bildirgec.org

He – Sessiz Fruitcake

Ringa | 30 Eylül 2003 23:23

Koltukta öylece yatıyor. Saat altıdan beri orada öylece yatıyor. Yediyle sekiz arasında onu defalarca öpüyorum. Ama hiç tepki vermiyor. Ona ne oldu bilmiyorum. Şu anda koltukta öylece yatıyor ve Galatasaray/Real Sociedad maçını izliyor. O koltukta bi şeye yakalanmış sanki. Kalkamıyor. Arkam ona dönük bilgisayara bakarak oturuyorum. Tüm arkadaşları intihar etmiş. Benim zavallı yavrucum. Hayatı boyunca ölümden korkmuş, biliyorum. Şimdi başı dönüyor. Durmadan dalgalanıyorum diyor; sabrım tükenmek üzere diyor. Gözleri ela onun. Benim arkadaşlarım intihar etmediler. Hepsi tikiydi. Hepsi hepsi bir yerlerde şimdi. Benden uzakta. Olmaları ii. Çok çok uzak olsunlar benden. Delik deşik Kalkmıyacak biliyorum. O koltuğa yapıştı kaldı. Karaya vuran dalgaların sesini dinlettim biraz evvel maç arasında; hoşuna gitti. Bu yaz belki Olympos’a gideriz. Belki… Hala beraber olursak. Çünkü ben daha fazla dayanamıycam. İki yıl, yedi ay, ondört gün. Tüm bu zamandan nefret ediyorum. Bu kadar farklı olmamızdan nefret ediyorum. Onun bir orta parmak olmasından nefret ediyorum; Ben devamlı işaret parmağı olurken ve arkadaşlarımın çoğu yüzük parmağı olmaya çalışırken. Galatasaray gol attığında bile sadece kolasından bir yudum alıyor. Uyuz! Ben Nihatçıyım zaten. Renk körü oldum maç boyunca. Yalan Rüzgarında oynayan alkolik karılar gibi gizlice vişne suyuma votka katıyorum. Votka şişesi yarıya indi ama hiç bi şey olmuyo. Ona söyleyemiyorum. Öylece içimde kalakaldı. Söylersem ne değişir? Koltuktan kalkar mı? Anlamazsa polis çağırcam. O kadar da yakışıklı değilsin diye bağırıcam. Varolmasaydın çok çok daha mutlu olurdum Barış!!! diye….. Gol atmak için komik bir zaman. Ama umurumda diil. Ben bir Beverley Hills 90210 bölümü seyrederim mutlu olurum. Gerçekten komik bi şey olunca da oturur ağlarım. Umurumda diil. (Real gol atmış ama ben kaçırmışım. Sesi bile çıkmıo minnoşumun. Sessiz Fruitcake’im)

ebook

sir nicholes finch-fletchley | 30 Eylül 2003 22:21

benim canım sıkıldı adam gibi bir tane türkce ebook sitesi bulamadım üstelik 2 3 tane adam gibi kitap buldum yüzüklerin efendisi harry potter kitapları ama buket uzuner vb türk yazarlarının kitaplarına ulaşamadım benim aldığım kitapların hepsi 24 saat içinde silinmelidir.!!!!!!!!!!!! istiyenlere adresler http://www.fantasturk.com/ http://www.kitaplarin.efendisi.com/ http://www.kitap.perisi.com/

atom köfte

disconnectus erectus | 30 Eylül 2003 20:09

sandviç ekmeğinin arasına köfte, amerikan salatası ve kızarmış patates bileşiminin yerleştirilmesiyle oluşan bi gıda çeşidi. şimdilik çapa’da küçük ölçekli bir restoranın mönüsünde mevcut bulunuyor. ve ilginç olan şu ki çalışan profiliyle ortadoğulu bir imaj çizen bu restoranda, oraya ne vakit gidilirse gidilsin joy fm yahut da power xl kanallarının açık bulunduğu görülüyor. bugün (hatalı bulanlar düzeltsin) 80’lerden bir şarkı, “goodbye my love, goodbye” çalıyordu. seinfeld başladı galiba. yarın başka bir mekanı konuşmak için yine bu köşede..

Nerede o eski çizgiler…

Judas the Bane | 30 Eylül 2003 15:45

75 yaşındaki babam,hala TRT binalarından Heidi’nin kasetlerini arar.Der ki,o tepenin üstündeki ahşap direkte falanca tarih yazıyordu..Yağmur başlar,Peter ile Heidi sığınacak yer ararlarken sisten görünmeyen uzak zirvelerin hatları,arkalarında çakan şimşeklerle keskinleşir…Peki hatırlar mısınız Clementine’i ve peşindeki acımasız kötülük Mermoth’u.(Böyle mi yazılıyor du yaa?!)Şapkasında pervane olan kedisini.Hele,hele müziği.Hani çizgi film başlarken çalan o şarkı var ya,hatırlayamıyorum onu bir türlü,hatırlayamıyorum…Dur,sakin ol diyeceksiniz.Ama olamıyorum artık…

Lost in space

tatlıtrapez | 30 Eylül 2003 14:52

İlk gördüğüm andan itibaren ona adeta tapmıştım.Bir erkeğin bir kadına körü körüne bağlanması hele bir de böylesine arabeskvari bir tanımla tapması bana hep garip kimi zaman da anlamsız gelmişti ama başka açıklaması yoktu yaşadığım şeyin.Aslında farklı şehirlerdeydik.Tesadüf sonucu tanışmıştık.Yürümezdi böyle bir ilişki hem nereye kadar giderdi ki?…Ama biz başardık.Çok direndik.Artık hayatımda benim için önemli olan şeyler elimde olmadan yavaş yavaş önemini kaybetmeye,onların boşluğunu da bu sevgi doldurmaya başlamıştı.Öğrenciydim.Maddi durumum çok iyi değildi ama elime geçen tüm parayı onunla yaptığım telefon görüşmelerine ve onu görmek için yaptığım yolculuklara harcıyordum.2 veya 3 ayda bir o benim yanıma gelirdi.2 yıl bu şekilde geçmişti.Onun yaşadığı şehirde çalışma fırsatını çok kovaladım ve en sonunada bu fırsat elime geçti.Hiç düşünmeden,geride çok düzenli bir hayat bırakarak yanına gittim.Çok mutluydum çünkü o ana kadarki en büyük amacımı,belki biraz da şansımın yardımıyla gerçekliştirmiştim.