bildirgec.org

Günümüz pop kültürünü yaşatan nike modelleri

berokkan | 29 Mart 2011 14:38

2009 yılından beri klasik Nike modellerini farklı görsellikte sunan Daniel Reese isimli tasarımcının ürünleri yukarıdaki ayakkabılar. Öncelikle 2009 yılında Adobe Photoshop vasıtasıyla hazırladığı görselleri Nike ayakkabıların üzerine yapıştırıp blogunda paylaşan Reese, çok ilgi görünce, bu ayakkabılar ürettirmeye ve internet üzerinden satmaya başlamış.

Lucía y el sexo (2001)

queennothing | 29 Mart 2011 14:33

İspanyol yönetmen Julio Medem‘in yönetmenliğini yaptığı sinema filmi “Lucía y el sexo“, 2001 senesinde (ülkemizde 2002) vizyona girdi. Goya Ödülleri’nde ‘En İyi Kadın Oyuncu’ dalında ödül kazanan film, Ondas Film Festivali, Phoenix Film Eleştirmenleri Derneği, Sant Jordi Ödülleri ve Turia Ödülleri başta olmak üzere pek çok etkinlikte seyircisiyle buluştu. Senaryosu yine Medem tarafından yazılan “Lucía y el sexo“da “Carmen” filminden tanıdığımız İspanyol aktris Paz Vega, Tristán Ulloa, Najwa Nimri, Daniel Freire, Elena Anaya, Silvia Llanos ve Javier Cámara gibi isimler rol alıyor. Çekimleri İspanya’da yapılan film, bir kadın ile seks olgusunu önce ayrı ayrı, sonra da birlikte işliyor.

Belleğe temizlik gerek!

admin | 29 Mart 2011 14:08


Hatıralarla dolu eski eşyalarımızı atmakla,onlardan gerçekten kurtulabilirmiyiz ? Eski anılarla dolu bir sandık mesela,geriye bakmamak için bir daha,atmalımıyız onu da ?O zaman gerçekten çeker gider mi tüm hatıralar ? Bellekte bir temizlik yapsak daha faydalı olmaz mı ki?

Aşk’ın kordinatı

admin | 29 Mart 2011 11:57

Biliyodum.Durduk yerde gelip bulucak hali yok ya aşkın seni.Nereden bilsin,nerede olduğunu.Kordinat bildirmek gerekmiş.Tesadüf falan hikaye,aşkta tesedüf yoktur.Aşkın kordinatı vardır,doğru yerde olmazsan o da gelemez ki.

Modern Atari Makineleri

berokkan | 29 Mart 2011 11:30

Bizim neslin çocukluğu atari salonlarında geçti. Dolayısıyla her birimiz, bir zaman evde bir atari makinesine sahip olmak istemedik mi? Şimdi tam da para kazandığımız ve bir atari makinesi alabileceğimiz zamanda o koca makineyi evde nereye koyacağız sorunu ile karşılaşıyoruz.

sen her zaman gelesin, ben İvan’a veresin”

admin | 29 Mart 2011 11:09

Dünyada olup bitenleri kavramayanlardan biriyim ben; Bir şeylerin sonu yaklaşmakta ama neyin? Uzmanlar bunu tartışadursunlar. Biz içimize bakalım ;
Hükümet demokrasiye yeni bir alternatif getirdi; demokrasi aşığı geçinip, demokrasiden aldığı ilhamla yazarı çizeri skmece!
Geçen gün bir arkadaşım sordu “ hacı biz niye dışarıdayız hala”
Olm bırakta dışarıda adam kalsın biraz, içerde yer mi kaldı?
Vidalanmak istiyorsan elini çabuk tut erken rezervasyon yaptır!
Aslında hem yazıp, çizip hem savcının elinden sıyırmak için biraz orospu olmak lazım..
Misal,
Ben şimdi şu beyiti yazsam, ne olur dersiniz?

Claude Chabrol

queennothing | 29 Mart 2011 09:29

24 Haziran 1930 tarihinde Fransa’da dünyaya gelen Claude Chabrol, Fransız Sineması‘nın en önemli akımı olan Yeni Dalga‘nın öncü yönetmenlerinden biridir.

Paris Üniversitesi’nde Farmakoloji Bölümü okuyan Chabrol, Agnès Goute ile düyaevine girdi. Jean-Luc Godard, Eric Rohmer gibi yönetmenlerle tanıştı ve ilk uzun metraj filmi olan “Le beau Serge”yi 27 yaşındayken çekti. 1959 senesinde “Les cousins” ve Stanley Ellin’in romanından uyarlanan “À double tour”u çeken yönetmen, 1960’da “Les bonnes femmes” ile “Les godelureaux”u çekti. 1962 senesinde “Les sept péchés capitaux” ile “L’oeil du malin”i çeken Chabrol, “Landru“, “Les plus belles escroqueries du monde”, Shakespeare uyarlaması olan “Ophélia”, “Le tigre aime la chair fraiche” ve “Paris vu par…” gibi yapımlara da imza attı.

Ulis’in Bakışı; To vlemma tou Odyssea (1995)

queennothing | 28 Mart 2011 20:28

Yunanistan, Atina’da dünyaya gelen yönetmen Theodoros Angelopoulos‘un yönetmenliğini yaptığı sinema filmi “To vlemma tou Odyssea” (Ulis’in Bakışı), 1995 senesinde vizyona girdi. Senaryosu Tonino Guerra, Petros Markaris ve Giorgio Silvagni tarafından yazılan ve Homeros şiirleriyle bezenen yapım, Bosna-Hersek, Yunanistan, Sırbistan, Romanya, Amerika ve Arnavutluk’ta çekildi. Angelopoulos’un baş eseri sayılan film, ağır, depresif ve kimi seyirciler tarafından ‘sıkıcı’ olarak nitelendirilse de A karakterinin ve dikkat edilince rahatlıkla görülebilen Angelopoulos göndermelerini sayesinde tekrar tekrar izlenebilecek yapımlar arasına giriyor.