bildirgec.org

Kişisel bir sorunum var:(

deborahhh | 28 Ağustos 2006 02:50

Tamamıyla kişisel bir sorunum için yine burayı işgal ediyorum ve hoşgörünüze sığınıyorum. İnanın fikirlerinize çok ihtiyacım var.
Yaklaşık bir yıl önce bana evlenme teklif etti. Birlikteliğimiz henüz altıncı ayını yeni doldurduğu için açıkcası korktum ve erken olduğunu söyledim. “olur” dedi. Beklemeye aldık.Şimdilerde bir buçuk yılı devirmiş bulunuyoruz. Genellikle beraberken açık açık kavga eden bir çift değiliz. Ama eğer birbirimize uzaksak kavgalar bitmiyor. Telefonla, maille, mesajla….Yani ulaşabildiğimiz her türlü kitlesel iletişim aracıyla kavga edebiliyoruz. Çok fazla sebep de aramamıza gerek yok. Galiba nedeni “özlem?”.Her neyse, bu ayrılıklar bize acı gelmeye başladığından, şartlar yerine oturduğundan, tanışma faslını fazlasıyla geçtiğimizden, birbirimize sevgimizi bildiğimizden, falan, filan……Yani artık evlenebiliriz. Üstelik ben ilk defa “evlilik” için “imdat, mümkün değil, ay ne gerek var ki?” gibisinden cümleleri nihayet unutmaya başlamışken…Az önce yine telefonda birbirimizi yiyorduk. Yine “o halde bitsin artık” noktasına gelmişken, ani bir manevrayla “evlenelim mi?” dedim.Uzun bir sessizlik. Sonra “iyi geceler” dedi ve telefonu kapattı. Bak şimdi!!!! Kız milletine bu yapılır mı?
Sabaha kadar uyutmamaya resmen ant içtim. Bu konu açıklığa kavuşacak! Başka türlü olamaz. Ben uyuyamıyorsam, o hiç uyumamalı! Artık neredeyse “taciz” denilebilecek kadar seri mesajlar atmaya başladım.“Evlenelim,senin uzmanlığın belli olana kadar bir ev tutarız. Eşya falan gerekmez. Öğrenci evimdeki eşyalar bizi şimdilik fazlasıyla idare eder. Sen bu yıl tus’a hazırlan. Ben çalışırım. Senin görev yerin belli olunca da gitmemiz gereken yer hangi cehennemse gider yerleşiriz. Böylece sürekli burnunun dibinde olacağım için her seferinde uzaktayken yaşadığımız kıskançlık krizlerinden kurtulursun, anlamsız güvensizliğinin yersiz olduğunu görürsün, ayrıca asla seninle ilgili bir gelecek planlamadığım için de beni suçlamaktan vazgeçersin” …….Daha neler neler…..Ciddi olduğumun gayet farkında. Çünkü ben ender ciddileşirim. Anlamamsı imkansız.Hepsini bir bir okudu. Cevap vermedi. Dakikalar geçti. Evlenme teklif edenin ben olmam aslında çok can sıkıcı. Ama olsun. Her şeyi göze aldım. Hatta bu gün anneme bile anlattım. Kadıncağız ne desin ki? “ İyi gelsinler, istesinler o zaman” dedi.Sonunda aradı. Cevabı aynen yazıyorum:

1-Geç oldu uyumak istiyorum

Buzun suya dönüşümü

bildigimiz son sey | 28 Ağustos 2006 02:22

erimek
erimek

Hayata bakışım hep böyle olmuştu sanırım…
Biraz geyik, biraz saçma…

Ama hayatta böyle şeyler görüyorum, elimizdekiler eriyip gidiyor… Hayat, zaman, para, mal, mülk… Kimsenin elinde kalmıyor… Aynı bu resimdeki gibi yani… Bir bakmışız lüks bir arabamız var, ama gerçekten bizim mi? Kaza yapsak, elimizden yitip gittiğine üzülürüz, hiç almasak daha kârlı çıkarız gibi geliyor duygusal olarak… Bunu tüm eşyalar için yorumlayabiliriz aslında.

Fight Club filminde dediği gibi, sahip olduklarımız gün geliyor bize sahip oluyorlar aslında… Sonra da bir türlü sevinemiyoruz… Daha doğrusu sahip olduğumuz şeyleri cebimizde değil kalbimizde sakladığımızdan kaybediyoruz.

Bok Mühendisliği

buddhala | 27 Ağustos 2006 23:00

Ailemin yanından, sakin bir tatilden dönüyordum. Otobüs mola yerine yaklaşınca içindeki popstar ruhunu tatmin edercesine mikrofona abanan muavin gerekli anonsu yaptı ve doğruca Pavlov’ un köpekleriymiş gibi tualete yöneldik. (yaklaşık 55 kişi) Türkiye’ nin dört bir yanından gelen insanlar Doğu-Batı Senfoni Orkestrasını çatlatırcasına tualette birbiriyle ahenkli, zengin makattan sesler çıkarmaya başlayınca uykumdan biraz daha uzaklaştım, bu benim İstanbul’ a yaklaştığımın göstergesi değildi ama ailemden uzaklaştığımın alametiydi. Birden o uykusunu alamamış halimle yeryüzündeki tüm insanların aynı ortak kaderi paylaştığını keşfettim. Çocukken de bu konuda takıntılarım vardı ama babamla oturup konuşursam karşılaşacaklarım hakkında bilgisiz değildim.
Evet, hepimiz aynı biyolojik çıktıyı veriyorduk dünyaya. Değişik ziyafetlerden sonra aynı kaderi paylaşıyorduk. Yediklerimiz metabolik muamelelerden sonra farklı kıyafetler giyip, wc-matikten çıkacak sesi örtbas etmek için sonuna kadar açılmış musluğun sesi altında yeni bir tabiata yelken açıyordu. Bokumuz ne kadar masum acaba? Onların sahip olduğu kimlikler bize benzemiyor olabilir ama gün içindeki değişik anlarımızda “bok herif, bok gibi…” gibi kelimeleri sıkça kullanıyoruz. İnsanları kuyruğa dizip, zorla numune almadım ama tahmini biyolojik çıktı türleri şunlar olsa gerek, yalnız daha fazla çeşit ekleyecek arkadaşlara saygım sonsuz onu belirteyim…
sağlam bok: Bunlar adında da olduğu gibi sağlam bir ziyafetten sonra sahibini pek yormadan elde edilir. Genellikle yapışkan olmaz ama ağır olur ve ağırlığı da hacmine göre fazladır. Şekil itibariyle karizmatiktirler. Basında da en çok karikatürü çizilen bok şeklidir. Yandan bakıldığında konik yukardan bakıldığından bakana doğru spiralleşen eserlerimizdendir.
katil bok: Bunlar Doğu yörelerimizde yaygındır. Acılı yemeğe sevdalı yurdum insanımın tualette törenle çıkardığı bu bok, aynı şekilde makatta yanmaya sebep verdiğinden, sahipte bir hayıflanmaya; bu genelde bu yörede konuşulan dilde ya da lehçe de olur, sebep olur. Tualetten çıkan zatların terli terli su içmesi sonucu öksürük nöbetleri görülmüştür. Yalnız bookumuz adı gibi öldürücü bir kimliğe sahip değildir. Sadece en can yakan bokların başında gelir.
yalan boku: Kabız bokudur. Maçı ortasında bırakan ya da işten izin alan erkekler olduğu gibi, diziyi ya da komşularla fal bakmayı yarıda bırakan bayanlarda da görülür. Tualete alelacele koşan birey için, tualette geçirdiği dakikalar hayal yıkıcıdır. Eni 1, boyu 3 cm. yi geçmeyen ufak bir löpçükten başka birşey yoktur onca ıkınmaya rağmen. Hatta bu bok wc-matiği bile zorlamaz. Öyle üstünde kalır. Bireye üstüne su döküp ve gerekli temizliği etmekten başka birşey kalmaz ama çoğu insanımız büyük bir inatla ıkınmayı yeğleyip mağlubiyeti acı acı tatma gafletinde bulunmaktadır. Son zamanlardan tıp bunun üstesinden gelmeyi başarmıştır. ( meşhur sindirime yardımcı yoğurtlar)
tatlı bok: Bu bok diğerlerine nazaran tek celsede nihayetine ulaşır. Tek parçadır ve set bir görüntüsü vardır. Bazıları buna maço boku der. Ama lafta kalır o dediği. Çünkü bu maço değil inatçı bir boktur. Değdiği yerlerde bıraktığı iz zar zor gider. Bu onun inatçı kimliğini gösterir ama bokumuz kesinlikle Maço değildir. Sahip boşaltım işlemini tek celsede yapmanın mutluluğunu yapmanın mutluluğunu yaşar. O bok istediği kadar yapışkan olsun.
maço boku: gel gelelim Maço bokuna. Sifon 5-6 kez çekilmesine rağmen gitmeyen boktur. En son çevre illerden itfaiyeler gelir ve bok gerekli adrese gönderilir. Ama yapılan araştırmalar, hard-maço bokların da var olduğunu göstermiş ve bu bokların tek derdinin tualetten kaynaklandığı ispatlanmıştır. Sifon konusunda zorluk çıkaran maço bokların (hard-maço) vidanjörla çıkartıldıktan sonraki ikinci yerlerinde güle oynaya çözündükleri gözlemlenmiştir.
su boku: Bazı çevrelerde sudoku ya atıfta bulunup tebessüm yaratsa da, bu bok en tehlike boklardandır. Vücudunu iyi tanıyamayan bir insan için rezalet olabilir sonuç. Pıçırtmak durumuna uygun görüntülere müsebbip olan bu boklar, sahibin sessiz osurmak edasıyla yaptığı ufak bir ıkınmayla ortalığı vıcık vıcık edecek bir donanıma sahiptir. Sahip ilk saniyede duruma hakim olsa bile içindeki don değiştirme duygusunu bastıramaz ve genelde kızlarda var olan “klasik arkamı kontrol et hareketi” bu durumda tüm cinsler için geçerlidir. Aman deyim ben size arkadaşlarım çok rezil şeyler anlattılar bana. Su bokundan sakının…
pis bok: Bunlar kötü kokar ve yapışkandır. Civardaki sineklerle telepatik yolla diyaloğa geçer ve onları üstüne çekmeyi başarır. Mükemmel cazibesini tabiki kokusuna ve biraz lapa haline borçludur. Bu şehvetli duruşu sahibini cezbetmez ve bir sifon, iki tasla işi görülür.

Evet, peki sizin bokunuz hangisi?

OS-tan

| 27 Ağustos 2006 21:55

firefox-co ve thunderbird-ko
firefox-co ve thunderbird-ko

işletim sistemlerinin -japonların manga dediği hadise aracılığıyla- kişileştirilmiş hallerine bakmak için buraya ve buraya, maceralarını okumak için şuraya göz atın.

linux dağıtımları şurada; firefox-ko ve thunderbird-ko ise tam burada.

haluz-adventure game

| 27 Ağustos 2006 21:05

herşeyin başladığı an
herşeyin başladığı an

herşeyin kahramanımız farenin anteninin kuş tarafından araklanmasıyla başlar.Kahramanımızı yönlendirerek kuştan anteni geri almaya çalışın.
oyuna ulaşmak için .:

may the force be with you

| 27 Ağustos 2006 20:20

darth maul
darth maul

neredeysebundan 30 sene önceiyi ile kötünün savaşını ,beyazperdeye farklı bir anlatım ve bakışlaortaya koyan GEORGE LUCAS belkide farkındaolmadan bir efsane yarattı. STARWARS ;kurgusuyla,
efektleriyle,karakterleriyle hala bir efsane bunun en buyuk ispatı işte bu film ; ”Sonun Başlangıcı”

Cem Düzgit önderliğinde ,izmirli bir grup arkadaş bir senelik çalışmanın sonunda ortaya devam niteliği taşıyan filmi çıkartmış. Tamamen yerli olan film ,görsel efektleriylede dikate değer bir yapım… yakın zaman içerisinde internet üzerinden gösterime girecek, meraklılarına duyurulur.

yüzey/dokuma arşivi

| 27 Ağustos 2006 20:12

Webmaster’ların sıklıkla kullandııkları materyaller olan yüzeyler/dokumalar alanında arşiv olarak nitelendirilebilecek bir site.Siteye buradan ulaşabilirsiniz.