bildirgec.org

do it yourself network

enemy | 29 Mayıs 2002 17:49

art & craft, araba, dekorasyon, bahce, vs. yani karde$im boyle ufak tefek islerde tutupta ustaya falan para vermekten bikmadiniz mi? ahanda buyrun size du it yorself diye bi site. yorself ne demek? sen! yani kendin… kendin yap! kendin becer! anlaminda… giriyorsun siteye dublu ve dublu ve, iki click bi tik bu kadar.

wolfram

enemy | 29 Mayıs 2002 17:40

eric weisstein diye bir adam cok cok guzel bir matematik sayfasi hazirlamis.geometry,number theory…vs, gibi kategoriler bulunmakta(kategoriler tatmin edici derecede cok).. mesela number theory kategorisine girdiginiz zaman karsiniza yine bircok alt baslik cikiyor. irrational numbers, arithmetic, rational numbers, vs. gibi. ugrasanlar icin iyi bir kaynak olacagini dusundugum su adreside boylelikle tavsiye etmis olayim.

… ama bu sitenin olayi bu kadarlada bitmiyor. astronomi,biografi, kimya, fizik gibi konularla ilgilenen veya ogrenim goren arkadaslar varsa onlarda buralardaki bolumlerden faydalanabilirler. bana soracak olursaniz “gercek bir internet hazinesi” diye yakistirma yapilacak siteler arasinda gosterebilirim burayi.

hfd

enemy | 29 Mayıs 2002 17:25

tasarima ac olan insanlarin yarattiklari soyle bir site var. bakmanizi tavsiye ederim

120 saniye

enemy | 29 Mayıs 2002 17:07

broadband bir muzik sitesi. kendi uretimleri olan media playeri download ederek icerideki muziklerin dinleyebiliyorsunuz. $ik bir tasarimi olan bu full flash siteye 120 saniye ayirirmisiniz acaba ?

Obsesif Nesneler 1: Gitarlar,efektler vesaire

ingilizanahtari | 29 Mayıs 2002 17:06

Evet ben gitarcıyım, gitar çalıyorum. Ama müzisyen değilim kesinlikle. Oldukça masum bir şekilde rok yıldızı olmak, ne biliyim dergilerde gördüğümüz ecnebi manken kızlarla gezip tozmak amacıyla tenis raketleri vasıtasıyla başladığım bu uğraş bana tahmin ettiğimden pahalıya mal oldu. Artık ruhsal rahatsızlıkları olan, toplum içinde nedense “marjinal” diye anılan üretime katkısı sıfır şahıslardan biriyim ben.

Başlangıçta sadece beğendiğim şarkıları çalabilmekti amacım. Bir yerden yarı ödünç yarı gasp yoluyla edindiğim muhtemelen Bulgar malı olup odunluk kavak ağacından yapılmış İspanyol gitarımla melodiler çıkarmaya başlamam uzun sürmedi. “Mini mini bir kuş donmuştu pencereme konmuştu” olsun, “Bir gün bir gün bir çocuk eve de gelmiş kimse yok” olsun parmaklarımdan dökülmeye başlamıştı. Yaşım zannettiğiniz gibi 8 değil 16 civarlarındaydı o zamanlar. Daha önce ilkokuldaki flüt dersleri dışında müzikle hiç ilgim olmadığından kulağım ancak bu basitlikteki majör melodileri çıkartabilmeye yetiyordu. Günler ayları, aylar yılları kovaladı. Akor, gam gibi bir takım yapı taşlarını kavramaya, hatta teoride bırakmayıp pratikte kullanmaya başladım ufak ufak. Bazı parçaların akorlarını tespit edebilir, bunlara yakın akorları gitarımla peşi sıra çalıp o parçayı az çok icra edebilir duruma geldim. E tabi artık Bulgar gitarımın değişme zamanı gelmiş de çatmıştı. Belki de hayatın en acı gerçekleriyle o zaman tanıştım. Gitar satın almak para gerektiriyordu. Para ise bende olmayan bir şeydi. Önceleri Tünel’deki dükkanların camlarında piliç çevirme misali seyrettim bir takım aletleri, sonra İngiliz ve Amerikan gitar dergileri alıp kocaman bir endüstrinin içine girdim balıklama. Yurtdışı seyahatlerimde dergilerde gördüğüm o pahalı aletleri elleyip deneyebiliyordum. Saplandıkça saplandım, öğrendikçe daha çok battım. Çünkü bu aletlerin yeni yapılmış olanları pek de para etmiyordu. Asıl saplantıyı yaratan vintage gear denen eski aletlerdi. 1952 – 1965 arası yapılmış pre-CBS Fenderler, 1958-60 arası orcinal sunburst Les Paul’lar rüyalarıma girer olmuştu. İnternetin mertliği bozmasıyla birlikte günün önemli bir bölümünü harmony-central gibi referans sitelerinde ve ebay gibi pazarlarda geçirir oldum. Artık geri dönülemez bir yerdeyim, param oldukça ufak tefek aletler alıyorum. Korkmuyor da değilim, hani kazara elime 1 milyon dolar geçerse takriben 2 gün içerisinde bu aletlere yatırarak bitirebilirim gibime geliyor.

Tanrı Sporu Korusun!

justine | 29 Mayıs 2002 17:05

bi arkadaşım yolladı, haydaa dedim, kilise işi abartmış. kısmen ilgisiz yeni nesli kıyından köşesinden yakalayabilmek için (gerçi kilise biliyo işi, dünya kupasını gözönüne alınca damardan da girmiş diyebiliriz) böyle heykeller yaptırıp satmaya başlamışlar, bu aralar iskoçyada pek modaymış. merak edip anasayfaya girince de son derece sıkıcı ama minik şirin dindarların babalar günü hediyesi seçimi açısından çok faydalı bi dünyaya adım atıyosunuz.