bildirgec.org

juki

5 yıl önce üye olmuş, 49 yazı yazmış. 19 yorum yazmış.

Litvanya Günlerim -3-

juki | 19 Nisan 2010 10:53

Vilnius'un merkezinden geçen Neris Nehri'nin buz tutmuş hali.
Vilnius’un merkezinden geçen Neris Nehri’nin buz tutmuş hali.

Bu yazımda Litvanya’nın doğasından bahsedeceğim biraz. Başkent Vilnius da dahil olmak üzere tüm şehirlerde yemyeşil bir doku sizi karşılar. Sadece Kaunas’ta biraz betonarmelik göze çarpar o kadar. Neyse, ben zaten Vilnius’taydım. Bol bol boş alan vardır. Yollar engebeli değil. Yokuş çok nadir. Düzayak birçok yere gidebilirsiniz.Şehrin içinde Vingis Park denen bir orman var. İçinde kaybolunacak kadar büyük. Bu ormanın içinde gösteri yapmak üzere tasarlanmış bir stad var. Stadın etrafı tellerle çevrili değil. İsteyen çimlere yatıp uzanabilir. Zaten orman içinde piknik yapmak üzere tasarlanmış çok yer var. İnsanlar bu ormana köpeklerini gezdirmeye geliyor. Her 3 kişiden birinin köpeği var. Ayrıca ev hanımları bebeklerini gezdiriyorlar bu ormanda.Kadınlar geç saatlere kadar rahatça gezebiliyor. Güvenlik tehlikesi yok, öyle bir kaygı da yok. Zaten nüfusun çoğunu kadınlar oluşturuyor. Kadınlar hayatın her alanında. Öyle ki 20’li yaşlarda genç kızlar otobüs şoförlüğü yapıyor bu ülkede. Birçok kadın kocası tarafından terk edilmiş durumda. 1 kadın ve 1 bebek tablosu sıkça rastlanan bir tablo. Kadınlar çalışkan, -20’ye varan soğukta bile buna aldırış etmeden işlerine güçlerine gidiyorlar kışın.Evet, kış dedim de aklıma geldi. Ben ömrümde gerçek kışı Litvanya’da gördüm. Ne Erzurum’u ne Ağrı’sı. Artık bana Türkiye’deki soğuk vız gelir. Ben orda -28’i gördüm. Kar bir yağdı, bir daha kalkmadı. Benim orada kaldığım 4 ayın 3 ayında yerde kar vardı. Şehrin içinden 2 nehir geçiyordu ve nehirler buz tutmuştu.Litvanya’da birçok göl var aynı zamanda. Bu göller de buz tutunca yerli halk buz hokeyi oynamaya, paten kaymaya başlıyor. Ben de buz pateni öğrendim bu vasıtayla. Bir gün arkadaşalarla bu göllerden birinin kıyısında ufak bir delik açtık. Bulunduğumuz yer Alytus denen bir şehrin kuş uçmaz kervan geçmez bir köyüydü. Orada tatil yapıyorduk 1 haftalığına. Sauna da vardı. Saunadan çıkıp buz tutmuş gölün içine daldık ama anında çıkmak zorunda kaldık. Yine de büyük bir cesaretti buzu kırıp içine atlamak.Erasmus programı kapsamında geldiğim Litvanya’da Erasmus programını unutmuş kendi kafama göre yaşıyordum. Zordu biraz ama zevkliydi. Hibem hesabıma yatmıştı o günlerde ve o kısıtlı parayı 4 ay idare etmek zorundaydım. Bu, aynı zamanda insanın sorumluluk bilincinin gelişmesini sağlıyor.Bir sonraki yazımda Litvanya’daki okul yaşantımdan söz edeceğim.

Litvanya Günlerim -2-

juki | 18 Nisan 2010 16:35

Başkent Vilnius'un tarihi sokaklarından Traku.
Başkent Vilnius’un tarihi sokaklarından Traku.

İlk gün Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta elimde harita geziyorum. Her sokağın başında bir daha bakıyorum haritaya. Bir de gizli gizli bakıyorum haritaya, erkekliğe şey sürmeyeceğim ya. Ben her yeri bilmek zorundayım ya. Sanki tipimden anlaşılmıyor oraların yabancısı olduğum. Gariplik işte.Kayserili bir arkadaşım vardı. O, benden 2 hafta önce varmıştı Litvanya’ya. Bana alışamadığını söylüyor, çok yalnızlık çekiyordu. Ben de onun yalnızlığına ortak oldum ve beraberce dolaşmaya başladık Vilnius’u. Bu arada okula gitmiyor muyum? Gidiyorum elbet, haftaiçi okul oluyor, okul çıkışı kayboluyorum sonra haritaya bakıp gene buluyorum yurdun yolunu. Aslında öyle kayboluncak bir yer de değil. Ufacık bir yer. Bizim Beyoğlu ilçesi kadar ya var ya yok. Adı başkent.İlk günler cebimde az para var. O zamanlar henüz Erasmus programı kapsamında alacağım hibe hesabıma yatmamıştı. Baktım para yetişecek gibi değil. Bir tava, bir ayçiçek yağı ve 10 yumurta aldım. Paso yumurtayla besleniyorum. Her gün 1 paket de ekmek (400 gram kadar dilimlenmiş ekmekler). Öyle sefil bir 15 gün geçirdim.Yurtta benden başka 2 tane daha Türk var ama onlardan birinin alkol almaktan başı dönmüş, uyanıyor, sızıyor ve tekrar uyuyor. Adamın hayatı böyle. Diğeri de yurdun üst katında kalan Muşlu bir adam. Kendisi 5-6 sene evvelsi Litvanya’ya gelmiş ve bir Litvanla evlenmiş, ardından boşanmışlar ve o da işsiz güçsüz hayat mücadelesi vermeye başlamış o yurt odasında. O tek kalıyordu, benim geldiğime çok sevindi. Diğer alkolik arkadaşa pek kanım ısınmadı gel hemşerim dedi. O abiyle yurdun üst katında takılıyoruz. O bana Litvanya’yı tanıtıyor falan.

Kaldığım yurtta ise oranın yerlileri ve Polonyalılar çoğunluktaydı. 5 tane de Çekli vardı. Onun dışında 1 Alman ve 1 Slovak vardı. Biz, yabancı öğrenciler hep aynı katta kalıyorduk. Bunlar akşamları litrelerce içki alır, kağıt oynarlardı. Ben de ilk başta oturdum kağıt oynadım onlarla ama bir noktadan sonra sıktı. Hem ben alkol kullanmıyorum. Bu adamlar ise sabah 4’e 5’e kadar içiyor azıtıyorlardı. Daha sonra bu adamlarla ilişkilerimi azalttım. Merhaba, merhaba ilişkisine döndü. Ara ara futbol oynamaya gidiyorduk beraber. Litvanlar futboldan anlamıyor, bizden başka top oynayan da yok. Mecburen beraber maç yapıyorduk.

Litvanya’ya gittim ben…

juki | 17 Nisan 2010 10:44

Litvanya-Vilnius
Litvanya-Vilnius

Şöyle bir baktım da hafif’e, baya zaman olmuş yazmayalı. En son nerede kalmıştık. Son olarak ben Erasmus programı için Litvanya’ya gidiyordum. Vize için Ankara’ya gitmiştim, Avrupa hakkında araştırmalar yapmış ve bu araştırmaların sonuçlarını ortaya koymuştum. Litvanya’ya gittim, orada 4 ay kaldım. 2 gün Almanya/Bremen’de ve 5 gün de Hollanda’nın Gelderland bölgesindeki Tiel kasabasında kaldıktan sonra döndüm Türkiye’ye…

Neler yaşamadım ki… Çok uzun bir yazı dizisi olacak bu. İlgilenenler varsın çıksın bu yolculuğa yeniden…

Kasımpaşa’da Vuslat Zamanı

juki | 24 Ağustos 2009 12:22

Haliç'in dertli delikanlısı zor günleri geride bırakıyor...
Haliç’in dertli delikanlısı zor günleri geride bırakıyor…

43 yıl aradan sonra ilk kez 2007-2008 sezonunda Süper Lig’de oynamaya hak kazanmış Kasımpaşa, 1 sezonun ardından tekrar Süper Lig’de boy göstermeye başladı. Kasımpaşa takımı gerçekten çok zorlu süreçlerden geçti. 2005 senesinde TFF 3.Lig’de oynayan takım kısa zamanda çok yol aldı, ama 3 -5 bin civarında taraftarı dışında kimseye yaranamadı. Türkiye Futbol Federasyonu bir yandan basın diğer yandan, hakemler öyle bu takım kamuoyunda hep Recep Tayyip Spor olarak lanse edildi. Bu durum klübe büyük zarar verdi.TFF, 2007-2008 sezonunda Kasımpaşa’nın maçlarını kendi evinde oyamasına izin vermedi. Sebebi ise zeminin suni çim olmasıydı. Aynı TFF bir yıl sonra Gençlerbirliği,Hacettepe ve Ankaragücü klüplerine Ankara 19 Mayıs Stadı’nda suni çimde oynama izni verdi. Kasımpaşa ise sahanın zeminini doğal çime çevirmek için onca zaman harcadı ama bu işlem ancak 2007-2008 sezonunun son haftalarında gerçekleşti. Takım, o sene maçlarını Olimpiyat Stadı’nda oynadı ve taraftar desteğinden mahrum kaldı. Taraftarlar takımlarını birkaç maça izleyebildi ancak. O sezon küme düşen Kasımpaşa, ertesi sezon Bank Asya 1.Lig play-off şampiyonu olarak lige dönüş yaptı. Bu süreç içinde kamuoyunca hep yaftalandı. Hakemler Kasımpaşa’nın maçlarına hep bir önyargıyla çıktılar. Evet, siyaset söylentileri klübe büyük zarar veriyordu.Bunun en açık örneğini Mayıs 2009’da Ankara-Yenikent’teki play-off maçlarında gördük. İlk maçta Altay ile karşılaşan Kasımpaşa 1-1 giden maçın son dakikasında kornerden gelen topta temiz bir gol bulmuş, fakat bu gol hakem Aytekin Durmaz tarafından faul gerekçesiyle iptal edilmişti ve maç penaltılara gitmişti. Sonunda penaltılardan galip çıkan taraf gene Kasımpaşa oldu, ama iptal edilen gol spor kamuoyunda herkes tarafından yanlış bir karar olarak yorumlandı. Play-off finalinde ise Karşıyaka’yı 2-1 ile geçen Kasımpaşa Turkcell Süper Lig’de yeniden oynamaya hak kazanıyordu. Lakin bunu hazmedemeyen Karşıyakalı 7.000 tarafar 3.000 kişilik Kasımpaşa tribününe saldırmış, sahaya inmiş ve hatta şampiyonluğu kutlayan Kasımpaşalı sporculara saldırı grişiminde bulunmuşlardı.O gece güvenlik güçleri olayları yatıştırmıştı ama ne var ki TFF Karşıyaka klübüne 5 maç ceza verirken Kasımpaşa’ya da 1 maç cezayı araya sıkıştırmıştı. Şimdi soruyoruz, Kasımpaşa’nın suçu neydi? Şampiyon olup Süper Lig’e mi çıkmak? Nitekim Kasımpaşa bu cezasını geçen hafta İ.B.B önünde çekti. Taraftarından yoksun olan Kasımpaşa bu maçı 3-1 kaybetti.Şimdi Kasımpaşa’da vuslat zamanıdır işte… Kasımpaşa, özetle bahsettiğim bu zorlu günlerin ardından taraftarına ve Süper Lig’e kavuştu ve 4.hafta Kasımpaşa’da oynayacağı Gençlerbirliği maçını bekliyor.

Ankara ve Doğu Ekspresi

juki | 24 Ağustos 2009 09:05

Tren, alternatif ve meşakkatli bir yolculuktur.
Tren, alternatif ve meşakkatli bir yolculuktur.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’dan Ankara’ya trenle gidip geleyim dedim ve gittim Haydarpaşa’dan bilet aldım. Ankara’daki işim önemliydi ve bu nedenle gidiş biletimi TCDD’nin ortalama üstü kalitedeki
trenlerinden Fatih Ekspresi’nden aldım. Bu hatta İstanbul-Ankara fiyatı 22,50 TL. Fatih Ekspresi gayet konforlu bir tren. Hızı çok yüksek değil, ama gece 23.30’da Haydarpaşa’dan hareket ederseniz sabah 7.45 gibi Ankara’ya rahat varıyorsunuz. Neyse ben de o sabah 7.45’te Ankara TCDD Garı’na vardım. Ankara-Gaziosmanpaşa’daki işimi çabuk hallettim ve Kızılay’da bir tur attıktan sonra vakit kaybetmeden saat 12.54’te İstanbul’a hareket edecek olan trenime binmek üzere Ulus’a, tren garına geri geldim.Dönüş bileimi Kars-İstanbul arası çalışan Doğu Ekspresi’nden almıştım. Onun fiyatı ise neredeyse diğerinin yarı fiyatı idi. 12,75 TL’lik fiyatı görünce hoop atladım aldım bu hattan biletimi. Lakin Ankara Garı’na geldiğimde trenin rötar yaptığını ve saat 14:00’te Ankara’dan kalkacağını öğrendim. Neyse dedim, 1 saat 4 dakika rötardan bir şey olmaz dedim. Beklemeye başladım. Orada yaşlı bir amcayla konuştum. Kendisi Ankara’nın ilçesi Polatlı’da oturuyormuş. Ankara’ya da haftanın belli günleri hastaneye, tedaviye geliyormuş. Her geldiğinde de ucuz olsun diye Doğu Ekspresi ile dönüyormuş. Bana dedi ki:

– Evlat, boşuna bekleme. Tren saat 4’ten evvel gelmez. Ben her zaman biniyorum.

HİF Hakemliği Fiyaskosu

juki | 22 Ağustos 2009 12:16

Türkiye futbol Federasyonu bu yıl şubat ayının son günlerinde HİF Hakemliği adı altında ilk defa kurs düzenledi. Bu kurslar haftada bir olmak üzere mayıs ayına kadar devamedegeldi. Her haftasonu 2,5 gün (Cuma akşamı dahil) verilen kurslarla sözde HİF (Herkes İçin Futbol) hakemi yetiştiriliyordu. İki gün bir sınıfta kural bilgisi anlatılıyor son gün de saha eğitimi yapılıyordu. Neyse bunda anormal pek bir şey yok. Kısa da sürse bir kurstu bu.

Daha sonra 2,5 günlük hakemler çeşitli turnuvalarda görevlendirildi. Bunlardan ilki Kadıköy’de düzenlenen UEFA HİF Mini turnuvasıydı. Her şey iyi gibiydi. Turnuva Mayıs ayına kadar ama öyle ama böyle sürdü. Mayıs ayında artık turnuvanın finali vardı ve İlhami Ahmet Örnekal takımının hocası, ki kendisi profösyonel liglerde hakemdir, oğlunu turnuvanın finaline atattı. Oğlu henüz 1 hafta önce kursa katılmıştı ve diğer arkadaşlarına göre tecrübesizdi. Ama o, bir hakemin oğluydu. Onun hakkıydı final ve Platini’nin izleyeceği bir maçı yöneterek şereflenmek. Nihayet berbat bir şekilde yönetildi o maç. Platini’ye de rezil olduk. Ama torpildi bu, Türkiye’de bu gücün önüne hiçbir şey geçemezdi.

Erasmus Programı – 3 –

juki | 21 Temmuz 2009 15:35

Avrupa’ya uçakla gidişlerde bir sorun yaşanmıyor ekseri. Ama dönüşlerde öğrenciler genelde kilolarca eşya getirmek istediği için havalimanlarında sorun yaşayabiliyorlar. Zira 20 kilodan fazla yükler için ekstra para talep ediliyor ve bunu karşılayamayan öğrenciler aldıkları hediyeleri havalimanlarında bırakmak zorunda kalıyor. Geçtiğimiz günlerde Macaristan’dan gelen bir arkadaşım bana Budapeşte Ferihegy Havalimanı’nda yorganını ve aldığı birçok elbiseyi bırakmak zorunda kaldığını anlatmıştı.

Şimdi biraz da Avrupa’da Türk öğrencilerin yaşadığı Brezilya dizileri tarzından şeylere değinmek istiyorum. Geçen gün Portekiz’den gelen bir kız, orada nişanlandığını ve damat adayının kısa zaman sonra Türkiye’ye ailesiyle birlikte kız istemeye geleceğini söylemişti. Yabancı Damat dizisinden etkilenmiş olsa gerek.

Erasmus Programı – 2 –

juki | 20 Temmuz 2009 10:56

Tüm prosedürler tamamlandıktan sonra (bu prosedürler okuldan okula değişiyor) gideceğiniz üniversite size kabul mektubu gönderiyor. Bu kabul mektubunu ve ardından kendi üniversitenizden alacağınız yazı ile birlikte gideceğiniz ülkenin konsolosluğuna müracaat ediyorsunuz. Müracaattan önce uçak biletinizi almanız tavsiye ediliyor, zira bu vize almanızı kolaylaştırıyor. Vizenizi, uçak biletinizi aldıktan sonra bir de hibebiz hesabınıza yatmışsa kim tutar sizi… Doğru Avrupa’ya…

Ondan sonra daha önemli günler başlıyor. Siz orada turist değil, öğrencisiniz. O bakımdan öncelikle düzenli olarak derslere girmeniz ve disiplinli bir şekilde öğrenciliğinizi yerine getirmeniz şart. Aksi taktirde gittiğiniz okul size katılım onay belgesi (comfimation letter) vermez, ve eğer bu belgeyi almadan Türkiye’ye dönerseniz size verilen hibeyi geri ödemek zorunda kalırsınız. Oradaki tüm derslerinizden geçmeye bakın, aksi takdirde yaz okuluna kalır hatta sene uzatabilirsiniz.

Erasmus Programı – 1 –

juki | 18 Temmuz 2009 11:41

Merhaba, ben adını vermeyeceğim özel bir üniversitenin 2009-2010 akademik yılında Erasmus programı için Avrupa’ya göderilecek öğrencilerinden birisiyim. Aynı zamanda geçtiğimiz 1 ay boyunca okulumuzun Erasmus ofisinde staj yaptım, dolayısıyla Erasmus öğrenci değişim programı hakkında epey bilgi sahibi oldum. Bu bilgilerimi siz değerli hafif.org okurlarıyla paylaşmayı kendime bir borç biliyorum. Bu bilgiler size kah yararlı kah beyhude gelebilir. Bazıları çok ilginç de gelebilir.

İlk önce bu programa katılmak için üniversitenizde okuduğunuz bölümde en azından 1. sınıfı bitirmiş olmanız ve yüksek bir not ortalamasına sahip olmanız gerekli. Bu not ortalaması 4 üzerinden 2.5 oluyor genelde alt sınır olarak. Daha sonra ise bir yabancı dil sınavına ve İngilizce mülakata dahil oluyorsunuz. Bu sürecin ardından başvuranların arasından bütçeye göre kaç öğrenci gönderileceğine karar veriliyor.

Kasımpaşa’da Uluslararası Halı Saha Futbol Kulübü

juki | 14 Temmuz 2009 20:54

Kasımpaşa semti gelişimini hızla sürdürüyor. 2007-2008 sezonunda Turkcell Süper Lig’de oynayan ve küme düşen Kasımpaşa, 2009-2010 sezonunda tekrar lige dönüş yaptı. Bu dönüş semtteki gençleri çok mutlu etti. Gençler mutlu oldukları kadar organize de olmuş gözüküyorlar. Nitekim Kasımpaşa Halı Saha FK adlı organizasyon bunun bir göstergesi. Semtli gençler halı saha takımlarına bir web sayfası hazırladıkları gibi, bu sayfayı İspanyolca ve İngilizce karşılama mesajları ile de donatmışlar.

Öyle gözüküyor ki bu gençler dünyaya açılmayı kafalarına koymuşlar. Futbolun ise sadece bir oyun ve kitleleri bir araya getiren güzel bir araç olduğunun farkındalar.