bildirgec.org

Günlük

shmoo | 29 Temmuz 2002 23:10

Sabahları erken çıkıyorum evden. Saat 7:45 falan gibi mesela. Sabah bu saatte uyanmak hiç hoş olmuyor. 15 dakika daha uyumak istiyorum her sabah. Bu sorunu saati 15 dakika erkene kurarak ve asıl uyanmam gereken saatte ayrıca çalacak ikinci bir saat kullanarak geçici bir çözüm buldum, ama yinede uyanmak istemiyorum ikinci saat çaldığında. Akşamdan giyeceğim elbiseyi seçtiğimden, çantamı hazırladığımdan ve hatta cep telefonu, anahtar, cüzdan gibi unutulmaması gereken eşyalarımı da görünür bir yere koyduğumdan kolayca hazırlanabiliyorum. Hatta iyi ki erkek değilim de, traşımı akşamdan olmuyorum diyorum. Ben uyurken sakallarım yine usul usul uzuyacak ve sabaha kadar az çok görülebilir bir hal alacaktı. poff.. Çıkış saatimden 45 dakika önce uyanıyorum ve çabucacık hazırlanıyorum. Baya vaktim kalıyor. Ben de internete bağlanıyorum. Sabah saatlerinde hatlar aynı yollar gibi bomboş oluyor. Bilgisayarı kapatıp ayakkabılarımı giyiyorum. Dışarı çıkıyorum. Bu saatlerde en boktan sokaklar bile bir hoş gözüküyor insanın gözüne. Kimi kedilerle karşılaşıyorum yolda. Hatta aralarında artık tanıdıklarım bile var. Ama selamlaşamıyoruz. Çünkü onlar çok aptallar. Her sabah karşılaştığımızın farkında bile değil çoğu. Aslında buna önem de vermiyorlar. Ben mi fazla duyarlıyım acaba. Bindiğim minübüs evin yakınından geçiyor. bu sebeple fazla uzun bir sabah yürüyüşü yapamıyorum. Beklemeye başlıyorum. Minübüs beklediğimi bilmelerine rağmen geçen taksiler korna çalmadan edemiyorlar. Ellerinde değil bu. Taksi şoförlerinde bir refleks halini almış, yol kenarında bekleyen birini gördüklerinde korna çalmaktan kendilerini alamıyorlar. Şoförün arkasından yolu izlemek çok zevkli. Yolda hep arkadaşları ile karşılaşıp onlara korna çalıyor. Bazen de arkadaşları ile yarış yapıyor. Çok arkadaşı var, çoğu palabıyıklı, iri cüsseli, geniş suratlı tipler. Bazen benimde bu tip arkadaşlarım olsun istiyorum. Ama bu hemen hemen imkansız. Çünkü genelde ne onlar beni sever ne de ben onları. Düşünüyorum bazen, benim asla sevemeyeceğim tiplerin bile çok yakın arkadaşları, sevenleri, dostları var ise…. o zaman, ben bir şeyler kaçırmıyor muyum? Yani onlardan alınacak tatlar var ama ben bunlardan habersiz miyim? Bu tip çeşitli düşünceler….. Hep aklımdan geçiyor buna benzer şeyler. Saçma sapan şeyler düşünüyorum hep. Ama bu rahatsız etmiyor beni. Arka tarafta uyuyan yolculara göre ne kadar çok şey yaşıyorum bu bir saatlik yolculukta. Şoförün sigarasını yakmasını izliyorum örneğin. Bilindik hareketlerle çıkartıyor sigarayı paketten. Sigarayı yakmak için doğru zamanı kolluyor. Doğru zamanın geldiğini düşündüğünde sigarayı ağzına götürüp çakmağı çakıyor. Bu arada gözü birkaç kere gidip geliyor yol ile sigarasının ucu arasında. Sigara yanıyor. Pencere açılınca duman dağılıyor. Dikkatimi başka şeylere veriyorum bende. Yolda bekleyen insanlar var. Uykulular. Onlara bakıyorum. Çabucak geçiyoruz önlerinden. Motora binmek için iniyorum , motor denizin üstünde gitmese ne kadar ruhsuz olurdu ve çok fazla ses çıkarırdı.. Dönüş te keza aynı. Eve gelip bilgisayarımı açıyorum. Günlükleri beğenmedim misal bugün, ben de akıtayım dedim, bakalım nerde patlıycak? Şey demek için, 5 sene sonra şu saatte kalkıyomuşum, yine aynı saçmalıktaymış fikirlerim falan. Böyle de bişey olsun diye. ;o) Evet uyku geldi, rahat yatılır ve uyunur. Yarın sabah saatler zırrr zırrr. Yarın olmasından herkes sıkıldı zaten aha işte. Birden bire yarın perşembe olsa ne süper olurdu bee, bayram falan olurdu, taksime bile koşardı millet bayraklarla. Ha:) Ya da bi sabah kalksak havanın rengi içimizi böyle titretecek kadar, hatta, hay .mına koyyım noldu lan bu havaya dedirtçek kadar tırstırıcı olsa. Tüm insanlar, noldu niye böyle oldu derken bi yandan da korkarak yaşamaya devam etsinler. Hatta tatil ilan edilsin bi gün, anlamak için bakalım neymiş derdi falan diye?(evet akıl fikir tatilde..) Aman işte galatasaray fenerbahçe, fenerbahçe galatasaray olsa falan. Ya da ben uyusam, yine zırr ya bu saatte de misafir mi olur?? hadi allah rahatlık versin.