bildirgec.org

toplumsal hakkında tüm yazılar

TOPLUMSAL: Bugün Bayram Olduğum Yerde

r e n g a r e n k | 30 Ağustos 2012 09:50

TOPLUMSAL: Bugün Bayram Olduğum Yerde

Vakit arife gününü göstermekte,etrafta bir koşturmaca ..Bayram için geri sayım başlamış çoktan –yada tatil için mi işte her neyse- son bir gün ..Kimi elinde bir valiz çoktan tutmuş yolu,birçoğu günler öncesinden almış yolcu biletini tatil mekanına giden yolun..Kimisi hala bayram alışverişinde..

İki yer çıkıyor karşınıza ki ortalık ana-baba günü tabiri caizse.Biri otogar hiç şüphesiz,diğeri de mağazalar malum giyinmek lazım.Şöyle bir şort, kısa bir etek, parmakarası terlikler ,kapriler falan harika gidiyor malum “tatil bayramı”ndayızZira insanlar sıkılmış iş kurallarına uygun giyinmekten.Günümüzde neredeyse herkes çalışıyor,tek maaşla dönmüyor artık evler hani..Kimsenin de kimseyi göresi yok sanki,yorgunuz cümleten.Dinlenmek lazım fırsattan istifade.

PERDELEMEK

admin | 06 Aralık 2009 16:05

Son zamanlarda fazlaca basketbol seyretmiş olmalıyım ki; oradaki “perdelemek” ifadesi aklımdan gitmiyor nedense.

Ama basketteki gibi de düşünemiyorum perdelemeyi, kelime anlamını ve toplumsal kulanımını da düşünüyorum.

Basketbolda perdeleme; kendi oyuncunu tutan rakip oyuncuyu engelleyerek, kendi arkadaşına rahat basket atma imkanı verme amacını güder.

Şimdi gelelim perde ve perdelemenin toplumsal ve siyasal yanına… Efendim malumunuz olduğu üzere perde, evlerimizde yaptığımız şeylerin komşularca ve gereksiz kişilerce izlenmesini engellemek amacı ile düşünülmüş, bu şekilde konumlandırılmış ve bulunduğu zamandan bu yana bu amaçla kullanılmıştır. Meraklı gözlerden uzak kalmak amacıyla bulunmuştur özetle.

Toplumbilim, kimin için? Giriş – Toplum?

binyatisa | 25 Kasım 2009 12:58

Bu yazı biraz iç dökme gibi olacak. Burada genelde rastlanılabilecek, hazmedilmemiş ham bilgilerden ve alıntılardan oluşan “şu böyle demiş, bu böyle buyurmuş, o da şu şekilde cevap vermiş” şeklinde derlenmiş bir yazı okumayacaksınız. Bu yüzden belki de bu yazı size bir şey katmayacak, böyle bir iddiası yok, hoş bu da konuya nereden baktığınıza göre değişir. Burada yalnızca bu konuya ilgi duyan ve bu konu üzerine biraz kafa yormuş bir insanın kafa karışıklığını, bir düşünceler dizisi belki bilgi/düşünce yığını ya da çöplüğü ile karşılaşacaksınız.

Plan şöyle olacak; ilk bölümde toplum ne zaman oluştu, toplumbilimnasıl kendisine yer buldu ve ilgi odağı oldu ondan bahsedeceğim, ikinci bölümde de toplumbilimin kullanılış şekillerinden, üçüncü bölümün de aslında toplumbilimin nasıl ve kimin için var olması gerektiğinden bahsedeceğim. Ya da bahsetmeye çalışacağım.

SUSMA…

| 29 Eylül 2009 17:36

Şen şakrak programlardan sonra Seda Sayan’nın ‘Susma’ adlı yeni TV Programındaki yeni tiplemesi ne kadar gerçek? Seda Sayan, mahkeme salonunu andıran sahnesi ve hakim pozları ile nereye gidiyor? Yeni imajlı Seda Sayan, yaptığı program ile kimlere ulaşıyor ve gerçekten ulaşabiliyor mu?

Bu tür toplumsal sorunları lanse eden programlar ne kadar doğru yapılıyor?

Tamamen tartışma konusu olan bu tür televizyon programları, hangi ölçüye dayanarak doğru yapılıyor?

Hangi ölçüde kontrol ediliyor?

niyetler iyi olsun

asdbjk1 | 06 Temmuz 2009 17:56

Bir rivayet vardır “Dünya iyi niyetli insanların omuzlarındadır” diye. İşte tam da bu söz üzerine inşaa edilmiş bir web sitesi var. Bu projede yolda,yolakta dağda bayırda bir şey bulduğunuzda o anda sahibine ulaşamamışsanız hemen iyiniyetli.orga girip bulduğunuz şeyi kaydediyorsunuz ve bu şeyin belirleyici 3 özelliğini soruyorsunuz kaybeden girip bu 3 soruyu doğru yanıtlarsa iletişim bilgilerinize ulaşıyor ve kaybettiğine kavuşuyor.

Kaybedenler içinde aynı şey sözkonusu. Girip kaybettiğinizi yazıyorsunuz ve bulanın size ulaşmasını bekliyorsunuz.
Haydi bakalım görelim ne kadarmış bu insanların sayısı

Empresyonist Bir Ressam ve Empresyonizm ile Realizm Arasında Bir Oğul…

| 10 Şubat 2009 13:50

Self-Potrait; www.clarkart.edu
Self-Potrait; www.clarkart.edu

Empresyonist ressam Pierre Auguste RENOIR (1841-1919), terzi bir ailenin çocuğu olarak, Limoges’de dünyaya geldi. Ailesi, Renoir daha çok küçük iken Paris’e taşındı. Renoir, ondört yaşından onyedi yaşına kadar, bir porselen atölyesinde; bir porselen ressamın çırağı olarak çalıştı. Çalıştığı dönemlerde, ışık ve renk konusunda epeyce tecrübe edindi. 1862 yılında, Charles Gleyre’nin stüdyosuna girerek, Monet, Sisley ve Bazzile gibi önemli ressamlarla, sıkı dostluklar kurdu. Dostlarıyla, Seine ırmağı kıyısında; ressam sehpalarını kurarak çalışırlardı. Renoir, Monet gibi sadece doğa resimlerinden ziyade, insan figürleri üzerinde duruyordu.


“La loge”; satatic.howstuffworks.com

Renoir’in tarzı; Monet gibi, resimde izlenimcilik veya empresyonizm, yani 19.yüzyılda Fransa’da ortaya çıkan ve bütün sanat dallarını etkisi altına almış bir akım. Resimde izlenimcilik (empresyonizm), ışık ve renkten oluşan gerçek görsel izlenimleri; ressamların kişisel yorumları ile duygularını da katarak yansıtmasıdır. O dönem itibari ile sanatçıların, kendi duygu ve düşüncelerine göre, var olan nesneleri veya figürleri yansıtmaları; sanatta bir devrim niteliği taşımıştır. Bu akımın öncüleri, Claude Monet ve Camille Pissaro olup, Renoir’i de katabiliriz…

YILMAZ GÜNEY: “Vatanından Çok Uzakta, Sürgünde Ölen Sinemacı”

| 05 Aralık 2008 11:17

Akdeniz’in şirin bir köyünde (Yenice/Adana) Pütün soyadı ile dünyaya gelen Yılmaz Güney (1937-1984), sefalet içinde büyüdü. Köy hayatından kurtulup üniversitede iktisat fakültesinde okumayı başardı. Genç yaşta devlet yönetimi ile çekişmelere katıldı. Güney, 1958 yılında “Üç Bilinmeyenlerin Eşitsizlik Sistemleri” adlı öyküsü yüzünden komünizm propagandası yapmakla suçlandı ve 1961 yılında yargılanarak, 18 ay hapis ve 6 ay sürgün cezasına çarptırıldı. Bu hüküm ile yönetmen yardımcılığı, senaryo yazarlığı ve başrol oyunculuğuna kadar geldiği sinema kariyeri yarım kaldı.

Yılmaz Güney, yüzden fazla macera filminde oynadı. “Türk Sinemasının Çirkin Kralı” lakabı ile sevildi.
1966 yılında senaryosunu yazıp aynı zamanda oynadığı, Lütfi Akad’ın yönetiminde çekilen “Hudutların Kanunu” adlı filmi, Güney’in sinema kariyerinde dönüm noktası oldu. Film, büyük beğeni topladı.

“bebeğim sağ olsun” kampanyası

kahkar | 05 Ekim 2007 07:54

anne adaylarının sağlığını düşünen yepyeni bir kampanya.

“Bebeğim Sağ Olsun”, Avrupa Birliği mali desteğiyle Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen “Türkiye Üreme Sağlığı Programı” kapsamında resmi olarak 12 Ocak 2007 tarihinde başlayan ve bugüne kadar hazırlık çalışmaları tamamlanarak, uygulama aşamasına geçilen “Anne ve Yeni Doğan Sağlığı Konularında Toplum Bilincini Artırmaya Yönelik Kitlesel İletişim Kampanyası”nın kısa adıdır.

[kampanya hakkında]