bildirgec.org

withoutfear

5 yıl önce üye olmuş, 7 yazı yazmış. 10 yorum yazmış.

gelme yeniden

withoutfear | 11 Ocak 2005 20:17

İnsan şuursuzlaştığı zaman, manipüle edilmişliğin verdiği bir hisle bir cümle semra hanımların ve yandaşlarının olduğu bol magazinli programlara pür dikkat kesilip daha sonra da “GEL YENİDEN” hadi bir daha tekrar tokuşalım akabindeki yarışma programlarına yaklaşıp. Sonra da hezeyan içerisinde manyaklaşır mı? Evet. Sevdiğini ekranlarda arayan zavallılar. Aşkı yaşamasını bilmiyorsunuz, kültürünüz de yok, insanlığınız akıldan zayıf içi boş dışarıdan adam zannedilen bi cümle ziyan. Yapmayın böyle, ekranlardaki tüm kanalları işgal edip de zaten sigaraya kitaptan daha çok para veren. Sevgilisine, karısına bir gül götürmekten aciz salakları daha da bunaltmayın.

insan kendini kaybeder mi

withoutfear | 05 Ocak 2005 10:26

Kelile ile dimne diye bir masal vardır bilenler bilir. Yani kitapla alakalı olan ademoğullarını kastettim. O masalda bir bilgeden bahsederler. Vakti zamanında dağın içerisindeki oyukta yaşarmış üstü başı paspaye fakir fakat bilgili bir adammış. Öyle ki onun bilgeliği ülke sultanının kulağına kadar gitmiş. Adamı saraya almışlar, zaman içerisinde karnı doyup, üstüne başına ipek libaslar geçirivermiş, bir de sultanın başvezirleri arasında er almış. Fakat o ne! Adam artık halkın içerisine karışmadığı için onların durumundan bi haber yaşıyormuş. Adam zamanla doğruluğunu yitirmiş yanlış kararlar vermeye başlamış. Kendini tekrar etmeye başlamış. Gelelim eldeki bütün esprileri bitip de kendini tekrardan ziyade bir de belden aşağı küfürlerle ve bol efektlerle kendini götürmeye çalışan cem yılmaz’a. Sanatçı kendini yenileyen geliştiren, halkın içerisinde yeni espriler bulabilendir. Bir Oğuz Aral, Sadri Alışık, Kemal Sunal olabilendir, Hayata bakarken her zaman yüreğindeki sadeliği içerisinde yaşatandır. Senin gibi küfürbazı ise one night stand bir manita misali kahvaltıdan sonra unutulandır.

aşkın kimyasını kim yazar

withoutfear | 04 Ocak 2005 16:25

Aşk ve romantizm kişie karşı göreceli olmasada, her ne kadar standart sevi sözcüklerinin her yerde her dilde aynı tekrarlanagelen saçmalıkların birleşmesiyle de olsa. Yine de hatun kişilerin buna ihtiyaç duyduğu kesin.
Bazıları “hatun” kelimesinden gıcık kapsa da “karı” kelimesinden de gıcık kapanlar olduğu var.
Aslında insanlar birbirlerine daha net olsa dünya çok daha güzel, çekilesi olmaz mı, erkekler aşk biti gibi, istediklerini dolambaçlı yollardan belli etmeseler, kadınlar her seferinde kaprisle karışık bulunmaz hint kumaşı dokumaları hepsi kafamızı ağrıtır.
Keşke net olmanın getirdiği kültürü yaşayıp en güzel sözlerle yaşasa ne kadar güzel olur değil mi?
O zaman ne ohop olur ne de kal gelir
ne saçmalanır durulur.

“BIONET”-1

withoutfear | 05 Kasım 2003 12:39

Nasıl başlamıştı bilmiyorum. Hani şu meşhur Kanadalı yönetmen vardı ya. “Exiztens” diye bir film vardı. Aylarca beynime yer etmişti. Bionet demiştim. İki bedenin organik bağı gibi, sanal yaşanan derin orgazmları hatırlatıyor ama aynı derecede mantık silkülasyonlarının oluşturduğu anaforda parçalanırcasına her hücrede anlaşılmaz hale geliyordu. Şöyle demeliyim, belki de şöyle başlamalıyım. 2 ay öncesine kadar kapıma gelen üzerindeki yazıları çözemediğim bir CD ile başlamıştı. Bilgisayarıma taktım ve ekranda oluşan karartıyla birlikte usumda yankılanan “eyvahhh!” cümlesiyle ürperdim. Virüs olabilirdi ve belki de bilgisayarımı mahvedebilirdi. Ekranda beliren aydınlık, karanlıktan süzülen beyaz ışıkla birlikte aşağıdaki talimatları uyguladım. Ellerimi penceremin camına doğru uzattım ve o an hayatım boyunca hiçbir mantıksal kalıba sığdıramayacağım bir hezeyanın içerisinde (To be Contied) DD

AŞMALI EY İNSAN

withoutfear | 04 Kasım 2003 10:19

Zamanın Anaforunda debelenip dururken, karşıdan geçen vakvakları ürkütmeden. Aynı zamanda söylenip söylenip, hiç göze batmadan. Kendini aşabilir mi insan? Kendi düşünce anaforunda boğulmadan, tipik boğulayazma drumlarını aşıp, cinsimidi takviyesi olmadan yüzebilir mi insan? Bir ağacın dalları gibi meyvası yere düşüp, dallarındaki yapraklar kuruyup dökülmeden, her daim taze, her daim yeşil kalabilir mi? Kendimizi aşmanın bahanesi daha iyi olmak ise eğer, neden bunun için kendimize acı çektiriyoruz. Cennete ulaşmanın yolun cehennemin kanlı kuyularından mı geçiyor? Tekerrür eden tarihi hezeyan içerisinde, deliriumlarda mantıksızca içine doğru çeken sarkmalın yoluna kapılıp kendi kısır döngümüzde boğulmamız mı gerekli? Daha iyiye güzele, akabinde kendimizi aşmaya gitmenin yolu abuk-sabuk mantıklarla yoğrulup, hayvansal gıdalarla beslenen bir HAYVAN olmaktan mı meydana geliyor. HAYIR! MI? DD

BELKİLERİMİZ VE BİZ

withoutfear | 31 Ekim 2003 10:53

“BELKİ”LERİMİZ

Neden hiç “Kesin!” ler yoktur da, “Belki”ler vardır. Manasızlıktan Mana’ya giden yol mantık sapmalarının mantığa götürdüğü milyon bilinmeyenli denklemlerden oluşuyor da onların başlangıç noktası mı, “BELKİ”ler.

Belki bir gün gelir biz de kıyısından, köşesinden sıyırırız hesabı, ironik bir argo tabirle beslediğimiz sonra da asıl sıyıranın kendi usumuz olduğunu varsayarsak. Fazla düşünmemek kaydıyla az tehlikeli yarı antibiyotik olabilir “BELKİ”ler. Doğru şekilde endike edildiğinde yararlı mıdır. Bilmiyorum ama 28 senedir hala deniyorum. Belki bir o kadar daha. Zamanın herhangi bir noktasında da deniyenler vardır kesin. Ama yol o kadar yakın değil ne edersin. Belki sonraki kuşaklar halvet olacak bu sorunun cevabıyla.

Bir başka güzeldir 29 Ekim’ler

withoutfear | 28 Ekim 2003 13:48

Neden mi? Üstelik insan “BU GÜN 29 EKİM NEŞE DOLUYOR İNSAN” da diyemiyor. Kafiyesi tutmuyor. İnsan 28 Ekimi yarım gün tatille geçirip 29 Ekimde çalışmadığı zaman. Cumhuriyet kutlamaları ve kız arkadaşımla elele tutuşup gözlerinin içine bakmak da güzel geliyor tabii. Bir çok insan için de böyle midir bilinmez. Ama dürüst olacak olursak, “Bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı” sözünün hissiyatının altında yatan anlık ve küçük bir haz alma duygusudur bu. 80’inci yılında özgürlüğü ve bağımsızlığı doyasıya yaşamak dediklerinin meyvası böylesine güzel şeyler olsa gerek. Gerçekten de güzel. Kendimi İran’daki bir vatandaştan daha şanslı ve özgür sanmam. Kız arkadaşımın sımsıcak ellerinden tutarak 10’yıl marşını tekrar inadına söylemem. Bağımsızlığının tadını çıkarmak için de biraz boş vakit olsa gerek. Bu vakti yaşayıp da. KISKANANLAR ÇATLASIN DEDİRTİRCESİNE. İNADINA YAŞASIN CUMHURİYET