bildirgec.org

Evrenin Sesi

self respect | 16 Ağustos 2008 13:20

Merhaba sizlerinde bu sesleri duymanızı istedim. Gerçekten ilginç,
buyrun açılan sayfada dünyayı seçin ve dünyanın dönerken çıkarmış
olduğu sesi (ve diğer uzaydaki sesleri) duyunuz.
Bizim bu sesleri normalde duymamız olanaksız.

Açılaçak sayfada buttonlara tıklayarak istediğiniz sesi dinleyebiliyorsunuz.. Rüzgar, Dinazor , su altı canlılarınınseslerini duyabilirsiniz. Açılan web sitesinde Enter(Girişe) basarak sesler ile dolu dünyaya yolluyor buradan daire oluşturan buttonlara tıklayarak dünyadaki sesleri dinleyebilirsiniz.

Romance & Cigarettes (2005)

queennothing | 30 Haziran 2009 16:14

1992 yapımı “Mac” ve 1998 çıkışlı “Illuminata“nın 1957, Brooklyn doğumlu yönetmeni John Turturro‘nun yazıp, yönettiği “Romance & Cigarettes“, komedi altyapılı bir müzikal drama.
Nick Muder, karısı Kitty ve üç kızıyla, sıradan bir aile tablosunu yansıtmaktadır. Karısıyla sıradanlaşan cinsel hayatı ve kızlarının ayrı sorun ve istekleri, orta yaş bunalımındaki Nick’i bunaltmış, yeni bir heyecan arayışına yönlendirmektedir. Demir işçiciliği yapan Nick, tam bu sırada karşısına çıkan kızıl saçlı Tula’ya tutulur. Genç kadının kızıl saçları ve çekici vücudu, Nick’i aradığı heyecandan fazlasına götürmüş, evden ve ailesinden uzaklaşmasına sebep olmuştur. Tula’yla ‘yasak ilişki’ye giren Nick, ‘kocalık’ ve ‘babalık’ sıfatlarından uzaklaşmış, eve uğradığı zamanlar tamamen ilgisiz bir adam olmuştur.
Kocasının bu ilgisizliğini farkeden Kitty, Tula’yı öğrenir ve yıkılır. Artık ne ailesi, ne de düzenli bir hayatı kalmamıştır.

Nick’in evlilik sorunlarına sebep olan genç Tula ise, doyumsuz bir kadındır ve Nick’in boşanıp, kendisiyle evlenmesini ister. Evini ve herşeyden önemlisi, ailesini özleyen Nick ise, Tula’ya olan tutkusu ve ailesine olan bağlılığı arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır.

6 sezonu tamamlayan “The Sopranos” dizisinin başoyuncusu James Gandolfini ve Oscar Ödüllü aktris Susan Sarandon‘un başrollerini paylaştığı filmde, ‘Tula‘ karakteriyle Kate Winslet de yer alıyor. Ayrıca, New Yorklu aktör Steve Buscemi, Oscar Ödüllü aktör Christopher Walken, 1964 doğumlu Mary-Louise Parker ve ünlü pop yıldızı Mandy Moore da filmde yer alıyor.

Adımızı yazarlar mı gün gelir de bir sokağın başına?

fractal | 09 Ocak 2004 10:31

Adımızı yazarlar mı gün gelir de bir sokağın başına?
Unutulup gitmek, bir varmış bir yokmuş olmak, masallara bile konu olamadan göçmek bu diyardan. Ne kadar uzun olsak, ne kadar kısa kalsak, ne kadar derin nefes alsak da ancak ciğerlerimiz yettiği kadar koşabiliyoruz biliyorum.
Peki nasıl geçer bu ömür bir uçurtmanın arkasından koşarak ya da yağan yağmurların bilmem kaçıncı kez ıslattığını sokakları sayarak ya da hiç olmazsa güneşin kaç defa güldüğünü hatırlayarak.
Omuzlarımız çökmeden daha, daha zamanımız varken gökkuşağının altındaki hazineyi bulabilir miyiz peki?
Bize anlatılanların yalan olduğunu anlarsak bir gün üzülür müyüz çok?
Dünyanın büyük olmadığını anladığımızda, gitmek istediğimiz kentleri birer birer keşfedip hayalimizdeki gibi olmadıklarında kocaman bir hayalkırıklığında buhranlar geçirir miyiz?
Herşeye doyar mıyız zaman içinde ve yapacak bir şey kalmadı deyip göçüp gitmeyi ister miyiz?
Özgürleşir mi ruhumuz her göçtüğünde ve her giden geminin içinde bizim de düşlerimiz olur mu?
Sakin kafayla düşünülür mü peki ölüm kapıyı çaldığında pervasızca, bize söz hakkı düşer mi?
Hatırlanır mı isimlerimiz yıllar sonra. Arkamızdan birileri söyler mi isimlerimizi, bir iki dua eder mi?
Peki hayatta iken ölmek nasıl. Küsmek herşeye, alayına sövmek. Saklanmak köşelerde, ayazlarda tirtir titremek ve her ovuşturduğumuzda ellerimizi nefretle dolması kalbimizin. Soğuk duvarlara yaslanıp onlardan medet ummak. Dostluk, arkadaşlık, yarenlik denen o muğlak zırvalar akla gelir mi arada. Yine yeniden küfredilir mi sayısını hatırlamadığımız insanlara ve binlerce kez tükürme hissi gelir mi yüzlerine!
Çok şey mi bekler insan başkalarından, o yüzden mi kırılır kalbi, o yüzden mi asılır yüzü, gülmez, ağlar, sızlar mı bir yerleri?
Her zaman kötü hissetmek için bir sebep bulunur ve her aldanışda bu hayata insan acizliğini anlar ve bu aciz anlar acı dersler verir. Şanslı olanlar bir daha dönmemek üzere arkalarına bakmadan kaçar kurtulurlar, peki söz geçiremeyenler gönüllerine.
Yüzeye çıkamayacağını bile bile dalmak derinlere akıl işi midir?
Vurgun yemek dibinde sonsuzluğun?
Masum doğduk masumiyetimizi sattık dandik bir semt pazarında ve sonra deli gibi aramaya başladık anlamsızca. Gün gelir belki eskaza önümüze çıkar diye umut besledik. Kapılarımızı pencelerimizi ardına kadar açtık ve pervazımıza gelen her kuşu kovduk, sonra gelmez olduklarında üzüldük. Hep saçmaladık biz insancıklar bu hayat yokuşunda her yorulduğumuzda sulanmış beyinlerimizden zırvalar uydurup onlara inandık ve gün geldi her savurduğumuz yalan birer birer yüzümüze çarptı ve her adımımızda ayağımıza dolandı. Geçmiş, gelecek zaman derken hepsini tükettik, uslanmadık ki hiç. Sonlara yaklaştığımızda tutuştuk, dönüp baktığımızda darmadağan ettiğimiz bütün verimli tarlalara ve anladığımızda hiç vaktimizin kalmadığını bir daha tohum ekmek için ve eksek de büyümelerine şahit olamayacağımızın.
Yaşlar mı yürür gözlerimize baktığımızda her karesine hayat filmimizin?
Anlamsız mı her adım bu anlamsız hayat yolunda? …