bildirgec.org

Site arşivi: hafif

Depresif Şarkı Koleksiyonu

DRaGooN | 18 Mayıs 2012 09:37

Belki şuan depresif şarkı nedir diyorsunuzdur kendi kendinize.Depresif şarkılar benim kendi tanımımla içinizin sıkıldığı zamanlarda,birinize kızdığınız zamanlarda,umutsuz ve mutsuz olduğunuz anlardaki tek dostunuzdur.Peki bu depresif şarkıları kim yapar efendim diye sorabilirsiniz.Bu depresif şarkıları yapanlar az tanınan fakat bana göre gerçek müzik yapan insanlardır.Çünkü mutlu eden bir şarkıyı herkes yazabilir.Fakat insanı depresif hale sokan bir şarkıyı ancak depresif hale bir şekilde girmiş kişiler yazabilir kanaatindeyim.Bu durumda böyle kişilerin depresif hal etkisi ile beraber gerçek müzik yapması doğaldır.

Avrupa’da Yamyamlık 1

ahmetf | 14 Mayıs 2012 15:48

Günümüz dünyasında Avrupa’nın yamyamlığı bile bilimsel bir şekilde sunulmaktadır, nasıl mı?

  • 19. yüzyıl Danimarka’sında idam edilen mahkumların altında, elinde bardaklarla bekleşiyordu halk. Tabii ki infazdan sonra aşağıya damlayacak sıcak kanı doldurmak için. Taze insan kanının epilepsiye iyi geldiğine inanıyorlardı. Bu ürpertici inancın kökeni ise 2000 yıl öncesine dayanmakta: Romalı Doktor Celcus dönemine… O dönemlerde yaralı gladyötörlerden alınan kan hastalara veriliyordu.
    Tarihte kendi insanının et ve kanına bu denli ilgi duymuş bir kıta bu ve bunun gibi örnekler olmamış gösterilip temize çıkarılmaktadır.
    Kaynak: Derin Tarih Dergisi

Gerçek Süper Kahramanlar

Cevval Portakal | 02 Mayıs 2012 11:34

Süper kahramanlık dediğimiz hadisenin 74 yıllık mazisi var. İlk süper kahraman Superman, 1938’de DC Comics tarafından yaratılmış. Sonrasında da bildiğiniz üzere süperlik ve kahramanlık müessesesi almış başını yürümüş. Bugün Marvel ve DC Comics’in yarı hayvan karakterleriyle ekosistem kurabiliyoruz mesela.

Bir süredir düşünüyordum; bunca çizgi roman fanatiği varken, Batman filmleri gişe rekorları kırarken nasıl olur da 7 milyar nüfuslu dünyada bir deli çıkıp şu işi hayata geçirmez. Biraz araştırınca fark ettim ki durum hiç de benim sandığım gibi değilmiş.

Araştırmamda ilk karşılaştığım deli, veya hayalperest diyeyim en iyisi, Phoenix Jones oldu.

Phoenix, siyah-sarı kostümü ile geceleri gölgelere karışıyor; süperliği kendinden menkul olduğundan cop, biber gazı ve kelepçeden oluşan teçhizatı ile Seattle sokaklarında amansız suçlularla mücadele ediyor. Şuradan kendisinin, kötüler ve birkaç hayat kadını tarafından taşlı sopalı kovalanırken çekilmiş uzunca bir videosunu seyredebilirsiniz. Bu olay esnasında burnu kırıldığından ve vurulmaktan kıl payı kurtulduğundan olsa gerek kendisi kahramanlık işinden malulen emekli olmuş ve suçlularla mücadeleyi polise bıraktığını açıklamış. Ancak Jones’un bu kararı onun izinden kahramanlık yoluna baş koyan diğer onlarcasını yıldıramamış.

Hikaye

poemce | 02 Mayıs 2012 09:45

Başlıksız bir hikaye..
Kahramanı sen, bense bir figuran.
Yazdığım en devrik cümlesin, özne’ye özlem yüklü bir betimleme. Sıfatların havada uçuştuğu, hiç birisinin adının karşılığı olmadığı birer kelime. Yalnızlığımın tadı hala acı.
Acıyı da sevmedim değil senle, acıtan sensin ya kabulüm yine herşeye..
Melankolik bir his, ironik bir vaka. Ve sen adının karşılığını bilmeden, hikayeyi biteren kahraman.

BEYİN GÜCÜ MUCİZELERİ

deusvoluit | 01 Mayıs 2012 16:00

Beyin gücüyle yapılmayacak şeyin olmadığına inananlardanım.Bir insan neyi ne kadar düşünüyorsa onu o derece kendine çekiyor,iyi veya kötü.Genellikle biz her kötü anımızda her şeyin daha kötü gideceğine inanıyoruz halbuki pozitif düşünce yoluyla kendimizi daha farklı düşüncelere itebiliriz ve bu daha da yararlı olacaktır.çok fazla uzatmadan bir örnekle konuyu kapatayım.”Beyin gücünü kullanmayı test etmek üzere bazı bilim adamları bir kobay üzerinde deneme yapacaklar, denenecek olay da şu,kobay arkadaşa ellerini ayaklarını ve gözlerini bağlamak koşuluyla bir yatağa bağlayarak bileklerini keseceklerini söylerler ve bir tarih verirler o gün gelip çattığında bu olay yaşanacaktır.Ve o gün gelir çatar,kobay daha önce de söylendiği gibi elleri ayakları ve gözleri bağlanarak yatağa yatırılır ve hiçbir şekilde kıpırdama imkanı yoktur.Doktorlar kobayımızın bileklerine jilet yerine kuru buz değdirirler ve buzu hemen yanda bulunan asma kaba koyarlar kabın altı delik olduğundan buz eridikçe yere damlamaya başlar.Bu sesle beraber kobayımız bileklerinin kesildiğini ve kanların akmaya başladığını sanar..ve bu düşünceyle aslında hiçte bir şey olmadan kendi yaşamına son verir.” İşte hayatta düşünce gücüyle kendi kendinizi bile öldürebileceğinizin bir kanıtı.Eğer biz de bir şeyin geçekleşme olasılığına ne kadar inanırsak o olay düşündüğümüz kadar gerçeklerşir..Zihninize hakim olun ve onu çok iyi yönlendirin.Bu tarz olaylara merakınız varsa buradan düşüncenizle neler yapabileceğinizi öğrenebilirsiniz.Sağlıcakla.

Nakarat

poemce | 30 Nisan 2012 13:56

Sen ki bir şarkının en fazla nakaratı olup dilime dolanırsın, oysa ben ne şiirler okudum ezberledim, tum benligimi degistiren.. Ve sen yaşadıgını zannederken bir ömür boyu, unuttuğum kac şarkı var haberin var mı? iki kelime yetiyor bazen, silip atmaya, bazende yıllar alıyor ve hatta gitmiyor izleri hangi suyla yıkasanda…

Yalnızlığın “e” Hali

poemce | 30 Nisan 2012 09:38

Bu şehri terk edersem biter sanmıştım.. Tam aksi oldu işte. Daha beter bir vaka.
Bu şehrin gri kaldırımlarında ki izlerini ne ben silebildim, ne de yağan yağmurlar. İzlerin tenimden de silinmedi, her parmak izin tenimde bir dövme şimdi.
Ve ıslak bir vedaydı bizimkisi, soguk bir Kasım akşamı gibi. Sararmış yapraklar, kararmış sokaklar, başı önde yürüyen insanlar gibi..
Yalnızlığın “e” haliydik..

BİBERON – sinopsis

super hero | 26 Nisan 2012 09:23

Bir Alman, bir Fransız ve bizim Temel’i konu alan hiç yazılmamış bir hikaye peşindeki yazarın hayal kırıklığını anlatan hüzünlü öykünün filmini seyrettikten sonra aldığı ilhamla, kafasında yarattığı süper kahramanın kendisini yaratan şişko ve kel yazarı fark ettiğini hayal eden şişko, kel, ve sakallı adam, gecenin bir yarısında tüm bunları bir araya getiren kelimeleri bir kağıda dökmeye karar verir. Tükenmez kaleminin kağıt üzerinde geçtikçe bıraktığı izler yavaş yavaş, bilindik kelimelerle dolu bilinmedik cümlelere dönüşürken, nasıl bir mal olduğunun farkına varamadan geçip giden kibir dolu hayatlar kadar acı bir şey olmadığını düşünür: Onlar için değil, kendisi için. O kibirler kendisine değdiğinde canı çok acıdığından mıdır nedir, yazarını fark eden süper kahramanı yazdığını hayal eden kel, şişko, ve sakallı adamı yazan kel, şişko, sakallı ve kısa boylu başka biri daha olabileceğini düşünen bambaşka bir adamın hikayesini yazmaya çalışırken bulur kendini.

Sonra olaylar gelişir.

Çalakalem

D3NiZ | 24 Nisan 2012 09:29

Yazmak ne kadar da zor bir işmiş. Şu an elimde kalem, ecel terleri dökerken yazıma nasıl başlayacağıma bile zor karar verirken, cümleleri sıralamak çok güç. halbuki okuduğum romanlarda bu hic dikkatimi çekmemişti. Kim bilir belki Ahmet Hamdi Tanpınar, Canan Tan yada Stephenie Meyer bile romanlarını yazarken benimle aynı duyguları paylaştılar yada paylaşmadılar ama bu kadar güzel eserler verebildiklerine göre saygıyı hak ediyor olmalılar. Benimse amacım o kadar büyük değil, yazılarımda sadece kendimden bir şeyler anlatmak istiyorum o kadar. Bir kaç kişi beğinirse de ne mutlu benim için. Doğrudan şaşmadığım sürece de bunun bir önemi yok aslında.

MADDENİN TEMEL PARÇACIKLARININ İLGİNÇ YAŞAM ÖYKÜSÜ

aysuncaner | 23 Nisan 2012 09:55

CERN ‘deki laborutavarlarda pek çok ülkeden gelen bilim insanları maddenin en küçük parçalarını arıyorlar.Aslında bu araştırma eski yunan filazoflarına kadar uzanıyor.Asıl ilk buluş 19. yy da oldu.Kimyacılar bir çok elementin atomlarını buldular.Günümüzde ise fizikçiler atomların içinde daha da küçük parçacıkların olduğunu biliyorlar artık.1900 ‘ lü yılların başında bilim insanları atomun çevresindeki ELEKTRON denen parçacıkların oluşturduğu bulutun , maddenin davranışlarından sorumlu olduğunu anladılar. Işığın yayılması ,kimya ,elektrik ,elektronik vs. gibi bir çok olayın kökenindeki parçacıktı elektron.Daha sonra atomların tam merkezinde var olan ve çapı 1 cm nin milyonda birinin milyonda biri büyüklüğünde olan minik çekirdeğin içinde PROTON ve NÖTRON adı verilen başka parçacıklar ortaya çıktı.

Bu arkadaşlar nükleer enerjinin her türünün kökeninde bulunurlar.Tıpta ,tarımda ve endüstride kullanılırlar.Asıl ilginç olan proton ve nötron içinde de daha da küçük parçacıkların olduğu keşfedildi.Bir çok parçacık bulundu.Elektrik yükü taşıyorlardı.Birçoğu topaç gibi dönüyordu.GARİPLİK, CAZİBE ,ALT ve ÜST diye adlandırılan tuhaf özellikleri olan parçacıklar bulundu. Parçacıklar ,özelliklerine göre ailelere ayrılırlar.Aynı ailede olanlar aynı şekilde hareket ederler.Çünkü onların içinde de onlara nasıl davranacaklarını söyleyen daha küçük parçacıklar vardır.Örneğin protonun içinde KUARK adı verilen küçük parçacıklar vardır.Toparlarsak :
atom ve onu çevreleyen elektron, atomun merkezinde çekirdek ,çekirdek içinde proton, protonun içinde de

kuark vardır. Ve de sıkı durun kuarkın da pek çok türü vardır.Bütün maddeleri oluşturan bu parçacıkların davranışları bir çok farklı kuvvet tarafından kontrol edilir.En çok bilineni elektromanyetik kuvvettir.Bu davranışa verilebilecek en iyi örnek ; pozitif yüklü çekirdeğin çevresinde dönen ve böylece atomları oluşturan negatif yüklü elektronların davranışıdır.Adına ‘GÜÇLÜ’ denen bir kuvvet proton ve nötronları bir arada tutarak çekirdeği oluşturur.Bir de ‘ZAYIF’ kuvvet vardır.Bu kuvvet ise parçacıkların dağılmasına neden olur.Nötron parçalanırsa radyoaktivitenin bir türü ortaya çıkar.Negatif elektronlarla pozitif protonlar iletişime geçerler atomu oluştururlar,Tabii ki bu iletişim sms yoluyla olmaz.Bunu ,yüklü tüm parçacıkların her yöne gönderdiği FOTON adı verilen haberci parçacıklar yapar.Güçlü kuvvet ,çekirdekleri bir arada tutar ve protonların içindeki kuarkları

bulundukları yere resmen yapıştırır.Bu yüzden adları GLUON dur.Diğer çok bilinen kuvvetse yerçekimi (kütleçekimi) kuvvetidir.Ancak kütleçekiminin küçük parçacıklar üzerindeki etkisi çok çok azdır.Zayıf kuvvet nötronları dağıtır.Bu kuvvetin adı NÖTRİNO dur.Ele gelmezler. Güneş ve yıldızların yanması ile bol miktarda ortaya çıkarlar.Yıldızlar parlıyorsa ,nötrinolar oluşuyor demektir.Burdan da zayıf kuvvetin iş başında olduğunu anlarız.En ilginci ise nötrinoların diğer parçacıklarla etkilişimleri çok zayıftır. Dünya’ nın içinden hiç zorlanmadan geçerler. Milyonlarcası şu an bile siz bu yazıyı okurken içinizden geçiyor.
İşte CERN ‘ de bu gizemli ve sevimli parçacıkların dünyası ve davranışları incelenir.Bulunanlar fizikçiler tarafından matematiksel formlara ,denklemlere dönüştürülür.
Aslında CERN ‘ de araştırma yapan bilim insanlarının en büyük düşü ,bir gün bütün bu karmaşıklığı çok basit bir iki denklemle ortaya koyabilmektir.