bildirgec.org

Baya.Bi.Düzen.Her.Şey

oky | 30 Temmuz 2002 14:20

Bismillahirrahmanirrahim.

Gemiler suda batmıyo. Uçaklar aşşa düşmüyo. Böyle bi tarihte yaşıyorum, benim gibi yaşayan insanoğullarıyla birlikte. Bi ok var ekranda. Fareye benzemeyen, ama adına fare denen cihazla aynı anda, aynı doğrultularda hareket ediyor. Eskiden yakından kumanda ediyoduk televizyonu. Uzaktan kumanda çıktı. Yok kirlenmedi dünya. Tembelleşti biraz. Kaset var. Hatta cd var. İnceliyorum üstünü, büstünü. Bant gibi bişey var kasette. Cd’de o da yok. Ama ses veriyo. Görüntü görünüyo. Dizi çekiyolar. Film yapıyolar. İzliyoruz. Başka yerde oluyo, eve ulaşıyo. Arabalar yürüyo. Canlı değiller. Dünyadan da uzaklaşıldı. Evrendeki memleketler ziyaret ediliyo inceden inceye. En küçük zaman dilimi an, resme dönüşebiliyo. Bakıyoruz sonrasında. Geçmişteki ana. Zaman makinası gibi. Ben burda yazı yazıyorum. Evimden. Siz yazıyı okuyosunuz. Evinizden. Telefon var. Konuşuyorum. Duyuyolar. Uzaktalar. Kablodan ses gidiyo. Kablosuzu var. Görüntülüsü de var. Sıcağı sıcağına. Elektrik geliyo eve. Nerden geliyo. Kazıp çıkarmıyolar. Enerjiden enerjiye mutasyon oluyo. Kablodan geliyo. Hep zaten öyle oluyo. Sonra canlılar var. İnsan var. Köpek kedi var. Ben varım. Yiyorum. Büyüyorum. Kim büyütüyo beni. Kim diyo büyü. Hücre diyo. Genler davrandırıyo. Bina yapıyolar. Gökdelen yapıyolar. Köprü. Baraj. Zor şeyler. Yapmışlar. Ben yapmadım hiç. Cam nası şekil alıyo. Porselen var. Üstünde desen. Kim koydu üstüne deseni. Fabrika koydu. Fabrikayı kim kurdu. Nası kurdu. Elbise kumaş. Şapka takıyoruz. Ayakkabı giyiyoruz. Hep giyiyorum ben. Herkes giyiyo. Gaste çıkıyo. Yazılar var. Kitap basmışlar. Okudum bi tane. Trafik. Kalabalık. Okula gidiyoruz. Hastane var. Doktor var. Devlet var. Halk yönetiliyo. Hapis var. Suç var. Kanun kural var. Yoksa hapis var. Öğretmen de var. Öğrenci var. Öğretmen öğrenciye öğretiyo. Öğrenci öğrenip öğretmen olabiliyo. Silah var. Savaş oluyo. Barış geliyo. Gelmiyo. Otobüsler oraya buraya gidiyo. Metro tren duraklarda geziyo. Taksi de var. İş var. Para alıyoruz. Topraktan aş çıkıyo. Ona para veriyoruz. Gençler var. Ben gencim. Eğleniyoruz. Eğlendirik şeyler var. İçki var. Sigara var. Tahta var. Eşya oluyo. Ağaç tahta oluyo. Kağıt oluyo. Kuzu var. Yiyorum. Büyüyorum hep. Düşünmüşler her şeyi. Kapı var, kapamak için. Ayna var. İçinde ben varım. İçinde bakan var. Başbakan da var. Ülkeye bakıyo. Banka da var. Paraya bakıyo. Su geliyo dağdan. İçiyoruz. İçmezsek ölüyoruz. İçen de ölüyo en sonda. Cenazeler var. Gömüyoruz. Dua ediyolar. Kıtalar var. Ülkeler var. Kültürler. Tarih var bi de. Geçmiş var. Kral var sultan var. Din var. İnanıyoruz. Kız var. Erkek var. Aşk var. Kablo var. İçinden ses, elektrik geçiyo. Eve su geliyo. Boru var. Su nerden geliyo. Barajdan geliyo. Gölden geliyo. Orman var. Dere var. Baya bi düzen her şey. İyi bi tarihte yaşıyorum, benim gibi yaşayan insanoğullarıyla birlikte.

Amin.

Tá-se Bem

justine | 30 Temmuz 2002 12:45

şu an ispanya’ya gitmek için 5 iyi neden sayılacaksa, portakal bahçelerini, boğa güreşlerini, flamenko gecelerini, barça kaplanlarını, 2002-gaudikutlamalarını, her-adımbaşı-bir-antoniobanderası, fiestayı, sieastayı vs vs direk geçiyor ve ilk 5’i komple radiohead konserlerine vermeyi uygun görüyorum. insanötesikozmikvarlık thomyorke ve ekibi şu an portekiz ve ispanya civarlarında bulunmaktalar. bu konserlerin hemen ardından yarım bıraktıkları yeni albümlerinin çalışmalarına devam edeceklermiş. esas konu da bu yenialbüm zaten. nispeten ekibin sözcüsü ed, “n’olucanı biz de bilmiyoruz, bol bol gitarlı şarkı dinliyoruz, whitestripes dinliyoruz, strokes dinliyoruz, thom timbuckley dinliyo, jonny akordion ve trompet çalmayı öğreniyo, değişik aletler, synthler filan deniyoruz, bakalım artık, hep beraber görücez” diyor. albüm hazırlığı tabi ki grubun 6. elemanı nigelgodrich eşliğinde yürütülecek. şarkıların neler olacağı konusunda bir açıklama yapmıyorlar, ama bu yıl tek konser durakları olan portekiz ve ispanya’da bu yeni şarkıların bir kısmının çalındığı söyleniyor. portekiz konserlerinde, “burayı çok sevdik, sizi de çok sevdik, ne iyi edipte geldik, siz de ne iyi edipte bi sürü para bayılıp bizi izlemeye geldiniz, ne şirinsiniz, çok mutluyuz, çok eğlenicez, haydi şimdi hep beraber, eller havada gemler azıda” şeklinde bir muhabbete girmeyip direk portekizce “we feel cool” (tá-se bem bu demekmiş) diyerek halletmişler meseleyi. netice itibariyle bu konserlerin ardından pek çok yorum yapılmış, “muhteşem, olağanüstü, öldük bittik, hala kendimize gelemedik, yürüyün be kim tutar sizi” kısımlarını es geçiyorum, ancak kendimi tutamıyorum, yorumculardan yaron’a sataşma ihtiyacı hissediyorum, “ne blym, bence bu kadar milletin önünde yeni şarkı olayına girmek pek de mantıklı diil gibi, kendim için demiyorum ama millet resmen uyudu, esas şarkılar başlayınca uyandı herkes” gibi oha dedirticek bi yorumda bulunmuş. bana sanki aslında iş gereği ya da yanındaki kızı etkilemek amacıyla mecburen radiohead konserine gitmiş popsever bir şahıs gibi geldi kendisi, ama yine de bilemiyorum tabi, belki boş bulundu ya da sarhoş filandı veya ağır baskı altındaydı, coldplay kendisine bikaç milyon öro teklif etmişti, vs vs. tabi ki herkes çok sevmek zorunda diil, herkesin nefret etmeye, sıkılmaya hakkı var, fakat burda sorun yaron’un radiohead hadisesini tamamen yanlış anlamış olması. söz konusu radiohead olduğu zaman ‘zaten’ otomatikman ön-eleme durumu da çıkıyor ortaya, ki bu son derece sevindirici benim açımdan. zannımca buna bir tür popüler-kültüre-karşı-savunma-mekanizması da deniyor. aslında bu konuda benim naçiz kanaatime pek de gerek yok, çünkü adamlar (radiohead) durumu gayet iyi çözmüş, “bizim derdimiz kendi kitlemize çalmak, bizi bi tek şarkılarımız ve hardcore fanlarımız ilgilendiriyor, sayıca çok ve embesil olan standart festival dinleyicileri çok da zikimizde diil açıkçası” şeklinde görüş bildirmişler. bi de nunu diye bi adam var, pek sevdim kendisini, “dünyanın en iyi grubu diil de nedir” diyerek dalmış konuya (zaten yorumlara bakınca müzikten anlayan tek adamın o olduğu da anlaşılıyor), “gitara geri dönmüşler, thom bol bol piyano çaldı, görünen o ki elektronik cephede yaptıkları gezinti rock’ta yepyeni bir sayfa açıyor, her zamanki gibi radiohead bu işin de öncüsü oldu, aldı yürüdü, benim şu tek bir geceden anladığım bişi varsa o da gelecek olan albümün müzik tarihinin zirvesine oynayacağıdır.” bu kadar yorumdan sonra insan imreniyor tabi, portekiz’de doğmuş olmayı diliyor. e ordaki halkın mutlu ve refah, işsizliğin yok denecek kadar az, politik görüşün gayet net olduğunu da düşünürsek pek de fena bir fikir gibi görünmüyor, ama sorun sadece radiohead’in konserdeki yeni şarkılarıysa buyurun, tepe tepe dinleyin.

Orhan Atasoy’un Gemiler…

entheogen | 30 Temmuz 2002 12:04

bayılıyorum bu parçayı ondan dinlemeye ama. Nerden indirebilirim? KaZaA’dan bulamıyorum başka nerden bulurum. Şiddetle o şarkıyı dinleyip hüzünlenmek istiyorum. Neden bilemem bu gün böyle bir moddayım.