bildirgec.org

ilginc bir ruya

philip_natan | 28 Haziran 2002 16:31

ilginc bir ruya gormustum bir zamanlar. uzun yillar once. ruyamda buyuk ama cok buyuk bir satodaydim. satonun butun malzemeleri demirdendi. yada demir gibi bir metalden. siyahti hersey. kapilar, sandalyeler, masalar. sandalye demirden olur mu demeyin olmustu iste. isin ilginc yani herseyin boyutlarinin devasa olmasiydi. yada benim boyutlarim etaftakilere gore bayagi kucuktu. hangisini isterseniz secin artik. O kadar kucuktum ki ayrintisina birazdan girecegim kapinin altindaki bosluktan gecebiliyordum. yanimda rahip yada monk (kesis) benzeri insanlar vardi. basliklari o kadar buyuk yada yuzleri o kadar karanliktiki gorunmuyordu yuzleri ve sanki yuzleri yok gibiydi. (benzerlik bulmaya kalkisacaklar icin simdiden soylemeliyim. bu ruya kesinlikle yuzuklerin efendisinden once gorulmustur:) neden benim yanimdaydilar? neden yuzleri gorunmuyordu? neden tipatip birbirlerine benziyorlardi? bilmiyorum. birden bir korku hissettim. hissettiklerimde yalnizda degildim. bilebeldigim kadariyla evin sahibi ve kedisi pesimizdeydi. kapinin (evet o kapi) altindan gecerek disari ciktik. kapi satodaki diger esyalari gibi demirdendi. dis yuzeyi degisik geometrik sekillerle bezenmisti. ve siyahti. disari ciktik ama cok uzaga gidemeyecegimiz belliydi. sonucta bir devden nasil kacabilirdik ki. disarda bir ilginclik daha vardi cunku tum otlar, taslar, calilar da dev boyutlardaydi. sanki tum dunya buyumustu ya da biz kuculmustuk. sonucta cok uzaklara gidemedik ama bizim monk’larla beraber bir ot yigini icine saklandik ve devlerin bizi bulamamasi icin dua etmeye basladik. sonra ne mi oldu? ben uyandim… :))

esperanza türkiye’de

tamilgerillası | 28 Haziran 2002 15:19

Böyle bir mail gelmiş GreenPeace TR’den. Duyan vardır duymayan vardır.

“Sevgili Greenpeace destekcileri,

Greenpeace filosuna en son katilan, en buyuk ve en yesil gemi olan “Esperanza” bugun Ortakoy-Kurucesme arasindaki Cemil Topuzlu Parki’na yanasti.

MV Esperanza, daha az yakitla calisan, dolayisiyla da CO2 ve diger kirletici maddelerin cevreye yayilmasini azaltan, bir isi geri-kazanim sistemi ve dizel-elektrik motoru sistemiyle donatilmistir. Gemide ozon tabakasina zarar veren CFC ve iklim degisikligine yol acan HFC gazlarini icermeyen sogutucu sistemleri kullanilmistir.

Gemi, suyun ekolojik ve verimli kullanimini saglayan gri-temiz atik su ayristirma sistemine sahiptir. Esperanza, açık denizdeki uzun yolculuklar oncesinde surdurulen deneme suruslerinin bir parcasi olarak, Greenpeace Akdeniz Merkez Ofisi’nin bulundugu Malta’dan İstanbul’a geliyor. En az 12-16 kisilik bir murettebat ile yolculuk yapabilen Esperanza’da en fazla 48 kisi kalabilmektedir. Esperanza’nin 15 degisik ulusa ait 25 kisilik murettebati icinde Turkiye’den katilan Serkan Dadak ve Baris Salduz da bulunmaktadir.Bu yil, Turkiye’yi Greenpeace’le tanistiran ilk gemi olan Sirius’un, Turkiye’ye

yaptigi ziyaretin 10. yilidir. Esperanza’nin bu ziyareti ayni zamanda, cevre konularina ilgi duyan insanlarin duzenli ve dogrudan iliski kurabilecekleri Greenpeace Akdeniz Ofisi’nin Ýstanbul’da acilisinin da 5. yilina rastlamaktadir.

ESPERANZA 29-30 HAZIRAN CUMARTESI ve PAZAR gunleri SAAT 13:00 – 20:00 arasi sizlerin ziyaretinize acik olacak. Gemide, Greenpeace videolarini izleyebilir ve petrolün “besikten mezara” cevresel ve toplumsal etkilerini anlatan sergimizi de gezebilirsiniz. Kisa bir sure icin Ýstanbul’da bulunacak olan Esperanza’ya hepinizi “heyecanla”

bekliyoruz, yakinda gorusmek uzere… ”

ehliyet alacam ben!

jeyjey-hafif | 28 Haziran 2002 14:55

18 i daha yeni girdim. 18 i daha yeni girdim(4 haziran)girdigim gibide sürücü kursuna kostum.Neyse dersler basladı 2 gün falan oldu.Gayet iyi gidiyor da su MOTOR dersi kafa yapıyo valla.Ne yapacam bide sınavı veremezsem diye harıl harıl calısıyom…. olmadı sınavda kopya mı ceksem?bilenlere sorayım bari sorular nasıl oluyor?…

kırıkkale nedir

horus-hafif | 28 Haziran 2002 13:34

izmir nediri okuyunca ben de şehrimi yazayım dedim.

…2 seçim önce %40 fazilet(veya refah, herneyse), %30 mhp nin; geçen seçimde de % 40 mhp, %30 fazilet’in oy aldığı, bütün sol partilerin toplam oyu %5 i geçmediği, asla geçmeyeceği il (sol partilere dsp bile dahil).

…belediye başkanının 3 yılda “Türk Kalesi”, “Devlet Ekmek Fırını”, “Bahçeli sebze-meyve hali” nden başka hiçbişey yapmadığı il. (son iki isim bişey hatırlattı mı?) bu belediye başkanı bi de japonyaya maçlara gitmiş, e milli görev kendi parasıyla yapacak hali yok ya.

…üniversitesinin rektörünün 19 mayısta tango için hazırlanan öğrencilere “burası kırıkkale, burada kızlarla erkekler birbirine temas edemez” deyip gösteriyi yasakladığı il.

…şehre(!) öğretmenlik yapmak için gelen bir bayan tarafından “medeniyetsizlik depremi” nin olduğu söylenen il. çevre iller de bir parça nasibini almıştır tabi bu depremden.

…2 sene öncesine kadar tek sinemasının Ejder adında porno film gösteren bir yer olan il. İlk cafe de ancak birkaç yıl önce açılmıştır bu güzel ilimizde. Gittiğiniz bir piknik alanında görevlilerin sesi sonun kadar açarak arabesk müzik dinlettirmesi halinde müziğin kapatılmasını istediğinizde dövülme ihtimalinizin olduğu il.

…tek ünlü kişisinin osman durmuş denen öküzün olduğu il.

…saç-sakal gibi nedenlerden sokaklarında rahat gezmenin mümkün olmadığı, her an bir yobaz/faşo/beyinsizin laf atmasına maruz kalabileceğiniz il. Hatta üniversitesinin yeni açıldığı yıllarda bir genç kızın mini etek giyiyor diye, bir erkek öğrencinin de saçı uzun diye öldürüldüğü il.

…ilçeleri hariç 350.000 nüfusunun buraya il dememin tek sebebi olan il.

…en ufak bir tarihi-turistik yeri olmayan, gezilebilecek yalnızca tek caddesinin olduğu il.

…bu sitede benden başka kimsenin bir ilişkisinin olduğunu sanmadığım il.

Ve maalesef yılın üç ayı da olsa yaşamak zorunda olduğum yer.

Bu kadarı herkes için fazla

yeryuzu | 28 Haziran 2002 12:32

Geçen gün zap yaparken gördüm bu teyzeyi, içim burkuldu… 71 yaşında; rahim ve mesane kanseri tedavisi gören ve aynı zamanda böbrek yetmezliği yüzünden diyaliz makinasına bağlanması gereken bir kadın. Ve o an hastaneye gelmesinin nedeni diyalize girmek zorunda olması. Doktorların cevabı ise; “Bizim yapabilcemiz bişey yok kardeş, bu sağlık bakanlığının emri” Hastane istanbul üniversitesine bağlı Tıp fakültesi. Ve 71 yaşındaki kadının tedavi edilmeme gerekçesi sağlık raporundaki fotoğrafın başı açık olmaması.Ve bugün öğrendiğime göre ölmüş. . Sağlık bakanlığı yazılı açıklama yapmış, bizde böyle bir uygulama yok bu üniversite yönetiminin işi diye… Derdim, burada yeni bir din tartışması açmak falan değil. Bu ülke çok zorluyor artık, her gün yeni bir çizgi daha ekleniyor yüzümüze. İçim daraldı sırf o yüzden yazıyorum. Kral çıplak değil ama bütün varlığımız, karakterimiz, özgüven ve karşılıklı saygımız çırılçıplak kalmış durumda farkında değiliz. Bu kadının ölmesinin müsebbibi olan vatandaş ise ilk defa Murat Belgenin yazdığı yazıyla, doktora tezindeki sahtekarlıkları gündem olan adam. Bu ülkenin kaderi bu mu?