bildirgec.org

akoni

5 yıl önce üye olmuş, 88 yazı yazmış. 5047 yorum yazmış.

KIYAFET

akoni | 02 Ekim 2012 17:16

İnsanların giyinme tarzını iklim, töreler, moda veya din inançları gibi çeşitli öğeler etkileyebilir. Çünkü giyinmenin tek işlevi insanı soğuktan veya sıcaktan korumak değildir. Giyim, aynı zamanda insanların, yaşına, cinsiyetine, toplum içindeki yerine, önemine, felsefesine ve din idealine göre ayrımına olanak veren toplumsal bir olgudur. İnsanın sırtındaki giyecek onun kadın mı, erkek mi, zengin mi, yoksul mu, asker mi, sivil mi, yargıç mı, avukat mı, itfaiyeci mi, polis mi olduğunu belli eder. Giyim yoluyla insanlar toplum içinde bir yer tutmaya, başkalarının ilgisini çekmeye veya kendilerini başkalarına kabul ettirmeye çalışırlar.

Başlangıçta, giyimin bugünkü gibi toplumsal işlevi yoktu. Sırf soğuktan korunmak için hayvan postlarına sarınan insanlar zamanla kumaş dokumayı, deri tabaklamayı, yün örmeyi öğrendiler. O zamanlar tam veya yarı çıplaklık da toplum için hiç kuşkusuz bir sorun sayılmıyordu. Eski vazoların üzerindeki desenlerde Minos sanatının heykelciklerinde görülen Giritli kadınların belden yukarısı çıplaktı.

MİZAH & KARİKATÜR

akoni | 03 Eylül 2012 11:00

İlk karikatür İngiltere’de ortaya çıkmıştır. Fakat kelimenin İtalyanca caricatura sözcüğünden türeme olduğunu ve mecazi anlamda abartmak, alay etmek anlamına geldiği bilinmektedir.
Yani karikatürcü ancak yeterince tanınmış kişilerle veya olaylarla alay edebilir. Bunun için, bir yüz karikatürü, tıpkı vücudu büyülten ya da daraltan panayır aynaları gibi, insanı biçimsizleştirir. Tıpkı karnaval maskeleri gibi bazı ayrıntıları da iyice abartır. Hayvanlarla bazı benzeyişler de insanları güldürebilir; zaten bu gözde politikacılarla alay etmek için sık sık kullanılan bir yöntemdir. Karikatür sadece davranışları değil, anlatılan sahneyi canlandırarak bizi güldüren ve biri ötekinin değişik biçiminden ibaret iki desen arasında neler olup bittiğini anlamamızı sağlayan, hayal gücümüzdür. Buna şaka, alay, latife veya nükte denilebilir.

Cennet Meyvesi (Punica granatum)

akoni | 02 Eylül 2012 09:18

Bir söylence vardır; “nar tanelerini dökmeden yiyip bitiren cennete gider,” diye. MÖ. 3200’lerden beri birçok belgede narın adı geçer. Nar Hitit kaynaklarında tahıla dayalı gıdaların yanı sıra önemli bir yere sahiptir. Mitolojik öykülerde de adına sıkça rastlanan bir meyvedir. Anadolu tanrıçalarından “Kubaba“, Yunan tanrıçalarından “Hera” ve “Afrodit“in sembolü, ağacın dalları ise bu tanrıçaların saçlarını taçlandıran birer simgedir.

BIRAKIN GİTSİN…

akoni | 30 Ağustos 2012 09:09

BIRAKIN GİTSİN…

Bundan birkaç yıl öncesine kadar verilen molalarda sigaralarını içmeyip otobüse oturdukları an sigaralarını yakarak başkalarının rahatsızlığını önemsemeden rahatlıkla sigaralarını içerlerdi. Şimdi ise toplu yaşam alanlarında sigaranın yasaklanması ile yolculuğun keyfini çıkarıyorum.
Her yıl milyonlarca cana ve milyarlarca lira maddi kayba yol açan sigarayı en son 3 ocak 1990′ da içmişim, o gün bugündür içmiyorum.. Şimdi ise içenlere içmeyin, şu mereti diyorum. Gerçi benim çevremde sigara içenler yok denecek kadar az, çoğunluk kendi iradeleri ile bıraktı. Sıra ailemize yeni katılan damadımda, o da söz verdi sigarayı azaltmaya başladı umarım başaracaktır.

Aslında ne kadar masum duruyor değil mi? Bir an keyif aldığınızı, rahatladığınızı düşünürsünüz. Öyle durduğuna bakmayın, belki biraz keyif verdiği doğrudur. Fakat bu keyfi kısa sürede çok fazlasıyla götürür. Akciğer kanseri, beyin tümörleri, Gastrit, ülser, mide, gırtlak ve mesane kanserlerine neden olur. Üstünüz sigara kokar. Ciltte erken kırışmalar olur, dişleriniz sarı ve kirli olur. Ellerde, parmaklarda sararma, tırnaklarda, zayıflama görülür. Tat alma isteğiniz azalır ve yemeklerin tadını alamazsınız. Koku alma duygusunu azalttığı için kokuları algılayamazsınız. Ses tellerinizde bozulacağı için ses kısıklığı ses de kalınlaşma ve çatallanma ortaya çıkar, beyin hücrelerini öldürdüğü için unutkanlık ve yaşlılığımızda bunama ortaya çıkar. Gözlerde katarakt ve görme bozukluğu ortaya çıkar. Erkeklerde iktidarsızlık, kadınlarda ise kısırlık, çocuk düşürme, sakat doğuma yol açacağı için bütün yaşantınızı etkileyecek problemlerle karşılaşabilirsiniz. Vücutta, yorgunluk, uykusuzluk, ruhsal gerilim, stres, performans düşüklüğü, reflekslerde azalma olur.
Sigara içmek

Anne adaylarının sigarayı bebeği ve kendi sağlığı açısından içmemesi gerekiyor. Çünkü sigaranın doğum öncesi ve sonrası bebek üzerinde önemli yan etkileri bulunmaktadır. Hamilelikte sigara kullanan annelerin bebeklerinin az uyudukları, sık soludukları, çok terledikleri ve daha hiperaktif oldukları gözlemlenmiştir.

KÜME (KÖME)

akoni | 23 Aralık 2009 12:58

Küme, köme veya sucuk sadece isimleri faklı Karadeniz’e özgü kışın yenilebilen bir yiyecek. Karadenizli olup da kümeyi bilmeyen olmaz. Karadeniz’e has siyah kokulu üzümlerin olgunlaşması ile başlar küme hazırlıkları. Fındıklar ve cevizler kırılır. Kırılan fındık veya ceviz iğne yardımı ile yorgan ipliğine istediğiniz sıklık ve istediğiniz uzunlukta dizilir. Üzümler toplanır, toplanan üzümlerin suyu sıkılır, birkaç gün dinlenmeye bırakılır. Günü geldiğinde küme yapımı için kollar sıvanır.. Küme tek başına yapabileceğiniz bir çalışma değildir.. İmece usulü, grup çalışmasıdır. Ben mesela komşumuz Saniye teyzenin yaptığı kümeye bayılırım.. tam istediğim gibi, damak tadıma uygun.. çok şekerli olmayan, hafiften üzümün ekşiliğini damağınızda hissedebileceğiniz lezzettedir..Küme yapımı

ÜMİT.

akoni | 21 Aralık 2009 11:57

Ümit bir can simididir bence.Nasıl havasız susuz yaşayamazsak, ümitsiz de yaşamak olanaksızdır. Bulunduğumuz durumun daha iyisini,daha rahatını, daha sağlıklısını hep ümitle bekleriz. Ümitler hep yemyeşil, taptaze, dipdiri beklemektedir ufukta… Yaşamdan zevk almak, ayakta kalmak için bir ümit içimizde var olagelmiştir.

Geleceğimizin örgüsünde, bizi cesaretlendiren, yaşama sevinci veren duygudur ümit. Geleceğimizin yol haritasında pusuladır, yol gösterendir. İnsan yedisinde de, yetmişinde de ümitle yaşar..Ümidin bittiği anda yaşam çekilmez olur. Başarı durur, sevgi durur, inanç durur, yaşam durur.

AZİZ NESİN

akoni | 19 Ağustos 2009 12:31

AZİZ NESİN 90′ lı yılların başında bu milletin % 60′ ı aptaldır demiş. Ben inanmıyorum.

TEL KIRMA

akoni | 12 Ağustos 2009 11:26

Parmakların kumaşla dansı: Karadeniz Bölgesi ve özellikle de Bartın’daki kadınlarımız, sabır isteyen tel kırma sanatını duygularının dili olarak görüyor; anlatamadıklarını, dileklerini ve sıkıntılarını kumaşa özenle işliyor. Bu nedenledir ki el emeği göz nuru tel kırma, kadınlar arasında yaygınlaşıyor, anlatılamayanlar paylaşılıyor…

Tel kırma, zevkli işlemesi, kendine özgü tekniği, akıcılığı, ışıltısı ve otantik görselliğiyle hemen kendini fark ettiren, bize ait olan asil bir sanat… Hayal gücüyle şekillenmiş, tasarlanmış desenleri olan tel kırma, aileden aileye geçen, kültürümüzü yansıtan bir özelliğe sahip…

İNSAN HAYATI

akoni | 14 Haziran 2009 16:18

Hiçbir şeyin önemi yoktu. İstediği kadar rüzgârlar essin, fırtınalar kopsun, yıldırımlar düşsün. Boşunaydı. İnsan hayatında bir an gelirdi ki, değerli bildiği ya da öyle diye bellediği bütün ölçüler yitip giderdi. İnsanoğlu bir başına kalakalırdı. Alışılmış düzenden, inançlardan, bağlardan kopmuş uzaklaşmış… Hayatını yeniden kurar, yeniden bir kişilik edinmeye başlardı. Şimdi uçsuz bucaksız bir boşlukta duyuyordu kendini. Nereye dönse tutunacak yer yoktu. Elini nereye uzatsa bir şeye dayanamıyordu. Çevresi sonsuz bir yokluktan ibaretti. Yalnız o yokluğun ötesinde bir insan vardı. Anlamların topunun onda bulunduğu, onda birleştiği bir varlık. Etrafında bir şey görmüyor, duymuyordu. Yaşamıyordu neredeyse. Etten kemikten kurulmuş bir insan çatısı altında, bir insan vardı. Yıllardır, alışageldiği işleri yerine getiriyordu. Ama yaşamıyordu. Nefes alıyor, konuşuyor, ama şu yeryüzünde yoktu, yitip gitmişti.