artık.Pazarın kaymağını bir güzel yiyip sonra gözden kayboluyor ve yitiriyorlar popülerliklerini tıpkı kilo işi bestelerle dolu müzik toplistlerindeki gibi.tek kelimeyle iğrenç.konu ile ilgili çok güzel bir yazı buldum ve mimledim de..

oy günlük oyy!..

mupple | 14 May 2004 15:03

uykusuzluk, bol alkol, sigara paketleri, yastıkla yorganla kavgalar, ağlama krizleri, el titremesi, günde 3 draje insidon ve tepemdeki hain periler.. geçer, geçeer.. geçti galiba, geçmediyse de öyle hissediyorum işte, birlikte olsak da değişmez ki artık. iyi niyet bazen en kötü dostunuz oluveriyor. söyleyemediklerim içimde kalsın, farketmez söyledim farzederim. dün eczanedeki adam da dedi, birine kızıyorsan onu adam yerine koyuyorsun diye, haklı, ne denir ki..