bildirgec.org

Manowar geliyormuş uleynn

pagan | 30 Ekim 2002 13:56

pazartesi akşamı radyo eksen, laneth programında söylediklerine göre %90 ihtimalle Manowar geliyor!

kılıçlarımızı çektik bekliyoruz…

Beos beos dediler ne guzel sey

tolon | 30 Ekim 2002 11:30

Ben bi kac yıldır bilgisayarımda hep bi partionda BeOS barındırırım .. Çok severim Simdi yeni bir paketi cıkmıs BeosMAX die Neyse telefonla baglı bir gariban olarak temin etmem biraz vakit aldı dun gece de kurdum .. Yaa İnsanların bu aletten nie haberi yok merak ettim .. Şimdi teknik olarak bi suru sey sacmalamaya gerek yokta ..Be gercekten ii işini hızlı guvenilir ve cici yapıor 2 gb bu gun neye harcamıyos İlgilenen arkadaslar indirsinde kursunlar bence Haa birde turk kullanıcı gurubuvar Koca memlekette de bu aletle urasan cok az insan var 🙂 Benim gordugum en guzel nix türevi .. Keske batmasaydı bu Beos Sattırmasaydıkendini devam etseydi

Arkadaşlar beni dikkatle dinleyin lütfen

rehin | 30 Ekim 2002 10:36

şimdi yazacaklarım o meşhur “neleri sevmiyoruz” manzumesine yeni istenmeme ögesi ekleyebilir. Evet, şimdi size karşı dilimden geldiğince “ukala” olmaya çalışacağım arkadaşlar. Bu siteye aylar önce geldim. Fanzinlerle ilgili bir yazı dizisi hazırlığındaydım. Google aramalarında rastladım bu siteye. İlkin hoşuma gitti. Ötekilerin ifade alanı olabilir diye düşündüm. Şurada ya da burada düşünceleri ve önerilerinin dikkate alınmadığı, ama bu düşünce ve önerilerin değer edebileceği bir ortamın yaratılmaya çalışıldığı mütevazı bir alan olarak algıladım. Yanlış algılamışım, özür dilerim. Burası gerçek anlamıyla bir gevezelik ortamıymış. İpe sapa gelmez insanların ağırlığını bastığı bir safsata mezarlığıymış arkadaşlar. Benim eleştirilerim bu sitenin sorumlularına yönelik bir eleştri değil, yanlış anlaşılmasın. Ama bu sitenin bu hale gelmesi pekala önlenebilir bir durumdu. Bilgiden ve meraklı olmaktan bahsediliyor. Hatta sitenin sloganı bu. Ama pekçok kişi bilgiyi, gerçek anlakta öğrenilebilir olan bilimsel bilgiyi hafife alıyor, aşağılıyor, değerlendirmiyor. En son Genç Partiyle ilgili yazdığım bir yazı kimilerince “copy paste” olarak değerlendirildi, çünkü böyle bir yazıyı yazabilecek kabiliyete sahip insanların bu siteye takılabileceği düşünülmüyor. Yani sitenin kullanıcıları kendi sitelerini aşağılıyor. Şunu demek istiyor: Böyle yazılar yazabilen adamlar bu siteye niye gelsin, olsa olsa kopya çekmiştir. Durum bu kadar açık. Sizin sitenizi ciddiye aldık ki yazıyoruz ulan. İsterseniz bir daha yazmayız. Ayrıca bazı terbiyesizler de var aramızda. Ben sosyalist bir gazete çalışanıyım ve benim gazeteme “sefil medyanın sol cenahı” yakıştırması yapılabiliyor. Ayıp arkadaşlar, çok ayıp. Saygılı olmak gerekmiyor mu? Bu densizliği arkadaşa eleştiri mesajımı gönderdikten sonra bana nasıl bir karşılık geldi dersiniz? “Düzeltiyorum, sefil medyanın katı atık organı” işte bu şekilde. Nasıl bir aymazlık ve adiliktir bu. Ayrıca gönderdiğim yorum yazıları herhalde “maval okuma” şeklinde değerlendiriliyor ki imha ediliyor. Kot reklamlarını mı yazayım. Medyanın alıklaştırıcı metalarını mı öveyim. Karı kız muhabbetlerine ağırlık vereyim. Bunu mu istiyorsunuz. Şimdilik söyleyeceklerim bunlar. Biraz daha yazınsal disiplin. Biraz dana mütevazılık. Biraz daha öğrenme isteği.

Yalnızız…

infuscoare | 30 Ekim 2002 09:47

Yalnız doğuyoruz, yalnız yaşıyoruz, yalnız ölüyoruz. heh..Hayatımız boyunca birileriyle birşeyler paylaşıyoruz sanıyoruz.

Acılarımız bizim, mutluluklarımız bizim, nefretimiz yine bizim. Birlikte gülüyoruz, birlikte ağlıyoruz ama gözlerimizi kapadığımızda sadece bizim dişimiz ağrımaya devam ediyor ya da sadece bizim kalbimiz heyecanıyla doluyor bir sonraki günün.

Gerçekten paylaşıyor muyuz ? Buna emin miyiz ?

Öğretilmiş paylaşımı yaşıyor olabilir miyiz…

Bir gün batımının,yüksek tepelerin ve ay ışığının, belki de istanbul boğazının kaybolmakta olan güzelliğini bir ekmek parçasını paylaşır gibi paylaşabilir miyiz…

Şuradaki ayın güzelliğine bak demek yeterli mi bunun için.Kırılmış kolumuzun ağrısını geçirir mi elimizi tutan şefkatli eller,hisseder mi onlar da, paylaşır mı sancılarımızı.

O kadar gelişmiş ki duyularımız,o kadar basitleşmis ki iletişimimiz.yalnızız…

Sadece gördüklerimizi konuşur,konuştuklarımızı duyar,dokunduğumuzu hisseder olmuşuz. beynimizi tek tuş otomatına almışız, one touch easy modeli…neye ne tepki vereceğimiz çoktan ayarlanmış, hazır-pişmiş-cafcaflı kutularda satılan yemekler gibi. Düşünmek yok, irdelemek yok. Paketlenmiş servise hazır hale gelmiş eylemler.

Genellenmişiz.Detaylar yok olmuş.

Farkına bile varamadan yapayalnız bir ,çok hücreli organizma , olmuşuz.

Bağımlıyız.Alışkanlıklarımıza,

eşyalarımıza,arkadaşlarımıza,

sevgilimize bağımlıyız. Özgürlüklerimizi vermiş, başkalarınıkini almışız.

Keşke paylaşabilseydik,duyularımız sadece koltuk değneklerimiz,zekamız onların kontrol merkezi olabilseydi.

Çünkü zekamız iki sessizliğin arasında konuşulmayanları duyabilir,iki satırın arasında yazılmayanları okuyabilirdi.

O zaman gerçekten paylaşır,hisseder ve korkularımızdan kurtulurduk. Kaybetme korkusu olmazdı, o zaman bağımlı olamazdık. Çünkü bilirdik kaybetmeyeceğimizi….