bildirgec.org

siirimsi

5 yıl önce üye olmuş, 57 yazı yazmış. 1 yorum yazmış.

turkcel ve mobil oyuncu ortaklığının müşterilerine kurdukları tuzaklar sonucu mağdur olan biri

siirimsi | 18 Eylül 2008 09:38

ŞİKAYETİM VAR

Turkcelle ve Mobil oyuncu denilen bir anlaşmalı servisle başım dertte… Yazın temmuz ayında yüklediğim 250 konturun 230 unu yedi bitirdi…Tabii bu arada beni de )… Hiçbir üyeliğim olmadığı halde telefonumun yeni olması dolayısıyla bir tek tuşa dokunmamla oyun indirilmiş gibi… Konturların hızla eridiğini görünce her ikisini de aradığım halde bir çözüm bulunamadı.. Üstüne ertesi gün bir başka oyun indirdiniz, bu yüzden üç günde bir şu kadar kontur hesabınızdan düşülecektir, diye mesaj gelmez mi?…

Aradım, ben 40 yaşında bir insan olarak ne diye bu oyunu yükleyeyim, ayrıca böyle bir oyun telefonumda bile yok, dediysem de, oyun indirilmiş şu kadar daha borcunuz var, kontur hırsızlığına devam ettiler, üstüne üstlük zaten mağdur olan ben bu servislerde hakkımı arayacağım diye daha fazla kontur harcadım… Hak arama yolunda iyice konturzede oldum anlayacağınız…

AŞK__ SA, NE RENKTİR?…

siirimsi | 07 Nisan 2008 11:29

Şimdi size aşktan bahsedeceğim… Gidip de dönmeyenden, arkasına bakmadan yürüyenden, güneşe sırtını dönüp aya yüz sürenden, ne gidebilen, ne kalabilenden, yaşanmış ve yaşanılamamış sevdalardan, sevda deyip de geçilmeyenden söz edeceğim… Belki dokunmadan yüreğinize, gözlerinizden süzülüverecek ahlar, belki bir parça olup akıp gidecek birkaç dakikası yaşamın içinde, var olacak belki yoksulluğunuz… Belki belli belirsiz bir gülümseme yerleşecek dudaklarınıza… Eğer başlayışla bitiş arasındaki o çizgiyi
yaşamışsanız, ‘tabii varsa?’ diyeceksiniz… Neredeyse?..

Hani olur ya, karanlıklar içinden bir umut ışığı, küçük bir yol, çıkmaz sokağın ucunda, veya yolun sonunda bir başlangıç kapısı açılır aniden, muştlanırsınız, yeniden parlar gözleriniz, yenidenliğe bir başlık atarsınız yeni bir kitaba başlar gibi, ilk kez okuyormuş gibi, ilk kez görüyormuş gibi, ilk nefesi alıyormuş gibi…

AŞK__ SA, NE RENKTİR?…

siirimsi | 06 Nisan 2008 13:08

AŞK__ SA, NE RENKTİR?…

Şimdi size aşktan bahsedeceğim… Gidip de dönmeyenden, arkasına bakmadan yürüyenden, güneşe sırtını dönüp aya yüz sürenden, ne gidebilen, ne kalabilenden, yaşanmış ve yaşanılamamış sevdalardan, sevda deyip de geçilmeyenden söz edeceğim… Belki dokunmadan yüreğinize, gözlerinizden süzülüverecek ahlar, belki bir parça olup akıp gidecek birkaç dakikası yaşamın içinde, var olacak belki yoksulluğunuz… Belki belli belirsiz bir gülümseme yerleşecek dudaklarınıza… Eğer başlayışla bitiş arasındaki o çizgiyi yaşamışsanız, ‘tabii varsa?’ diyeceksiniz… Neredeyse?..

VARIM

siirimsi | 31 Mart 2008 18:17

Sondan
Bir adım önce
Bu,
Sana doğru
Yürüdüğüm
Sen
İyi bilirsin koşmayı
Kanat açıp uçmayı
Kovalarken yakalanmayı
Hep koştun
Sen koştun
Ben yoruldum
Tükendin her adımında
Bu,
Sana doğru
son yürüyüşüm
Bir adım
Bir adımda
Bitecek yolum
Sen
Bilmezsin
Bitmeyi,
Bitip de tükenmeyi…

Bilme,
Yürüme ,
Sen koştuğun kadarsın
Ben,
Sana yürüdüğüm kadar
Varım..

ferkul00.33

10.01.2008-

varım

siirimsi | 31 Mart 2008 00:43

Sondan
Bir adım önce
Bu,
Sana doğru
Yürüdüğüm
Sen
İyi bilirsin koşmayı
Kanat açıp uçmayı
Kovalarken yakalanmayı
Hep koştun
Sen koştun
Ben yoruldum
Tükendin her adımında

Ne de olsa kışın sonu bahardır

siirimsi | 23 Mart 2008 14:27

Ve durdu yağmur.. Şimdi oluklardan akıyor su… Yağmura benzemiyor sesi, daha bir gürültülü akan, dinlendirmeyen, ama huzur veren bir ses… Nisan yağmurlarının öncüsü bu yağmurlar, ne kadar kış çok soğuk geçmedi de deseler, bana göre bu yıl uzun, soğuk ve bitmeyecekmiş gibi görünen bir kıştı sanki… Bence duygulu insanların mevsimi değil, donduran karanlığı aydınlıktan fazla kalabalık görünen kısa kış günleri… Daha bir yalnızlık hissi duyarım böyle günlerde… Daha bir hassaslık çöker yüzüme… Yapışır… O kara bulutlar gökyüzünü kapladığında bir hüzün gelir, yerleşir kapıma, ayrılmaz bir türlü ne yapsam, nereye gitsem, benden bir parça olur… Atamam, fırlatamam bir köşeye, benden olur, ben olur, bırakamam, bırakmaz beni zaten istesem de… Sizlerde de olur mu bilmem ama, daha bir nedensiz boğulurum, nefes alamayacakmış gibi,

kar tanesi

siirimsi | 20 Mart 2008 22:17

Bir küçük kar tanesiydi, bulutların arasında, özgürdü, her gün açıp kapattığı gözünün önünde serilip giden bir yaşamın içindeydi sadece… Nerede olduğunun, nasıl olduğunun önemi yoktu… Özgürlüğün, kar olup yağmanın ne olduğunu bilmeden yaşıyordu… Henüz düşmemişti toprağa, kokusunu bilmiyordu… Soğuk bir mevsimin parçasıydı, çimenlere düşmeyi düşünemezdi bile, görmemişti ki hiç, yaz nedir, sıcakta terlemek,baharda papatyalar arasına konmak nedir, anlayamazdı, düşleyemezdi bile… Yeryüzü onun için uzaktı, çok uzak, sadece bakıyordu, bakmanın anlamını düşünmeden seyrediyordu dünyayı… Koşuşturan insanlar, uçurtmasını savuran bir çocuk, evlerinin beyaz ışıkları içinde kararan yüzler… Hepsini yukarıdan izlemek hoşuna
gidiyordu.Dokunmadan yaşamak, seyretmek, onun için en güzeliydi… En çok sevdiği de, güneşin doğuşunu bulutların arkasından gülümseyerek, sıcaklığını hissetmeden ışıltısını görebilmekti… Ne kadar doğasına ters de olsa, güneşi seviyordu, ayrı bir aşktı onun için ışığında kaybolmak, kızıllığında kendini bulmak, kaybedeceğini bile bile güneşe karşı bir kumar oynamak istiyordu sanki…Bulutların arasında, milyonlarca kar tanesinden sadece biriydi, küçücüktü, aralarında kayboluyordu, kimse farketmemişti güzelliğini…Beyaz bir yüreği vardı, yüzüne yansıtmıştı rengini… Zaten başka renk de tanımamıştı, bir kendi beyaz saf rengi, bir de güneşin kırmızısı…

Soğuk bir kış günüydü, rüzgar titretiyordu bulutları, aşağıya baktı, sokaklarda insanlar üşüyordu, hepsi de bir an önce evine ya da sıcak bir ortama gitmek için acele ediyor, şapkaları , atkıları rüzgarda savruluyordu… Güneş saklanmıştı bir kara bulutun arkasına, baktı, baktı, göremedi… Soğuğu içinde hissetti, daha bir sertleşti yüreği…

cumhuriyet

siirimsi | 17 Mart 2008 21:49

‘Cumhuriyet; halkın kendi kendisini yönetmesidir.’Bir yönetim biçimidir.Böyle dedik, böyle öğrettik yıllarca, böyle zannettik.Halk kendini yönetecek insanı seçme özgürlüğüne sahiptir.Cumhuriyet özgürlük, düşünceni söyleyebilmektir, susmamak, susturulmamaktır sanıyorduk.Hala da öyle öğretiyoruz minicik, şekillenmemiş beyinlere, düşüncelerinizi ifade edebileni eleştirse de, düşüncesini beğenmesek de, takdirle karşılıyoruz ki, ileride cesur olsun,kendini anlatsın, konuşsun, susmasın, susturulmasın…

Bir fırtınaydı, belki bir bora

siirimsi | 10 Mart 2008 17:26

Neden her fırtınada yalnızdır insan?..Neden sadece güneş varken mavidir gökyüzü?…

Bir fırtınaydı, belki bir bora, kim diyebilir ki hortum değildi?… Esti, esti, kavurdu, gecti.
Zor, kelimesinin , sabır ve şükür etmenin anlamını öğretti, belki de gerekliydi…
Zamanı da gelmişti, kim diyebilir zamanı değildi?..
Küçük değildi, önce esti, bir meltem gibi, sıcaktı.
Sonra büyüdü, devirdi, yıktı, parçaladı, sanki hiç bitmeyecek gibiydi, bitti…
Birden bire kavruldu ortalık, gündüzde bile karanlığı görmek gibiydi, soğuktu, sıcağında dondurdu.
Esti, geçti…
Bir fırtınaydı, insan değildi, ama gözleri vardı, karanlık bakıyordu, simsiyahtı, bir devdi…
Yakaladığını bırakmayacaktı sahiden, insafsıza benziyordu…Şaşırdım…Bıraktı, şimdi geçti…

şimdi hasta

siirimsi | 27 Şubat 2008 07:50

Dağ gibiydi, taş gibi ,dünyaya hükmeder gibiydi, aleme ben de varım diyenlerdendi, çok koşardı,çok yürür, çok çalışır, çok hırslanırdı.Yakışıklıydı , etrafını parasına ve yüzüne gülen çok kadın sarmıştı iyi günlerinde.Işıltılı günlere hayrandı, ışıltılı sevmelere, parlak günlerin insanıydı…Sönmüş yıldızlar onun harcı değildi zaten…Zamana kandı, hiç bitmeyecek sandı, hep aynı kalacak… Evinin duvarlarına kendi resimlerini sıraladı boy boy, askerlik resimleri, gençlik resimleri, taptığı babasının resmi, vesikalık mustafa resimleri…Duvarlara sıraladığı kendi resimlerine hayrandı, kendine, başardıklarına, yapabildiklerine, yaşayabildiklerine deliydi…

Çok sevilirdi etrafındaki insanlar tarafında bir ayrı cephe oluşturmuştu , bambaşka bir kişilik sergiliyordu dışarda…Evinin dışında adam gibi adamdı çünkü… Saygınlığı parası oldu sürece vardı hep.Ayaktayken hiç dostsuz kalmamıştı, kardeşleri, sevenleri çepeçevre sardıkça büyüdü, büyüdüğünü sandı, ben kralım derdi… Kendi krallığını kurmuştu küçük akdeniz ilçesinde, bencil yakınları arasında, kendince bir krallıktı.Kral olduğunu sandı, halbuki herkesin gözünde madeni bir madde olduğunu göremedi… Evinde de olmaya çok çabaladı, sadece bir aslandı, kükremesinden korkulan, asla başı okşanmayacak… Korkutmanın, ürkütmenin sevgiyi getireceğini sandı yıllarca…. Aslında hiç tebası olmayan bir kraldı, bilemedi…