bildirgec.org

Fowles’in “Büyücü” uyarlaması; The Magus (1968)

queennothing | 02 Mart 2011 16:02

Yazar John Fowles’in ünlü romanı “The Magus”dan uyarlanan sinema filmi “The Magus” (Büyücü), 2005 senesinde hayatını kaybeden İngiliz yönetmen Guy Green tarafından çekildi. 2001 senesinde kaybettiğimiz aktör Anthony Quinn, 1933 doğumlu İngiliz aktör Michael Caine, Julian Glover, Amerikan aktris Candice Bergen ve Danimarkalı aktris Anna Karina‘nın birlikte rol aldıkları yapım hakkında ilginç bir notu da eklemeden geçmeyelim;
Usta yönetmen Woody Allen‘a “Hayatınızda bir şeyi değiştirseniz, neyi değiştirirdiniz?” diye bir soru yöneltmişler. Allen da soruya şu şekilde yanıt vermiş; “The Magus’u izlemek dışında her şeyi aynı bırakırdım.”

Oxford mezunu zeki ve genç Nicholas Urfe, entelektüel kişiliğinin gerektirdiği üzere yarı bunalımlı ve yalnızlığa muhtaç bir adamdır. Alison adında bir kız ile gönül ilişkisi yaşamaya başlayan genç adam, aşık olmaktan korkarak kendini Yunan Adası’na kapatır. Burada tanıştığı Maurice Conchis ile adeta hayatı değişen Nicholas, kendini keşfetmeye başlar.

kağıttan suya

knemo | 17 Temmuz 2006 02:07

Danimarkalı sanatçı Peter Callasen‘in kağıt oyma sanatı uygulamalarına bakarken, bu sanatın; geleneksel türk el sanatlarında kaat’ı/katı’a adıyla yer aldığını ve yüzyıllardır yapılageldiğini ve “Kat” kelimesinin kesmek anlamına geldiğini öğrendim.

Callasen, eserlerini ortaya çıkarırken genellikle “fotokopi kağıdı” olarak da bilinen 80g. A4 kağıdını malzeme olarak kullanıyor. Herkesin kolayca ulaşabileceği sıradan bir gereçten, iki boyutla-3 boyut arasında sıkışıp kalmış eserler ortaya çıkarıyor.

zoque.com v3.*

zoque | 06 Kasım 2002 15:07

Bir aylik bir aradan sonra, ufak tefek degisikliklerle yeniden yayindayiz. Tasarimda bir takim detaylari yeniden düzenlemenin dogru olacagini düsünüyorduk.

bu dogrultuda renkleri, menüyü degistirdik. bir takim detaylari yeniden gözden gecirdik. tasarimi biraz daha basite indirmeye calistik.

Icerik konusunda da yaptigimiz birkac önemli degisiklik var. Fotograf ile ilgilenen insanların kendi çalismalarini sunabilecekleri bir altyapi ve üyelik sistemine gectik. Bu sayede üyeler, kendileri icin, bizler tarafindan olusturulmus ya da varolan bölümlere kendi calismalarini ekleyebilir, diger kullancilara ait calismalar hakkinda yorum yapabilirler. Ayrica sistemde yer alan calismalardan favori listelerini olusturabilirler. Su an 8 kisiye ait 180’in üzerinde fotograf bulunuyor. kendi calismalarinin yayinlanmasini isteyenler isteyenler zoque(at)zoque.com adresine yazabilirler.

Ileride fotograf galerisinin yaninda, yeni cikan, özellikle dijital kameralar hakkinda tanitim yazilari ile yabanci kaynakli fotografcilik dergilerinden ceviri yazilarina da yer vermeyi düsünüyoruz. Fotografcilikla ilgilenen kisilerin, bizlere icerigi olustururken, yardimci olmalarini istiyoruz.

yaptigimiz tüm degisikler buradan okunabilir.

her türlü elestiri ve önerilerinizi, özellikle de icerik konusunda katilimlarinizi bekliyoruz.

tesekkürler

zoque – zoque.com

TıKıRTı

witamin | 03 Ocak 2011 16:28

selim-selam
derya-selam canım
s-
s-
d-pardon profil resminiz aynı olunca seni yeliz sandım.ondan canım dedim.
s-sorun değil:) deryacım.
s-deryacım dememden rahatsız oldun mu?
d-
d-
d-yok.olmadım.

Bu diyalog Derya’nın erkeklere ve özellikle evli erkeklere karşı olan mesafeli duruşunu bir hatayla da olsa yerle bir etmişti.Genç ve evli bir erkeğe ilk defa tüm içtenliğiyle(!) canım demiş,bu içten enerji o anda Selim’e geçivermişti.Biliyordu Selim’in ona ona özel bir güveni ve ilgisi vardı.Eşine Derya’nın yanına gitmesini ,onu aramasını sıklıkla söylerdi.Zaten Selim de Derya’nın evine geldiklerinde ya da onunla konuştuğunda çok mutlu olurdu.Çünkü Derya’yı ve kedisini çok severdi.Hatta gelmediği zamanlarda kediyi özlediğini söylerdi.Maço-Feminen yapısı çözülememekle beraber Derya Selim’in yakın davranışlarını feminen kısmına yorardı.Ta ki bu diyaloğa kadar…Devamında işler daha kafakarıştırıcı bi hal almaya başladı çünkü:
“-deryacım sana bişey soracağım ama yanlış anlama lüften.
-sor tabi.
-seni daha yakından tanımak istiyorum

yok artık” dedi Derya tabi ki içinden.dışından ise sadece:
zaten yeliz beni yeterince tanıyor.yani siz tanıyorsunuz beni ama ne soracaksın ki?

diyebildi,düzgün ama temkinli dizmeye çalışarak kelimeleri.Sorunun cevabı hemen geldi:
s-yani mesela nasıl karar verdin mühendis olmaya?
oh” dedi Derya içinden.Oh demek için henüz erkendi ama bu konuşma devamında tehlikeli bir noktaya gelmeden bitmişti o akşam.Buna rağmen Derya’nın içini kemiren birşey vardı ki ; bu diyaloğun Yeliz 1 haftadır evde olmadığı bir zamanda oluşu gerçeğiydi.Toplumsal bir bilinçaltı baskısı olduğunu düşünerek geçiştirmeye çalıştı beynindeki tıkırtıları.
Derya’nın çevrimdışı geçirmeye çalıştığı birkaç günden sonra bir gaflet anında Selim selam verdi yine.Bu defa Deryacım diyerek verdi selamı.Belli ki bu hitap hoşuna gitmişti.Çevrimiçi olduğu ilk dakikalarda hemen çakıveriyordu selamı.