bildirgec.org

teacher07

6 yıl önce üye olmuş, 126 yazı yazmış. 2082 yorum yazmış.

HİTLER’İMSİ…

teacher07 | 04 Haziran 2010 17:28

Kendini ait olduğu toplumun yerine koyarak, ben demmek toplum demek diyerek kararlar almak…

Kumar oynarcasına kararlar almak, sonuçta yenilmek…

Sınırlı tahsili ve tecrübesi olduğu halde, kendine her şeyi bilen havası vermek…

Eleştiriye tahammül edememek…

Hür basına ve hür yargıya tahammül edememek…

Orduyu kendi aleti olarak görmek…

Tek hedefi güçlü olmak, güçlü görünmeye çalışmak…

Yalnız olduğunu, mağdur olduğunu yinelemek…

SAMSUN ve 19 MAYIS

teacher07 | 19 Mayıs 2010 12:41

Çarşamba ve Bafra ovaları; Avrupa, Anadolu ve kuzey ülkeleriyle ticaret yapılan limanı, binlerce yıl kucak açtığı medeniyetlerin izleri ve doğası, Türk Kurtuluş Hareketi’nin yürüyüşe geçtiği yer Samsun, önemini hep koruyan bir şehir…

Hititler, Kafkasyalı Kimmerler, Amisos’u kuran Egeli Miletler, Efsanevi kadın savaşçıları Amazonlar, Atinalılar, Persler, Büyük iskender’in ulusu Makedonyalılar, Pontuslular, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar… Son olarak, 19 Mayıs 1919 mücadelenin Atatürk tarafından atılan ilk adımının başladığı ve Türkiye Cumhuriyeti…

BU BENİM BULUŞUM

teacher07 | 22 Şubat 2010 12:54

www.10marifet.org/etiket/tahta-oyuncak/2
www.10marifet.org/etiket/tahta-oyuncak/2

İki kafadar bıcırık, ana sınıfı dönüşü yemeklerini yediler, evlerinin bahçesinde buluştular.

Hasan:

– Hadi gel yuvarlamaca oynayalım.

Veli:

– Nasıl oynayalım?

Hasan:

– Gel göstereyim.

Birlikte evlerinin yakınında küçük tepeye çıktılar.Buldukları yassı taşları aldılar, tepe aşağı yuvarlayacaklardı. Veli eline aldığı taşı yuvarlamak istedi, taş bir kere dönmeden yan yattı. Hasan bilmiş bilmiş güldü.

ANADOLU’DA KIŞ TURİZMİ

teacher07 | 25 Ocak 2010 17:32

Sonbahar, hüznü ve gri bulutları geride bıraktı. Ocak beyaz halısını serdi doğaya.Kış, dans ederek yere düşen kar taneleriyle, coşku ve soğuğun verdiği dinçlikle yeni bir yaşama davet eder insanı. Anadolu, kış aylarında keşfedilecek pek çok yer, hayran olunacak doğa harikaları huzur bulunacak yerler sunar. tabiki olanağı olanlara, kışı sevenlere…

Ülkemizin pek çok dağında kayak, snowboart gibi kış sporları yapılabilir, doğa yürüyüşlerine çıkılabilir, bazen de sessiz sedasız huzur içinde doğa izlenebilir. Güneşin kavurduğu yaz aylarının aksine kış ayları daha sakin ve huzurludur.

NESLİHAN

teacher07 | 22 Aralık 2009 09:20

Sandalyenin birini bir koltuğuna, birini öteki koltuğuna çekerek, üçüncüsünün de üstüne ayağını kıvırarak, altına alıp oturmuş, kasaba pazarına gelip gidenleri izliyordu Kasap Ali.Kasabalı kısaca Kasap diyor, kasaplıkla yakından uzaktan ilgisi yok. İri kehribar tespihini şakırdatarak çekerken, cebinden metal tabakasını çıkardı. Sigara dumanından sapsarı olan bıyıklarının altında görünmez olan dudaklarını kenarına bir sigara sıkıştırdı. Muhtar çakmağı dedikleri çakmağını şıkırdatarak bilmem kaç kere çaktıktan sonra sigarasını yakabildi. Kahveci Mevlüt, yanına ilişerek garsonlara seslendi.

KÖPRÜ

teacher07 | 17 Aralık 2009 12:24

Güley Nine’nin evine ulaştıklarında Öğretmenler yorgunluktan bitkin durumdaydılar. Doğa kardan yorganını bütün yöreye örtmüş; hem de inanılmaz kalınlıkta, yolar ıssız, dağlar ürkütücü, ayaklarında edikler dört beş saattir yürümekten güçleri son noktasındaydı. Kalın zincire bağlanmış köpeğin boynundan tutan Yusuf buyur etti yolcuları. Daracık bir pencereden ışık alan odaya zor attılar kendilerini. Dışarının parlak kar ışığına alışık gözleri bir an hiç bir yerini seçemedi odanın. Neden sonra Güley nineyi seçebildiler, geldiklerinde hoş geldiniz çocuklar demişti Kürtçe, torunu Yusuf çevirdi, “hoş bulduk anne” dediler. Yusuf koşuşturdu, ediklerini çıkarmalarına yardım etti, sıcak su getirdi, ellerini yüzlerini bir güzel yıkayıp rahatladılar. Kuru yavan, ellerinden ne gelirse ağırladılar torunuyla Güley Nine. Sıcak çay bütün yorgunluklarını silip götürdü.

Güneş dağların ardından kaybolmak üzere, davrandılar yola, bir an önce karşı yakaya geçip evlerinde rahatlamak için. Kimseye yük olmak istemediler, yoksa rahatlarına diyecek yoktu. Köy dağınıktı, en kalabalık yer okulun bulunduğu bölümdü, Kenger Alanı. On beş dakikalık bir yolları daha vardı ama Göksu yol verirse…

DOYA DOYA YAŞAMAK

teacher07 | 20 Ekim 2009 10:44

Birileri diyor ki:
“Türkiye’de Müslümanlığımı doya doya yaşayamıyorum.” Zaten en özgür sensin, yaşa be kardeş…
Soran olmaz mı? Dur bakalım, doya doya yaşamak ne demek? Miyonların doya doya yaşamak istediği şey farklıdır. Obur doya doya yemek, kimi doya doya macera yaşamak, kimi güç, kimi para, kimi sex, kimi din, kimi de doya doya bilgi ister. Bu kadar farklı yaşamları doya doya yaşayanların ülkesine demokrasi dense gerektir.

Londra’da Pakistanlı Müslümanlığı, eşcinsel eşcinseliğini, solcu solculuğunu yaşıyor. Fransa’da Budist Budist’liğini, Yahudi Yahudi’liğini, Ateist Ateistliğini doya doya yaşayabiliyor. Örnek çoğaltılabilir. Bunlar demokrat toplumlardır. Türkiye’de bunları kim doya doya yaşayabiliyor? Aslında doya doya yaşamak konusunda Bazı toplumsal kısıtlamalar vardır. Zenginler doya doya , fakirler doymaya doymaya yaşamaktalar. Bizde “demokrasi” dediğinde mangalda kül bırakmayan doya doyacılar, doyamayanların haklarını doya doya engelliyorlar.

KAŞ (Mavi Zenginlğlimiz)

teacher07 | 19 Ekim 2009 10:25

Dünyanın önemli dalış merkezleri arsında, önemli bir yer alan Kaş, bu ününü denizsel zeginliklere sahip olmasına borçludur. Özellikle dalış turizmi amacıyla çeşitli ülkelerden gelenler, sadece denizin değil, Kaş’ın sahip olduğu tarihi ve kültürel değerlerle eşsiz doğasının da zevkini çıkarırlar. Paraşütçüler, Kaş’ın etrafını çevreleyen sarp kayalıklardan kendilerini mavi göğe bırakır. Aynı sıralarda dalgıçlar da derin mavi suları keşfe dalarlar…

ARDIÇ AĞACI

teacher07 | 13 Ekim 2009 16:58

Ardıç ağacıyla ilgili binlerce yıllık kültürel birikimin sonucu bir benzetme vardır, “Dağların kadısı katrandır.” Bu söz ile ardıç ağacı yargılama ve sorgulama yetkisi olan kudretli insanlara benzetilir. Günümüzden 10 000 yıl öncesi Çatalhöyük evleri ardıç ağacından yapılırmış. Anadolu neolitik çağ yerleşimlerindeki evlerin ortasında, ardıç ağacından büyük bir direk bulunur, bu direk evin çatısını ayakta tutar. Manevi olarak da bu direğin Tanrı’yı temsil ettiği öne sürülmektedir. Tanrı’nın önemli özelliğinden biri de yargılama olduğundan, günümüz Anadolu düşüncesinin kökeninin neolitik çağa dayandığı görülür. Neolitik çağ evlerinin orta direk altına, ölen ataların kemikleri de gömülürdü. Daha sonra mezarların yerleşim yerleri dışına taşındığında, mezar başlarına ardıç ağacı dikilmiş olsa gerektir.

Hititlerin en özel ağaçlarından biri de ardıç ağacı olduğu bilinmektedir.Kral mezarlarının başına, her zaman yeşil kalan ardıç ağacı dikilmektedir. Osmanlılara kadar da bu gelenek gelmiş, ölen efelerin mezar başlarına ardıç ağacı dikilmiştir. Bu gelenek, bitkisel sürekliliğin, kültürel sürekliliği beslediğinin en önemli kanıtıdır. Ardıç ağacı, antik Anadolu uygarlıkları ve efe kültürünün ortak bitkilerinden biridir. Efe öldüğünde baş ve ayakucunda ardıç dallarından ateş yakılırdı, ayrıca mezar başına ardıç ağacı dikilirdi. Anadolu uygarlıklarında ardıç, mezar yapımında kullanılan önemli bir ağaçtı. Firig tümülüslerinde ardıç ağacıyla kaplanmış mezar odaları bulunmuştur.