bildirgec.org

Eylül’e Mektuplar 2

llus | 29 Eylül 2003 23:32

“… benim” departmanından

Gidiyor musun? Bir daha görüşür müyüz? Hayat hep “Kinder Sürpriz Yumurta” gibi. Bakarsın seneye geldiğinde mevsimler de manasını çoktan kaybetmiş olur.Belki seni hatırlayan bile olmaz.

Bu gece seninle yazdığım satırları okudum. Resim yapmaya karar vermişim büyük bir heyecanla yazmışım. Arkamı dönüp merdiven altına baktım da ne şövalye vardı ne de boyalar… Kilo vermişim ama emin ol Kasım da alırım… Geçen Pazar bakkala diye evden çıktım kendimi Beşiktaş sahilde buldum. Anadolu yakasının ışıklarını seyrettim. Gördüğüm yüzlerce ışıktan hangisi onunkiydi bilemedim.Azcık esiyordu. Birsürü sigara içip gözlerimi kısarak izledim denizi. Susmak en iyisi bu aralar. Zaten yazamıyorum. Sol kolum da bir ağrı, sağ elimde bir yarabandı. Sende sus… Onlarda… Kaçan kurtulurmuş.Ya kaçamayan? Yağmurları bekliyorum..Pazar sabahları gizlice kapıma konan içi gül dolu naylon poşetleri… Tazecik ekmeğin ucundan iştahla koparıyorum ve tam götürecekken gözlerimde flashlar patlıyor. Pardon o 2 Eylül önceydi. Özler miyim? Özlerim tabii… Ama geçiyor işte biliyorsun.

İnsanların Hepsini Lanetleyecek Bir Güç İstiyorum!!!

city_of_devil | 29 Eylül 2003 21:31

Neden diyeceksiniz değil mi? Evet haklısınız siz o kadar çok memnunsunuzki konuştuğunuz konulardan. O nedenle ne zırvaladığınızın farkında bile değilsiniz.
Ben bir erkek cinsini temsil eden bir şahsım. Ve artık aynı muhabbetlerden o kadar çok sıkıldım ki. Haykırmak istiyorum artık……………..!!!

Biz erkekler neden toplandığımızda. Ya askerlik anılarından yada hayatımıza bir günlük, bir aylık, bir senelik giren kızları nasıl idare ettiğimizi, nasıl vurduğumuzu, nasıl ayrıldığımızı anlatmak zorundayızki ? Neden bizi terkettiklerini hep arkadaşlarımızla, dostlarımızla, yada yeni tanıştığımız insanlar bile olsa ısınır ısınmaz anlatmak zorundayız ki?Yada anlatılmak için bütün arkadaşlarımız bizi seçerler. Tamam eyvallah belki iyi bir dinleyiciyim ama neden ben!!!!!!Ben anlatim bir derdim var desem ben kimse bulamıyorum etrafımda ( bunu herkez yaşamıştır )…….Bıktım artık etrafımdaki bütün erkeklerin ve bütün kızların sanki dünyanın tek sorunu Aşk mış gibi davranıp, öle körü körüne yaşamallarına sinir oluyorum. Seviyormuş da karşıdakinin duyguları bitmiş ve terkedilmiş yada Onun için eskisi gibi duyguları yokmuş, uzunca bir zaman olmuş nasıl ayrılacağını bilmiyormuşmuşmuşmuş. Onu kırmak istemiyormuş falanda fıstık da bende yuttum misali dinleriz hep. Dostlarımızı arkadaşlarımızı bilmediğimiz insanları………!!!!!!!!!

bi dilim salçalı ekmek…

petito | 29 Eylül 2003 11:03

elimde bi dilim salçalı ekmek,tıpkı çocukken yaptığım gibi..tori i don’t like mondays diyo bi yandan öte yandan benim göz pınarlarımı zorluyo sabah sabah..mutsuzum ben yaaa,çocukluğuma geri dönsem ben,kimse karışmasa,okul demese,iş demese,sorumluluk hayat hiç demese..ben sokakta oynayıp dönüp pis ellerimle topraklı yüzümle koca bi dilim ev salçalı ekmek yesem… bi dilim salçalı ekmek geri götürmez mi beni o günlere?…:(

Boşalan bira bardağım ve %30 t.c.gençliği…

70cc | 29 Eylül 2003 01:42

Zürich diye bi bar vardı istiklal’de. Okuldan arkadaşımla önce asmalı meyhanede full of rakıdan sonra oraya gitmiştik. onun niyeti cila, benim niyetim ise içebildiğim kadar içmekti. netekim hiç gitmezim ucuz bira mekanlarına. hele kokuşmuş, büyük şehir hayatına adapte olmayı -parasızlıktan- 45lik gibi barlarda becereceğini sanan çömez üniversite öğrencilerinin bulunduğu mekanlara ASLA. (aslı adında bi sewgilim olmuştu, onu hatırladım şimdi)üst kata çıktık. etraf tam bahsettiğim tiplerle doluydu ve bi kız mp3 arşivinden iron maiden filan çalıyordu bilgisayardan. çok garipsemiştim o sistemi. almanyadaki pıt günlerini hatırlayıp büyük bir özlemle oradaki hayatına geri dönmeyi bekleyen, ailesinin zoruyla kesin dönüş yapmış bi havası vardı. o akşam attığı pıtın etkisi olmasa nasıl depresif bi tiple karşılaşacağımı kızın gözlerine bakar bakmaz anladım yani anlıycaan. neyse… arkadaşımla önce tek boş kalmış masaya oturduk. ikide bir aşağı inip bira lamaktan sıkılacağımı anlayınca 6 bardak birayı döşedim masanın üstüne. arkadaşım zaten normal bi insan olduğu için yeterince sarhoş olmuştu ve çok eğleniyordu. bense öğle saatlerinde yaşadığım tatsız olayın etkisinden hala kurtulamamış, sinirimden içtikçe içiyordum. derken karşıma bi rospik kadın oturuverdi. dediğim üniversite öğrencisi tipli iki çocuk tersoluktan kadını oraya getirmişlerdi. gerçi kadın daha kaliteli bir yere götürülmiycek kadar rospik gözüküyordu zaten. çocuklar ayakta duruyor ve kendi aralarında, sanırım, kadınla önce kimin yatacağını tartışıyorlardı. ben etrafa bakınırken gözgöze geldik kadınla. tipik siyah kaş rospiksarı boya komik saç, bi de dağınık. “çüş” dedim içimden, “çocuklar harbi abaza kalmış”. on dk. içinde iki dolu bardak kalmıştı bu arada önümde. derken kadınla tekrar gözgöze gelince birden dilimi ucunu yukarı kaldırıp saniyede on beş vuruşla (Burhan Öçal kendi için ööle diyo) sağa sola salladım. kadın önce bi şaşırdı, durdu, sanırım biraz düşündü ve bardağında kalan son bir yudum birayı üstüme fırlattı. gözleri korkunç gözüküyordu. allahtan beş 0n damla geldi üstüme. eee o öyle yaparda ben dururmuyum; o iki dolu bardaktan birini ayağa kalkıp, iğrenç rospiksarı renkli dağınık saçlarının kapladığı kafasından aşağı yavaşça, tümünü, cibran ermişliği edasıyla boşalttım ve bardağı masaya koyup montumu sandalyeden alıp giydim ve arkadaşımı almadan aşağı indim dışarı çıktım. o da zaten herşeyi uzaktan görmüş, iki dk. sonra peşimden geldi. dediğine göre o iki çocuk peşimden gelip kavga etmek istemişler ama malesef çok üzülerek söylüyorum ki; arkadaşımın sadece “bırakın ya, o da zaten bayağı sarhoş” -ki değilim- cümlesiyle mekanda kalıp o gece, o iğrenç, çürümüş, kokuşmuş sebze-meyve hallerinde, on milyon lira karşılığında eteğini yukarı kaldıran kadınla tüm gece boyunca aynı odada kalıp, bira kokan rospiksarı saçlı kadınla sevişmeyi yeğlemişler. harbi söylüyorum; eğer dışarı çıkıp gelselerdi, kısa ve gitgide alçalan bi sesle nihayetlenen tartışmamızın ardından onlara kendilerini o tipten kurtarmayı sağlayan zekaları hatrına daha güzel bi yerde içki ısmarlardım. Lakin insan, fırsatların karşısına ne zaman çıktığını fark ettirecek kadar geniş bi zekaya ve pozisyona sahip olamıyor efendim. takdir-i ilahi…