bildirgec.org

makaleci

6 yıl önce üye olmuş, 527 yazı yazmış. 9300 yorum yazmış.

Demokrasi her yerde!

makaleci | 28 Haziran 2009 12:59

Şimdi soruyorum…

Laiklere, Atatürkçülere darbe yanlısı gözüyle bakanlar hatta bakmayı bırak direk bu şekilde itham edenlerin nazarından bazı insanlar nasıl görünmekte?

Örnekse, bu yazarın yazısı…

Özellikle demokrasiden dikkat çekecek şekilde çok bahseden, kendi söylemleri ve hedeflerini toplumun en alt tabakalarından en okumuyan-yazan kısmına kadar bu söylemle ilerletmeye çabalayan ”bazı” kimseler bu tür yorum ve yazılar hakkında ne düşünüyor?

Giderayak

makaleci | 26 Haziran 2009 11:33

Takmıyorum seni hayat. Yaptığın onca kalleşliğe, insan hayatıyla oynamana ve hatta hayatları devire devire ilerleyişine aldırmıyorum artık.

Çünkü güzel bir güneş beni bekliyor, fark ettim. Bana çok güzel gülümsedi bugün! Beni çağırıyor; gel diyor, sen henüz ısıtmadın gerçekten kendini benimle, artık bir farkıma var, elinin tersiyle itme beni.

Gidiyorum ona!

Gitme zamanı gelmiş de, geçiyor…

Doğa beni çağırıyor şimdi, bana söz verdi, çok mutlu edecek, ruhumu aydınlatacak bundan böyle…

Hoşça kalın ve ya merhaba!

Seni kutluyorum

makaleci | 18 Mayıs 2009 08:56

Sanatçı dediğin muhalif olmalı, cesur olmalı antiemperyalist olmalı ve en önemlisi bunu açıklıkla dile getirebilmeli, mihmandarlıktan sıkılmamalı…

Medyaya teslim, popülist işlerden para kazanmaya bakarak, ben sanatçıyım masturbasyoncularına ben gülüyorum. Kendileri deve kuşlarının önde gidenleri oluyorlar efendim…

Ama Fazıl say; evrensel anlamda kabul gördüğü ve hiç bir reklama ve benzeri tanıtım çabalarına (!) ihtiyacı olmayan bir dev sanatçı iken muhalif duruşunu ortaya koyabiliyor, fikirlerini paylaşmayı bir ukalalalık yörüngesinde değil, sadece vatandaş duyarlılığı ile yapabiliyor.

Spermbankası caiz mi?

makaleci | 13 Mayıs 2009 14:00

Evlenmeden önce beraberliğin henüz sorgulanmaya devam ettiği bir toplumda şimdiki tartışma konusu bu…

Kimi biçare kimselere göre bir imkan, ihtimal anne olma sebebi görülebilen tıptaki bu keşif şimdi usulca gündeme taşınıyor…

Kimi dini görüşler bu işin zina ile eşdeğer olduğunu söylüyor…

Kimi psikologlarda çocuğun ileride bu işe ne diyeceği konusunda yani vereceği tepki konusunda karamsarlar. Yani en azından bir çocuğa şu kişi senin babandı ama vefat etti veya bizi terk edip gitti deme imkanı varken, anlatacak hiç bir iyi ya da kötü hikaye olmaksızın sen sadece bir kimsenin çocuğusun o kadar, aramızda hiç bir hukuk yoktu demek travmatik olabilir görüşü hakim.

Buna haber diyebilir miyiz?

makaleci | 12 Mayıs 2009 09:24

Deniz Seki’ yi çok sevmeme rağmen; yaşadığı son olaylar ve mevcut durumu beni çok üzdü…

Sanki sırf onu çok sevdiğim için yapmamalıydı, böylesine kötü bir alışkanlık içinde yer almamalıydı. Ama aslında zararı kendisineydi ve bunu düşünmek bir seveni olarak beni daha da üzüyordu…

Tam da olaylar duruldu diyoruz; insandır hata yapar diyoruz, medyanın olayı akışına bırakmasını bekliyoruz, her gün yeni bir haber metni geliyor karşımıza!

Bu son gelen haberlerin ne kadar haber olduğunu bilemiyorum, daha doğrusu bana göre haber değiller…

Özel günlerden nefret ediyorum

makaleci | 11 Mayıs 2009 11:03

Yok analar günü yok babalar günü, daha olmadı sevgililer günü, vay efendim ve hatta dünya sex günü vs.

Tükettirmek için, hediye ambalajına sarmak için duygularımız çalışın bakalım…

Öyle kapital bir düzenin içindeyiz ki, Allah muhafaza…

Bu işin bir tek amacı var; suçlu psikolojisiyle bu söz konusu günler arifesinde hediye alma ruhuna gir, borç bulup da almak pahasına da olsa gir abi… Mecbursun ya (!) …!

Anasız bir çocuk, ya da evladına hasret bir ana ; son bir haftadır tv izleyebildi mi acaba merak ediyorum. Dakika başı bir ürün reklamı, fonda bir duygu seli; Yok efendim baba anneme bunu da alalımlar…yok efendim sen bi meleksin canım annemler…Ayıp gibi geliyor bu kadarı da…

Haberiniz olsun!

makaleci | 07 Mayıs 2009 15:20

Uzun süredir rahatsız olduğum bir diğer konudur, ”Ana haber bültenleri”…

Reha Muhtar tarafından yaratılan ACI VAR MI ? anchormanliğinin ve elbette bu eksende ilerleyen akışın milat sayıldığı o yıllardan beri ana haber saatleri rengarenk!…

Bu adı konmamış devrimden sonra daha bir kolay oldu ana haberlerde popülizm ağına düşmek. E tabi! fonda da ekmek parası olarak nitelendirilen rating göstergeleri olduğu için teslimiyet resmen şart oldu…

Rahatsız edici bir olayın uzun uzun slow motion görüntüleri… Hele bir de üzerine Lorena Mc Kenneth, Sarah Brightman veya herhangi bir Buddha Bar şarkısı çalıyorsa… Offff!! Ağlamadan herhangi bir bülten bitirmek imkansız hale gelir…