bildirgec.org

YILBAŞI ÖNCESİ DOPİNG

admin | 27 Aralık 2010 12:53

Sağlık çalışanlarına müjdeli haber geldi. Yılın sonuna doğru yeni yıla mutlu girmelerine neden olacak haber hükümetten geldi.

Séraphine (2008)

ranasancak | 27 Aralık 2010 12:46

Martin Provost’un yönetmenliğini yaptığı Séraphine (2008), ressam Séraphine Luise’nin nam-ı diğer Senlis’li Séraphin’in (Yolande Moreau), trajik hayat hikâyesini gerçekçi ve sanatçının ruhuna uygun bir yaklaşımla anlatan bir film.
1905 yılında 41 yaşında sade bir yaşantısı olan ve hayatını temizlik yaparak kazanan Seraphine, ona resim yapmasını söyleyen “koruyucu meleğini” dinleyip kendi kendine resim yapmaya başlar ve eline geçen az bir paranın hepsini resim yapabilmek için harcar. Gündüzleri çalışıp geceler boyu parlak renkli, naif doğa desenleri yaratır.

25 çevreci web sitesi

admin | 27 Aralık 2010 11:56

doğaya geldik doğaya gideceğiz dostlarım. kendimize iyi bakmalıyız; bunun önemi tartışılmaz ama bir de çevremize özen göstermemiz gerekiyor. bu daha da önemli. biz bunlardan bahsedip konuşurken, bazı çevreci arkadaşlar çevreci web sitelerini hazırlamışlar bile. biz de bu siteleri inceleyeceğiz; bakalım, doğa sevgisi adına neler yapmışlar?

1/envira medya

envira bu alanda en beğenilen sitelerden biri. bir tabir vardı -abartmak gibi olmasın ama- insan kıyamıyor bakmaya. sitenin tasarımı oldukça hoş. yaptıkları projelerin isimlerini, ağaçların üzerine yazmışlar. sitede reklam, kim oldukları ve yaptıkları projelerle ilgili butonlar var.

TÜY DÖKENLER ARTIYOR

admin | 27 Aralık 2010 11:35

Şimdilerde bakımlı olmak herkesi ilgilendiren kadın erkek ayrımı yapmayan yükselen bir trend ve gitgide de önemi artıyor.
Şehir yaşamı metroseksüel erkek kavramı derken kadınlar kadar erkeklerde bakımları için fazlaca harcama yapmaya başladı.

ENGELLİLER İÇİN YÜRÜMEK ARTIK HAYAL DEĞİL!!!

Beacool | 27 Aralık 2010 11:21

Birçok şeyin aslında olduğundan çok daha zor olduğu, zorlaştırıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Ekonomik açıdan daha iyi ülkelerdeki yaşam zorlukları ne yazık ki buradaki kadar zor geçmiyor. Bu zorlukları en ciddi biçimde yaşayanlar listesinin en tepesinde de ne yazık ki engelli vatandaşlarımız yer alıyor.

Tibion Bionic Leg Yürümek... Yeniden!
Yürümek… Yeniden!

Bir dönem geçirdiğim bir kazadan dolayı o zorlukları birebir de yaşamış biri olarak diyebilirim ki ülkemiz ne yazık ki bir engelli için gerçekten de çok zor (bkz yazı sonu notu). Böyle anlarda yaşamış olduğum; yerinden kalkıp (ama başaramayıp) hareket etme isteği ve dürtüsü artık modern teknoloji ile mümkün oluyor. Sunnyvale Tibion firmasının icadı olan ve Tibion Bionic Leg ismiyle anılan ürünü belden aşağısı hareket etmeyen hastalar için resmen bir şifa niteliğinde. Daha önceleri duyurmuş olduğum protez haberini de göz önüne alırsak sanırım yakın gelecekte engelli yaşam çok daha kolay olabilir.

The Warrior’s Way: Savaşçının yolu (2010)

mukedo | 27 Aralık 2010 11:06

İlk sinema deneyemi olan Sngmoo Lee‘nin senaryosunu kendi kaleme aldığı filmi Uzak Doğu ile Vahşi Batı’yı karşı karşıya getirmiş gözüküyor.

19. yüzyılda, Yang adlı bir savaşçı (Jang Dong-gun) bir düşman klanın son üyesini öldürmek için görevlendirilmektedir. Savaşçı görevini reddedince küçük bir western kasabasında saklanmak zorunda kalır. Anime tadındaki bu filmi ön yargılı davranmayıp izlendiğinde karakterleri ve konusuyla sizi içine çekecek başarılı bir film olduğunu göreceksiniz. İsterseniz fragmanını burdan izleyebilirsiniz.

Aron Ralston’ın İnanılmaz Yaşam Mücadelesi

neandertal | 27 Aralık 2010 10:57

Aron Ralston
Aron Ralston

Hayatta, yaşama isteğinden daha güçlü bir istek yoktur.

Böyle yazıyordu afişte. Henüz izlemediğim fakat fragmanına hayran kaldığım son Danny Boyle filmi 127 Hours‘ta. Fragmanı izleyene dek Aron Ralston’ın varlığından bile haberim yoktu. Şimdi ise en büyük ilham kaynaklarımdan biri. Neden mi?:

Aron Ralston, 1975 doğumlu Amerikalı bir mühendis. Intel’de çalışan, Fransızca bilen, piyano çalan bu genç adam aynı zamanda profesyonel bir dağcı. Haftasonlarını ve tatillerini kanyonlarda dolaşarak, dağlara tırmanarak, kayak yaparak geçiren Ralston bir süre sonra Intel’i bırakarak kendini tamamen zorlu doğa sporlarına adıyor. En sevdiği roman, Sean Penn tarafından filme çevrilen ve genç bir adamın vahşi doğada yaşadıklarını konu edinen Into the Wild. 2003 yılında, Nisan ayının 26. gününde, Into The Wild’ın kahramanı gibi hiçkimseye haber vermeden Utah’ın muhteşem Blue John Canyon‘una kendi deyimiyle “parkta gezi” yapmaya gidiyor. Deneyimli bir sporcu olan Ralston’ın onu neredeyse ölüme sürükleyen inanılmaz deneyiminin kilit noktası da bu. Hiçkimseye hiçbir şey söylemeden, adete insanlardan kaçarak gittiği kanyonda, aslında hayatında yer alan insanların ne kadar değerli olduğunu acı bir şekilde deneyimliyor.

Aron Ralston gezdiği bölgeyi fotoğraflamak için yanına video kamerasını da almıştı.
Aron Ralston gezdiği bölgeyi fotoğraflamak için yanına video kamerasını da almıştı.

Kanyonun gizli kalmış, karanlık köşelerinde dolaşırken ansızın hayatını tamamen değiştirecek bir şey oluyor; 400 kiloluk bir taş sağ kolunun üzerine devrilerek onu kanyonda dar bir alana sıkıştırıveriyor ve onu orada tam altı gün boyunca esir alıyor! Yanında çok az suyu ve yiyeceği olan Ralston’ı kimsenin ne duymasına ne de bulmasına imkan var. Ralston’ın yanında taşıdığı video kamerası onu hayatta tutan tek şey. Oradan kurtulamayacağını anlayınca, ailesi ve yakın arkadaşlarına hoşçakal mesajları kaydediyor. “Bedenimi bulduğunuzda bu videoları aileme ulaştırın” diye başlıyor kayıtlarına. Vasiyetini, yakılmak istediğini, pişmanlıklarını dile getiriyor. Çantasındaki, kayayı oymaya çalışmaktan körleşmiş küçük bıçağıyla ismini, doğum ve ölüm tarihlerini kanyon duvarına kazıyor, üzerine de ekliyor: RIP.

YILBAŞI SESLERİ

admin | 27 Aralık 2010 10:52

yılbaşı artık bir topluluğa yada bir kesime hitap etmekten çok artık kürsel bir gelenek olmaya başladı.

Sen Ve Sis

peuplier[pilli_silinen_hesap] | 27 Aralık 2010 10:47

Geceme çöker içimdeki sis
Seni ararım gri beyazda
Bir dokunuş borçluyum bedeninden uzakta
Ruhuna..
Gülümseyen flu bir akşamda..

Gözlerinin ateşi, aşka aşık
Gülüşü, mutluluk arayanlara
En güzel duygularım
Seni arzulamakta..

Kurtuluş Günü; Independence Day (1996)

queennothing | 27 Aralık 2010 09:51

Alman yönetmen Roland Emmerich‘in yönetmenliğini üstlendiği sinema filmi “Independence Day” (Kurtuluş Günü), 1996 senesinde vizyona girdi. ‘En İyi Ses’ dalında aday gösterilip, ‘En İyi Görsel Efekt’ dalında Oscar Ödülü kazanan filmde, iki defa Oscar adayı olan Amerikan aktör Will Smith, Judd Hirsch, Amerikan aktör Bill Pullman, Jeff Goldblum, Margaret Colin, Robert Loggia, Randy Quaid ve Amerikan aktris Mary McDonnell rol alıyor.
2 Temmuz gününde gerçekleşen bir istilayı anlatan filmin 3 temmuz 1996 tarihinde gösterime girmesi kararlaştırılmıştı, ancak 4 Ekim günü seyircisiyle buluştu. 75 Milyon Dolar gibi bir bütçeyle tamamlanan film, ülkemizde 4 Temmuz 1996 tarihinde gösterime girdi.