bildirgec.org

Tarihi eksik yasamak …

her_kimse-hafif | 30 Eylül 2002 11:51

Tarihi eksik yasamak gibi bir kavram oldugunu hep dusunmusumdur. Tarih nasil eksik yasanir ? Herkes, aslinda herkes degil tabi, belirli yerlerde, belirli zamanlarda belirli kisiler ve toplumlar. Aslinda buna tarihi eksik yasamak degil de yasanan surec icinde bazi evrelerden gecmemek de diyebiliriz. Neden mi boyle dusunuyorum. Bu ulkenin yasadigi tarihle entegre olmaya calistigimiz Avrupa ulkelerinin tarihinin cakismadigini görüyorum. Bizde eksik kalan bir cok sürec oldugunu düsünüyorum ayrica. Burada söyle düsünülebilir, bütün ülkeler veya toplumlar ayni sürecten mi gecmeli ? Böyle bir zorunluluk mu var ? Tabii ki yok ama bazi konularda belirleyici olabiliyor. Avrupa bu günlere gelene kadar çok sancili bazi süreçlerden geçti. Bir Engizisyon dönemi yasadi, cadi avlarina çikildi, insanlar yakildi, iskenceler altinda inletildi. Ama ayni Avrupa bir Rönesans ve Reform geçirdi. Bu tümüyle bir yenilenme, yeniden yapilanma hareketiydi. O tarihlerde biz yani Osmanli ne yapiyorduk acaba ? Hazinede para kalmadigi icin nereleri fethedecegimizi dusunuyorduk herhalde. Öyle tarakalarda bezimiz yoktu bizim. Din’in koruyucusu bir halife padisahimiz, onun herseyi bilen bir ulema takimi ve sayisiz askerimiz vardi. Bir lokma bir hirka bize yeterdi, daha ne olsun. Avrupa feodal dönemden sermaya birikimi dönemine gecerken bizde de düzgün isledigi sanilan bir timar sistemi vardi. Bircoklarina göre bizdeki bu sistem fedoal sisteme göre daha saglikli bir yapidaydi. Peki sonu öyle mi oldu ? Olamadi tabii ki. Avrupa sermaye birikimiyle burjuva sinifini yaratip feodal dönemde kapitalist döneme geçerken biz timar sistemini padisahin gelir kaynagi olarak görmeye devam ettik ve agir vergi kosullarinda fedoal dönemi bile aratacak bir yasam tarzina yönelttik insanlari. Feodal dönemde bile insanin kendini yeniden yaratmasina yetecek birikim kendisine geri dönerken bizde karni tam doymayan bir kitle yaratildi. Böylece degil sermaya birikimi kendine yetecek bir yasam tarzi bile bulamadi insanlar. Simdi oturup neden bu ülkede sermaye birikimi ve yatirim olmuyor, neden tasarruf edilmiyor diye kafa patlatiyoruz. Bunu da ATÜT (Asya Tipi Üretim Tarzi) gibi çerçeveye oturtarak kendimizi kandiriyoruz. Bu duruma gelmemizin, Avrupanin gecirdigi bu süreçlerden geçmedigimiz için oldugunu söylemek belki biraz fantezi gibi olacak ama gerçeklik payi yok mu acaba ? Ayni süreçlerden geçmek zorunda miydik ? Geçmelimiydik ? Veya söyle sorulabilir, ayni süreçlerden geçenler ayni durumda mi olurlar ? Ayni süreçlerden mi geçmelidirler ? Buna içtenlikle ‘hayir’ diyebilirim. Japonya benzer bir süreçten geçti ama ayni veya birebir bir süreç degildi bu. Amerika (ABD) ise bu süreçle uzaktan yakindan alakasiz bir süreç geçirdi. Peki biz neden böyle olduk ? Tarihe ayak uyduramamak, yasanan süreçleri degerlendirememek, yeniden yapilanmayi becerememek diyebiliriz. Diyebilir miyiz ? Veya bu soruyu tersten de sorabiliriz. Ayni süreçlerden geçenler simdi ayni yerde midirler ? Biraz uzun oldu galiba … Ama devami gelecek.

Trouble comes in threes

WeaponX-hafif | 30 Eylül 2002 11:50

Batıl inançlara inanmam. Ancak nedense Murphy Kanunları gibi olaylarda hep doğruluk bulurum.

Murphy Kanunu mu bilmem ama Amerikalılar’ın bir lafı vardır: “Trouble comes in threes” diye. Şerefsizim doğru. Olmaz bu kadar. Hep 3 yahu hep 3…

Mesela taze taze; 2 hafta evvel biraderi Kemer’e götürdüm. Mösyönün at yarışı var. Başıma kaldı. Zaten atı var ve hiç de görmedim hayvanı. 5 yaşında bir aygırmış. Neyse. Cumartesi dönerkene yolda herhalde bir tümseğe sert girdim tekerlek davlumbaza vurdu. Akşam evde parkettim bir ses. Fısss diye. Haydaaa lastik dedim. Lastiklerime Nitrojen (N2) basılı olduğundan yavaş iniyor, büyük molekül hesabı. Gece vakti koştum lastikçiye. Suda çevir çevir yok bişi. Bir bakarım ses arabadan gelir. Anlamadım. Ertesi gün yolda giderken klimayı açmama mukabil gerçekle karşılaştım. O ses klima gaz tüpünden geliyormuş. Haydaa dedim ve hazırlandım. 2 olay daha olacak kesin.

Çarşamba günü Bebek’te parkedecem sokağa. Herifler demir direk koymuş 40 cm falan boyu. Gördüm ama geri geri giderken ikinci bir direği düşünmedim. Güm diye koyduk tamponu. Haydaa dedim. Allahtan eksoz hizası koymuşum da bagaj kapağı sağlam kalmış.

İyicene tırstım. Meblağ büyüyor ne de olsa. Cumartesi sabahı İstanbul Üniversitesi’nde sınavım var. SPK Lisans Sınavı Ekonomi, Vergi Mevzuatı, falan filan. Sınav saati 0930. Ama annem babam durur mu? 0815 uyandım. Hesaba göre 15 dakka diş fırçala, def-i hacet, giyin şeklinde geçecek 0820de “hadi oğlum” diye tuvalet kapısına dikilmezler mi? Kavga kıyamet. Sinirle evden çıktım. Geç kalacağımı iddia ettikleri yere 0846 itibariyle intikal ettim. CUmartesi sabahı işte o saatte ne trafiği laflarımı aldırmamaışlardı.

Ha tabi bu arada yolda hınf, hınf giderken İÜ giriş kartı arıyordum Kafayı kaldırdım kırmızı ışık. Güm! Koydum bir Kartal’a. Bu da 3 işte. Sınav var diye uraşamadım kasko öder dedim. Herif ağlaştı. Tampon düşümüş üff en az 100 milyon dedi. hadi ordan git Sanayi’ye 5 milyona yaptır dedim. Abi kırıldı tampon dedi. Al 20lii git Fatih Tofaş servise tampon 20 milyon KDV dahil dedim. Şaşırdı. Sustu.

Hayır bir de bunalr benim hatam. Geçen sene gene bu aylarda Emirgân civarında taak diye arkadan kodu bir türk yapımı Civic. Benim tampon kırıldı. Civic dağıldı. Türk işçiliği dedim. Kadın tanıdık çıktı. Polis molis felan zabıt hallettik. 2 gün geçmedi Etiler’de dingil bi amca kavşakta bana yol vermemek için kaşı şeride dek geçti, sonra karşıdan araba geliyor diye kırdı ve bana önden koydu. Bir de utanmadan suçu bana attı. Amcayı şöyel bir hırpaladım. Şirket arabasıymış, zabıt tutcaz şirket sahibi geldi polisi kafaladı falan ustasına yolladı yaptırdım. Ama halen korku devam.

Bir akşam Unkapanı köprüsünden geçerken taak diye bir şeyin üstünden geçtim. Lastik patladı jant yamuldu. Bir bakarım yolda yosunlanmış paket kaldırım taşı. Öğrendim ki; gece balık tutan herifler oturmak için veya oltayı sabitlemek için bunları kullanır sonra suya falan atarlarmış. Bu taşı da yola atmış hayvanlar. Aha 3 işte. Dertler başladı mı 3lemeden bitmiyor.

Hep araba anlattık ama idare edin. Maddi zararı yüksek olunca zihinde kalıcı oluyor. Buna benzer üçlemelerinizi var mı?

Agactan dusme mevsimi

tosuba | 30 Eylül 2002 09:53

agactan dusme mevsimi basladi. ne o? siz daha dusmediniz mi? aa mevsimi gecmeden hemen bir incir agaci bulun. kol bacak kirilmalari sadece 2 bonus ama ölümlü düsmeler de 1o bonusa kadar yolu var…

İş mi arıyorsunuz?

Wrzl | 30 Eylül 2002 02:41

Bir arkadaş gazetede seri ilanlar sayfasında bir ilan görmüş. İlanda “500 milyon maaşla bizimle çalışmak isterseniz” deyip yanına bir tcvhd.org diye bir adres koymuş. Siteye girince görüyorsunuz ki iş falan yok amaç propaganda. İnsanlara umut verip kazıklayan zihniyetle partiye adam toplamak iyi fikir tabii. İrtibat bölümüne dikkatiniz çekerim efsanevi.