bildirgec.org

pardus-windows-küçük iconcuklar

spacetusubozukadaminnickiayrikyazilmaz | 24 Mart 2007 17:06

Size iki adet sorum olacak. öncelikle
1.şimdi bi adet hardiskim var bunun üzerine hemn windows hemde pardusu kurabilirmiyim? bi ara ubuntu kurmuştum ikisi aynı bölümleri kullanamıyordu windowsdaki videolara müziklere ulaşamıyordum ubuntuyu sileyim dedim bi harddiskim telef oldu. ki kurarsam bilgisayarım şahsi bilgisayar açılınca önce ubuntu sonra windows seçeneği çıkıordu arkadaşımda anlamadığı için hep ubuntu açıodu yanlışlık. bilgisayar açılırken önceliği windowsa verebilirmiyiz?
2. sorum firefoxta web siteleri adresinin yanında küçük ikonlar var misal bildirgecinki pembe bişeyler. Kendi sitem için onu nasıl yapabilirim nereye kaydetmem lazım. teşekkürler

bayram meral coştu bi kere!

linnux | 07 Nisan 2007 16:40

İstanbul’a gittiniz mi?
Aksaray’dan Sultanahmet’e doğru yürüdünüz mü?
Benim için 15 dakika!

İşte bu yürüyüş sırasında biraz sağ tarafa bakın.
Binaların üstüne.
Onlardan birinde “Gazala” diye
tuhaf bir isim göreceksiniz.
Bir şirket tabelası.
Bilin bakalım kimin?

Bayram Meral, veya oğlu.
Zaten ikisi de aynı yoldan.

İşte bu Gazala,
zamanın birinde
bir anadolu kasabasında
bir tekstil şirketi kurdu.

Aylarca işçilerini sigortasız çalıştırdı.
Asgari ücretin altında olan maaşları da
yalan yanlış ödermiş gibi yaptı.

Kişisel ARGE’m

byrsim | 18 Haziran 2008 12:22

Tam biletlik yolculuğum esnasındaki Cennet cehennem üzerine fikir uçuşmalarını toparlamaya çalışacağım bu diktörkenin içine.

İyi tarafından bakalım.
Vaadedilen cennet ile tanrının hazırladığı cennet arasında ne kadar fark var. Anlayacağım dilde, hoşlanacağım şekilde. Dünyevi ruhuma verilmiş birtakım sözler cami minarelerinden yüksek watlı anfilerlerle günde beşkez yineleniyor.

Cennet varsa sınırları neCennet çok büyük olmalı. Ya da büyüklük diye bir sorunu olmamalı. Eğer alan kaplıyorsa. Bir tarafından diğerine gitmek gerekecek. Ne de olsa orası cennet her yerine gidebiliyor olmalı insan. Başka bir yerine gitmek gerecekse. Artık gitmek diye bir derdimiz var demektir oralarda. Eğer gitmek varsa, sınırsız olmadığımız anlamına gelir. Cennete sınırlar var mı? Yok mu? Bu sınırların sınırı nerede başlayıp bitiyor. Eğer orada herhangi bir sınır varsa buradan farkı ne olacak?
Mesafe ile ilgili bir sınır yok. Cennettin herhangi bir yerine gitmek istememek için her yerinde aynı anda olmamız gerekir. Kazanılmış sınırsız özgürlüğümüzden dolayı, mekanla ilgili bütün herşeyi aştığımız için herhangi bir yere gitmek veya gelmek sözkonusu olmamalı. Zaten o anda cennetteyiz.
Şimdi gelelim aynı kalıpla zaman konusuna. Eğer orada da zaman burası gibi geçip gidiyorsa. Geçmiş ve gelecek konusunda sınırlanıp bu ana sıkışmışışız demektir. Aynı şekilde geleceğinde ne getireceğini bilemiyeceğimiz için yine dünyadan bir farkı kalmayacak oraların. Belkide isteyince geçmişe ve geleceğe her zaman gidip gelebiliyoruzdur. Bu gidip gelmeler esnasında hangi anda olacağız.

sobermag

kudra | 20 Şubat 2007 21:15

sobermag haftalık online bir dergi. şu aralar ikinci sayısını çıkarmış olan derginin içeriği ses, olay, insan, görüntü şeklinde başlıklar altında toparlanmış. ayrıca hem bir etkinlik listesi mevcut hem de çıkacak albümler bölümü mevcut.

google interneti satın alıyor (mayıs 2017)

mentor | 16 Nisan 2007 10:18

mountain view merkezli arama devi google interneti satın alıyor. Larry Page bir konferansta yaptığı açıklamada, interneti küçük porsiyonlar halinde satın almanın istedikleri etkiyi yapmadığını fark ettiklerini söyledi. bu yüzden interneti satın almaya karar veren şirket bugün $2,455.5 milyar ödeyerek amacına ulaştı.
google ceo’su eric Schmidt tarafından yapılan açıklamaya göre satın alma tamamlandığında yapılacak ilk işlerden biri yahoo’nun google’a yönlendirilmesi olacak.

ayrıntılara buradan bakabilirsiniz.

Dalgıç

xmetisx | 04 Nisan 2008 22:13

patavatsız hislerim, durmuyor yerinde
soğudu, ürpertiyor bedenimi,
gitmek ister gibi yüreğimi sallandıran rüzgarla
toz tanesi olup gözlerine batmak,
acıtmak
ya da yerleşmek vücuduna,
gözlerinle bütünleşmek…

tanımlayamıyorum yaklaşmakta olanı
uzaklaşmakta olanınsa farkındayım
farkındalığım yoğunlaştırıyor hayal kuraklıklarımı,
açık denizlere demir atmış bir gemi gibiyim
güvertem rüzgar harici miras almamış geçmişimden…
rotam yanlış olduğunda
yakalandığım girdaplarla öğrenmişim
sabitlemeyi kendimi
ya da
gideceğim yeri bilmeyi
akşam sefası kokusu geliyor
iyot kokusu ardından
bir avuç yıldız düşüyor aksimin üstüne
bir avuç külüm serpiliyor
geç de olsa yanmaya başlayan bileşenlerine,
durulmayacak gibi duran suların
“bitişim yeni bir liman bulamayışımdan.”
diye düşünüyor kaptan
ve terk etmiyor beni.
beklemekteyken seni
boyluyoruz en dibini dünyanın
öyle içerlerde bir yer ki burası;
olmuş olduğun gibi.
yorgunum,
yaprak olamadığım için
kirişlerim çürüdüğü için dipte.
kaldırım taşlarının arasında
öylesine güçlü, çiçek açamadığım için.
kaptan gitmiş, diyor balıklar
inanmıyorum.
bir ışık yaklaşıyor
gözlerim kamaşıyor birden
sonra palet sesleri
sonra…