bildirgec.org

il mare

5 yıl önce üye olmuş, 104 yazı yazmış. 990 yorum yazmış.

BUGÜN

il mare | 17 Nisan 2011 20:34

Bir yazı okudum şimdi…
Aşk diyor; git, kaç, sev. Gözümü kapadığımda huzur geldi önüme, aşkı huzura indirgedim, yazılan ne varsa değersizledim.

Biri yorum yapmış şarkıcı kadının sesi çok güzel diye; bir durdum baktım, güzeldi, etkileyici, hissettirici…Daha önce durup da kadının sesinin gerçekten güzel olduğunu düşünmedim ama, o söyledi de , öyle anladım; şarkıyı dinlemeyi analize çevirdim.

Türkçe öğret dedi biri bana, bir cümle söyledim: Denizi seyretmeyi özledim
Sormasa bilmezdim belki; bilirdim ama gözüm uzaklara dalıp bir İstanbul şarkısı dinlediğimde sadece; özlemimin an’ıma meskenliğini bilmezdim.

MANDOLİNİN ETTİKLERİ

il mare | 08 Şubat 2011 15:22

Doğru yerde ve doğru zamanda baksak ya birbirimizin gözlerine ,anlaşmak için konuşmadan sessizce işaret beklesek,
Dışardan çok komik gözükse, anlaşmamız bitince ne yaptığımızı ne dediğimizi anlatsak etraftakilere,
Anlatınca gülseler; sonra dünyamıza dönünce ve biz gene gözlerimizin içine girince, birden ciddileşseler, önümüzde saygıyla eğilseler…

DEDEM

il mare | 07 Şubat 2011 11:14

Bu his beni bulmuş muydu daha önce…

Böylesi bir cam kenarını beklemişim demek ki.
Annemlere derdim hep şu masayı camın önüne alalım diye; yılbaşında süsleyelim evimizi, kar yağsın o gün diye dua edelim hepbirlikte. Madem masayı camın önüne almıyoruz, yere bi sofra kuralım kabasından… Örtüyü üstüne değil de altına serelim masanın, birileri şaşırıp üstüne kondursun da gülelim.Saralım etrafını işte, yakın olalım birbirimize. Çok mu zor ki … Zor değil ama gerek yok… GEREK. Ne mühim kelime.

YA TAM YA HİÇ

il mare | 04 Şubat 2011 11:18

Doğru kullanıldığı zaman geri dönüşümü muhteşem olan bir harekettir yalnızlık. Soyut bir olgudan somut bir harekete dönüşmesi an meselesidir.
Sınırlarını daha iyi tanımanın başka bir yolu yoktur yalnız kalmaktan başka…
Seçimlerinin farkına bir başkasıyla olarak varamazsın. Etrafındakiler seçimlerinden oluşsa bile.
Sen seçersin ve biter. Seçtiğin şey aslında birdaha seçmemeyi göze almanın ta kendisidir. Seçilen şey birdaha seçilemez çünkü. Daha dışarı çıkıldığında ise;

HİCRET

il mare | 26 Ocak 2011 09:29

Ne yapmalı…

Tam da böyle burada böylece uzanmalı…
Şu radyoda çalan etnik Çin müziğine kulak verip,
Aklına gelebilecek tüm sorunları teğet geçip,
Uzun zamandır gitmek isteyip de gidemediğin bir yere,
O tepeye gitmeli…
Tek bir çiçek vardır ya hani orda hiçbir mevsimde solmayan,
Hiç bir rüzgarda yılmayan…
Bir dokundun mu rayihası tüm vücudunu saran,
Tüm nezaketiyle sonra,
Maviye kaçan ses tonuyla,
Eğilip kulağına yeşil fısıldayan…

O tepeye gitmeli işte…
O çiçeği bulmalı.
Hani rengi böyle aşklı meşkli, henüz dünyaya gelmiş gibi;
Yaprakları çalgılı çengili,
Kendi şarkılarıyla rakseder gibi,
Eşlik etmesi için rüzgarını dört gözle bekler gibi…

SONUM

il mare | 23 Ocak 2011 11:06

An’ın arz cazibesi olsa…
Şöyle içtikten sonra sersem önüme hepsini…
Ve yaşarken de bilsem yaşadıktan sonra hepsinin itaatkarca önüme serileceklerini…

Ne bileyim… Kalbime karşı koyan kuvveti aklıma sürüklesem; bir üflesem, hafiflikten patır patır dökülsem, sökülemediklerime sökülsem…

Ellerimi daha çok sevsem, sözcüklerin sevdiğinden daha çok; ve sözcüklerden daha çok…

Kendimi daha az seyredip daha çok şey görsem…
Böyle göre göre işte, çarçabuk büyüsem de,
Vakt-i zamanı gelince,
Bir köşeye uzanıp ölsem…
Öyle çok sersemleşmeden,
En mutlu değil ama bilinçli günlerimi yadederken,
Yani tamamiyle gerçek bir hayata istinaden…

BU BEN MİYİM?

il mare | 18 Ocak 2011 09:49

-melodi-
“Hadi durma söyle hadi durma ne oldum??”

Yıllar önce içini kıpır kıpır eden melodilerin seslenişini bir arkadaşına heyecanla anlatmaya çalışırkenki halini hatırladı, anlattığı anda tam olarak ne anlattığının farkında gözüküyordu, öyleydi de, kesin olarak emindi ” hani böyle alçak başlayıp da yavaş yavaş yükseliyor ya, ama müziğin sesi değil yanlış anlama, böyle söylerken aynı zamanda… Bir de araya giriyorlar fondan böyle, ama müzik devam ediyor bir yandan…”

OLMALI MI OLMAMALI MI, YOKSA HİÇ DÜŞÜNMEMELİ Mİ

il mare | 11 Ocak 2011 10:14

Dost diyor ki;

“Şimdi ben yaşıyorum,nefes alıyorum,hergün işe gidip geliyorum ya!Bunlar her ne kadar yaşam belirtilerim olsa da,istediğim hayatı yaşadığımı göstermiyor işte!

Herkes,okuyor,öğreniyor,sınavlara giriyor,yabancı dil öğrenıyor,yetmiyor bir kaç tanesini daha sokuyor o kirli akıllarına,yetmıyor teknolojiyi takıp ediyor,sonra bir şirkete kapak atıyor ve kaçınılmaz son! Hergün sabahın köründe sürünerek kalkıyor,akşam evine sürünerek dönüyor.

Bir düşünsene! Sabahın o zifiri karanlığında,eğer bekarsa o sıcacık yatağını,yastığını bırakmak zorunda kalıyor,evliyse teni güzel kokan kocasını bırakmak,bir de çocukluysa o minicik çocuğuna bir öpücük kondurup,o daha annesini görmeden yollara düşmek zorunda….Bir de şu aşaması var işin…Her sabah kurduğun saatin o dakik,soğuk sesi yerine,senin istediğin yada eşinin seni öperkenki o tatlı bir irkilmeyle uyanmanın dayanılmaz güzelliği… Gözlerini açtığında geceymiş gibi deği de,ister hava loş olsun ister en güneşlisinden,işte sabah olmus dedirten bir zamanda uyanmak…Nasılsa yetişmem gereken bir telaş yok deyip,kocana aynı öpücükle karsılık vermek ve hatta her sabah doyasıya sevişebilmek…Sonra guzel bir duş alıp en vitamınlısınden geniş bir kahvaltıya yayılmak…

BUKELAMUN

il mare | 19 Aralık 2010 21:46

-Nereye yolun?
-Kararımdan caydığım bir yere.
-Yani?
-Yani , ne yani?
-Yani?
-Dün öyleydi bugün böyle işte. Başka yere gidiyorum… ???
-Niye?
-Niye mi? Dengesizim belki, hesap mı soracaksın?
-Soramaz mıyım, bukelemun halinle bana mı çıkışıyorsun?
-Bukelemun değil o, bukelamun…Tamam, başka bir yere işte. nedenini bilmiyorum ama, içimde birşeyler var, sıkılganlık mı denir ne denir, sığamıyorum hiçbiryere, kafamda kurup duruyorum, son karar da bu işte, …’ ya gidiyorum.
-Offf… Ağlayacağım şimdi ya…
-Ağla.
-Kaç rengin var? Depresifsin değil mi sen de aslında? Renk falan hikaye…
-Hı hııı… Renkler de hikaye, herşey hikaye bir yerden sonra. İnsan olmakla hayvan olmak arasındaki fark da hikaye. Ahan da ikimiz de depresiğiz belli ki… Neye yaradı insanlığın şimdi senin…Pehh…
– Neye yaradı? Doğru… Bugün şey düşündüm ama, kediler vardı sepetlerin içinde, dedim dert tasa yok ki, kedi işte, kedi olmak… Ne olduğunun farkında olmamak da güzel birşey.. Şimdi sen bukelamun olduğunu biliyorsun ama, onlar da kedi olduğunu biliyor değil mi o zaman…?
-Bilmez mi? Senden iyi biliyorlar; kendilerini de seni de… Sen kaç kez hatırlıyorsun insan olduğunu ?
-Ne bileyim, düşünülmez ki öyle insanım ben diye… Yani davranışların herşeyin ona göre zaten, hatırlamana gerek yok ki…
-Cevaba bak, ben de birşey sandım seni…
-Ne sandın ? İnsandan başka birşey mi?
-La havleee, o manada mı dedik?
-Müslüman mısın sen?
-Napıcan?
-Merak. La havle deyince… Dinde nedir rengin, merak ettim.
– Değilim.
-Nesin?
-Kafan iyi mi senin yaw, bana sorduğu sorulara bak…
-İyi be… Ne diyeceğim, herşey aynı değil mi bir yerden sonra? Milyarlarca şeyin farklı olması bile farklılığını yitiriyor, herşeyin farklı olması da aynı ve sıradan oluyor zamanla…
-Yani, nerden baktığına bağlı tabi…
-Ordan, burdan… Bırak şimdi maltidaymenşıl bakış açılarını rengine kurban olayım…
-Ne şıl?
-Off… Kaç rengin var senin?
-Renkler benim değil yaaaw, etrafın rengi,öfff…
-Renkler senin değil he, cevaba bak, ben de seni birşey sandım.
-Ne sandın, bukelamundan başka birşey mi?
-Yok öyle demek iste…
… evet, başka birşey…
-…

ÇAYIN SUYU

il mare | 18 Ekim 2010 09:34

Yine aşınca çayın suyu boyunu,belki yeniden karşıma çıkacaksın…
Zor bundan sonra aşması,kuruyor çaylar,dereler,nehirler,denizler. İstemem bir sel olsun da taşıp gel bana;asi olursun,sevmezsin,yakıp yıkarsın,ezer geçersin.Bitirirsin;geleyim derken en başından gidersin. Unutulmaz olursun en kötüsü,hatırlandıkça beni de unutturursun,beynimi yersin,bitirirsin,aptal edersin.Bildiklerimi,kendimi şaşırtır,benliğimden men edersin.
Ne çay boyunu aşsın,ne oluyormuş ki öyle hem,haddini bilsin; ne de sen çık karşıma.
Çıkma. Çıkınca hiç çıkmamış gibi olmam için çünkü,benim çay olmam lazım ve kat be kat suyumu aşmam lazım.
Ne ben kendimi aşmak zorunda olayım,ne de sen gir artık rüyalarıma.
Ne karşıma çık,ne de rüyalarıma.
Rüyalarımdan çık! Sabahlarımı yokluğunla tazele,mutlu et beni!
Çık artık rüyalarımın değerli saniyelerinden,üstelik henüz kabusum da değilken…