bildirgec.org

THE LAWNMOWER MAN (BAHÇIVAN)

emsvizyon | 31 Ağustos 2008 23:59

stephen king’in aynı adlı eserinden ancak esintiler taşıyan 1992 yapımı bu film, orta okul çağlarıma denk gelir.o yıllarda bahçıvan‘ı izleyen çoğu insan gibi ben de çok etkilenmiştim doğrusu. başrollerini pierce brosnan ve lost’da sempatik helikopter pilotu rolündeki jeff fahey oynuyor ( hele filmi izledikten sonra bu kişinin o olduğuna inanmak çok güç )… konusu kısaca şöyle; efendim pierce brosnan ( Dr. Lawrence Angelo ) bir firmada beyin fonksiyonlarını arttırma üzeirine deneyler yapan iyi niyetli bir bilim adamıdır, beyni daha fazla ve verimli kullanmayı sağlamay çalışan bilim adamımız bunun için sanal gerçeklik ve bir takım enzimler vs’ler kullanmaktadır.. kobayları da şempanzelerdir ( askeri birşeylerin kokusu duyulmaya başlandı değil mi? ) bahçıvan rolündeki jeff fahey ise zeka özürlü bir gençtir, evinde barındığı kişi tarafından sürekli dövülen bu genç yobaz bir adamın elinde kendince terbiye edilmektedir… gel zaman git zaman bilim adamımız bu gence acır ve onun zekasını biraz arttırmaya kararverir…

zeka arttırılırken :)
zeka arttırılırken 🙂

olay burda kopar… valla en son eleman kendini bir yerlere upload ediyordu… bence güzel film… halen çok etkileyici gelir bana, nedendir bilinmez ( ağaç yaşken mi eğilir yoksa :))

Facebook beyazperde’de!

Xas | 31 Ağustos 2008 23:59

son yılların internet fenomeni ve sosyal ağların en hızlı çıkış yapanı facebook beyazperde’ye taşınıyor.ünlü hollywood yazarı aaron sorkin‘in facebook sayfasında açıkladığı film projesi’nin gerçek olduğu sony pictures tarafından doğrulandı.internetnews.com‘a yapılan açıklamada facebook’un son yıllardaki hızlı tırmanışının ele alınacağı filmin prodüktörünün scott rudin (no country for old man) olacağı belirtildi.aaron sorkin’in facebook sayfası aslında araştırmacısı Ian Reichbach tarafından hazırlanmış. bu sayfa sayesinde sorkin facebook’u daha yakından tanımayı ve tepki ölçmeyi amaçlıyormuş.facebook yetkilileri ise pek çok film teklifi aldıklarını ancak şimdilik hiçbir projeye onay vermediklerini söylüyorlar. eğer proje gerçekleşirse son yüzyılın en genç milyarderi mark zuckenberg‘i yakında beyazperdede göreceğiz.

KROKANT LANETİ

kayvenk | 31 Ağustos 2008 22:39

Bir gece usulca üzerinize lanet okunduğunu biliyor musunuz? Uykuya dalarken karanlık odanızda sırtınızı döndüğünüz gudubet ruhları veya gözlerini size dikmiş, duvardaki korkunç ve elem dolu yüzleri sezdiniz mi? Gecenin kör anında uykunuzdan eden bu uğursuzluğu bulmak için karanlığı dinlerken tıkır tıkır işleyen saat seslerinden başka yanıt alamadığınızda ne yaptınız? Oysa onlar size “tükeniyorsun, dikkat et” demeye çabalıyor. Kendilerinin kulak arkası ettiği bir öğüt. Zamanın kuşattığı, eskitip kısalttığı ömrünüzü nasıl kullandınız? Sahte bir keder, bir sevinç yığıntısından başka ne oldunuz? Oburluk, şehvet ve gülünç egonuzu eleseler ne kalır? Bir dalkavuktan, bir ulema bozuntusu, işine gelmeyeni üstüne alınmayan bir sapık olmaktan başka? Günlerdir aradığınız şarkıyı veya filmi sömürüp, tatminsizlik ve tamahkarlıkla yenisine dadanmaktan başka? Reklam arası dizi izledikten sonra elinize ne geçti? Hayal kurarken bile, hayatınızı yüksek reytingli bir film, kendinizi de yavşak başrol oyuncusu sanmaktan başka ne kurdunuz? Takdir mi bekliyordunuz?

Beklemekten sıkılmadınız mı? Ya sahte takdirlerden? Ne kadar ömrünüz kaldı? “Kendimi değiştirmeliyim” diye aklınızdan geçirdiğiniz şu anda dahi, bu arzunuzun gürleyerek akan zaman nehrinde anlar içerisinde yitip gittiğini biliyorsunuz değil mi? Neden bu sahte hayatı sürgit etmekteki inat? Yoksa çoktan uykuya daldınız mı? İşitmiyor musunuz? Donmakta olan bir sefil mahlukatın, sinsice ve sessizce uykuya dalması, miskin miskin yok oluşa gitmesi gibi aheste aheste acı dolu sona yaklaşıyorsunuz. Yol kenarına sadece ve sadece sizin için dikilmiş “Stop” ve “Wrong Way” tabelalarını görmezden geliyorsunuz. Düşünesiniz diye buz mağaralarında pineklemekte olan önemsiz varlığınıza gelen bu çağrıyı da yabana attığınızda duvardaki kederli yüzlerden biri de sizinki olacak. Yapmanız gerekip de yapmadığınız eylemler listeniz kabarıyor mu? Yoksa böyle bir listeniz yok veya bunu aklınıza dahi getirmek saçma mı geliyor? Hala okuyorsanız düşünenlerdensiniz. Düşünenlerin böyle bir listesi olur.(sizin için hala umut var) Şimdi akan zamanı anlamlı hale getirmeye ne dersiniz? Karar verin, ama çabuk olun çünkü vakit daralıyor. Çakma tanrı Zeus’ un babası ve zaman tanrısı Kronos, kronometresinin başlatma düğmesine bastı. Yarış başladı. Geçmişe münhasır anı çöplüklerini bırakın. Çünkü o çöpleri yeyip, yeni çöpler üretip onları da topluyorsunuz. Kronolojiye uygun giderseniz duvardaki yüzlerden biri olacaksınız. Kromozomlarınıza kodlanmış şeytani canavarın hilelerine geliyorsunuz. Aynaya baktığınızda anlamsız bir mantrayı tekrarlarcasına “gereksizim ben” diye beşi, hatta kırkbeşi aşkın kez sesleniyorsunuz. Şeker adamın kancasındasınız. Şeker adam sizi lanetliyor.

patent arama

Xas | 31 Ağustos 2008 21:40

patents.com düşündüğünüz şeyin daha önceden patentli olup olmadığını öğrenmenize yardımcı oluyor.

aslında bu iş için google patents ya da u.s patent and trademark office sitesini de kullanabilirsiniz. ama patents.com çok daha hızlı ve kolay bir arama sunuyor. sitede ayrıca eğer patentin kendinize ait olduğunu düşünüyorsanız itiraz edebiliyorsunuz.

quarkbase: web siteleri hakkında bilgiler

mentor | 31 Ağustos 2008 20:01

quarkbase
quarkbase

kimi insanlar siteler hakkında bilgi edinmeyi pek sever. Alexa istatistiklerine bakarlar. whois çekerler. quarkbase bu kişilerin çok seveceği bir site.

quarkbase ile sorgulattığınız site hakkında öğrenebileceğiniz şeylerden birkaçı şöyle:
– whois bilgileri
– twitter üzerinden site hakkında yapılan yorumlar
– başka blogların site hakkında yazdığı yazılar.
– alexa istatistikleri
– sitedeki popüler sayfalar
– site hakkında teknik bilgiler (flash kullanılmış mı?, blog ise hangi yazılımı kullanıyor? vb.)
– delicious, reddit, digg, wikipedia bağlantı sayısı
– digg ana sayfaya çıkmış sayfaları

ağaç ile şarj edin

noname1 | 31 Ağustos 2008 19:33

Bu gördüğünüz ağaç sayesinde tüm elektronik cihazlarınızı, elektrik kullanmadan şarj edebilirsiniz. Nasıl mı? Güneş ışığını elektriğe dönüştüren fotovoltaik paneller sayesinde ki, onlarda görünürde yaprağa benziyorlar. Çevre dostu ağacımız gün ışığından faydalanıyor ama sadece gündüz çalışmıyor. Gündüz aldığı ışığı bataryasında enerji olarak depoladığından her vakit şarj hizmeti sunuyor. Bu çevreci şarj ağacının tasarımı Vivien Muller’e ait.

Güneş Enerjili Kravat

soybelli | 31 Ağustos 2008 19:20

Solar Kravat
Solar Kravat

Iowa State University araştırmacıları tarafından icat edilen bu kravat güneş enerjisini depoluyor ve istediğiniz bi cihazı şarj etmenize imkan sağlıyor. Aslında Türkiye gibi sürekli güneş alan bir ülke için çok kullanışlı bir ürün. Ürün piyasaya çıkmadığı için daha ücreti hakkında bir bilgi verilmemiş.

İşlemcinizi Hızdan Uçurun!

yunusemreklk | 31 Ağustos 2008 19:14

işlemcinizin sınırlarını zorlayın!
işlemcinizin sınırlarını zorlayın!

CPU’nuza overclockyapmak çokta riskli bir şey değildir. Küçük işlemlerle, biraz da dikkatli davranarak herkes işlemcisini birazcık daha hızlandırabilir. Fakat siz sisteminizi uçuk hızlara çıkarmak istiyorsanız kollarınızı sıvamanız lazım. Bu CPU yükseltme işlemine lapping (zımparalama) diyoruz. Bu işlemin nasıl yapıldığına belki bazı forumlarda ulaşabilirsiniz. Fakat burada herkesin anlayabileceği şekilde güzelce, resimli ve geniş açıklamara yer vererek anlattık.

heat spreaderin fabrika çıkışlı  hali
heat spreaderin fabrika çıkışlı hali

CPU’nuzdaki ısı yayıcı bütünleşik tabaka (integrated heat spreader) CPUnun aşırı ısınmasını önlüyor, ısıyı dağıtarak CPU’nun soğumasını sağlıyor. CPU ile soğutucu fan arasındaki ısı alışverişini kolaylaştırıyor. Burası ne kadar pürüssüz ve düz olursa daha etkili bir soğutma sağlanır. Biz performansı arttırmak için bu tabakayı zımparalayacağız. Diğer bi tabirle işlemcinin üstünü ayna gibi yapacağız ki çok daha etkili bir soğutma gerçekleşebilsin.
Bazılarımızın aklınıza hemen şu gibi bir soru gelebilir: fabrika çıkışlı dizüstümüzde bu işlemi zaten oradan olması gereken şelikde yapıp yolluyorlar, neden tekrardan bunu yapıp gül gibi CPU’mu riske atayım? diyebilirsiniz. Fakat CPUnuza bir mikroskop yardımıyla bakarsanız göreceğiniz şeylere çok şaşırabilirsiniz. Plaka çıplak gözle gayet parlak ve pürüssüz gözükebilir. Ama yakından baktığınızda bunun o kadar dar pürüssüz ve parlak olmadığını görebilirsiniz. Plakanın yüzeyinde binlerce mikroskobik çöküntü, çıkıntı ve diğer kusurlu yüzey yapısı mükemmel ısı dağıtımını, souğutucu fan ile CPU arasındaki olması gereken etkili ısı alışverişini engeller. Yani dolaylı olarak daha yüksek hızlarda çalışmanıza izin vermez, sisteminizin çabuk ısınmasına sebep olur. Termal macunlar ve benzeri ürünlerle bu boşlukları doldurup güzel bir biçimde törpülerseniz bu ısının büyük kısmını uzaklaştırırsınız. Tabi bu işlem sonunda garantinizi de geçersiz kılarsınız, bilginize! Elbette bu işlere girişen bir bilgisayar hastası zaten aletinin garanti kapsamı dışında kalmasını dünden gözden çıkarmış demektir.

İhtiyacımız Olanla