bildirgec.org

teknoloji hakkında tüm yazılar

Filim adamları – Tanrı parçacığı

zvitamini | 31 Temmuz 2012 15:14

Cern
Cern

Gittikçe artan dünya nüfusu ve baş döndüren teknoloji çılgınlığı, her yeni gün yeni bir ürün buluşu, tanrı parçacığı, nükleer füzyon, depremler, aşırı sıcaklar, eriyen buzullar ve insan. Evet, insan varoluşundan bu yana olduğu yeri kabullenmeyen ve bu yerin ötesinde hep farklı bir şeylerin olduğunu bilen, merak eden, sorgulayan ve asla pes etmeyen varlık.

Başka gezegenlerde hayat arayan insan, asla azla yetinmeyi bilmeyen insan anlamına da gelmektedir. Elinde olan dünyanın değerini bilmemek mi bu, yoksa bilim adına ilerlemek ama geride hep bir enkaz bırak mı?

Yeni İphone iddiası imore’dan

zvitamini | 31 Temmuz 2012 10:42

İphone
İphone

Yüzyılın en çok kullanılan ve sevilen mobil iletişim ve etkileşim aracı iphone 5 hakkında ortaya atılan son iddianın sahibi İmore; yaklaşık 2 ay sonra iphone’nun yeni telefonunun kullanıcılarla buluşacağını belirtti. iphone’nun genel satış ortalamasına baktığımızda son zamanlarda bir düşüş yaşadığından da söz edebiliriz. Tüm bunların farkında olan iphone üreticileri de müşterinin yeni bir şeyler beklediğinin farkında ve bu beklenti imore’un iddialarına göre gerçekleşecek olursa, iphone tekrar eski satış rakamlarına Ekim ayının sonlarında kavuşacak gibi görülmekte.

Bilgisayarlar Sosyal Medya ve Yalnızlık Sistemleri

zvitamini | 30 Temmuz 2012 16:08

Hayatlarımızın baş tacı olan cep telefonları ve bilgisayarlar, acaba bir gün dünyayı ele geçirebilirler mi? Bu soru aslında herkes tarafından kolayca cevaplanabilecek bir yanıt taşır kendi içinde. Elimizden düşmeyen bu teknolojik aletler, ellerimizi ele geçirdikleri gibi bir gün dünyayı da neden ele geçirmesinler?

Android, ios, Windowsgibi işletim sistemleri ve bu sistemlerin; telefon, bilgisayar ve tabletlerle olan ilişkileri, bu ilişkilerin ortaya çıkarttığı teknolojik meyvelerin tadını hemen hemen hepimiz bilmekteyiz. Günlük hayatlarımızda birçok işi, yanımızda taşıdığımız bu küçük bilgisayar beyinli sevimli ve radyoaktif aletlerin yardımıyla yapmaktayız. Otobüs, dolmuş, taksi, vapur gibi araçlarla yolculuk yaptığımız her an, sosyal medya hesaplarına ulaşıp ruh hallerimizi kelimeler, bakış açılarımızı fotoğraflar ve konumumuzu da lokasyon uygulamaları ile anında belirtmekteyiz. Böylece dünyada ben de buradayım, ben de hissediyorum, ben de bunları seviyorum, ben de şunları istiyorum gibi oldukça fazla bildirimlerde bulunuyoruz. Çoğu zaman bildirimlerimize Like’ler alıp bildirilenlere de retweetrebloggibi tepkiler vermekteyiz.

80’lerden bugüne teknoloji yolculuğu başlıyor

junya | 13 Mart 2012 17:00

Facebook kullanıp da zaman tünelinden haberdar olmayan kalmış mıdır bilinmez ama olma ihtimaline karşı kısa bir özet geçmek gerekirse zaman tüneli; Facebook üzerindeki tüm aktivitelerinizi yaşam hikayesine dönüştürüyor ve doğduğunuz günden bugüne yaptığınız her şeyi sizlere film şeridi gibi sunuyor. Teknosa da bu yeni arayüz fikrinden yola çıkarak “teknoloji tüneli”ni hayata geçirdi. Uygulama; bugüne kadar hayatınıza giren teknolojik ürünlerle bir köprü kurarak zaman tünelinize bu serüveni eklemenizi sağlıyor. Bu sayede hayatınızda iz bırakan (bir tüplü televizyonun, komodor 64’ün ya da kasetçaların iz bırakmadığını kim iddia edebilir ki mesela?!) teknolojik ürünlerle profilinizi daha zengin ve de eğlenceli bir hale getirebiliyorsunuz.

Uzun lafın kısası; yüzlerce cihazın hem değişen teknolojileri hem de tasarımları ‘Teknosa Teknoloji Tüneli’nde sergileniyor, merak edenlere duyurulur.

Türkiye’de Yazılımcı Olmak

Master Hacker | 30 Haziran 2011 14:22

bu siteye yeni üye oldum ve yazacağım yazının tutulması ondan da öte
yayımlanması kolay olmayacak belki de hiç yayımlanmayacak. -ki o zaman sözüm
yöneticilere- burada sizlere bir lise öğrencisi olarak türkiye’nin bilgisayar çağına
nekadar ayak uydurduğunu -ya da uydurabildiğini desek daha doğru olur- bir öğrenci
ağzı ve anlayışı ile anlatmak istiyorum.

türkiye bundan 15 – 20 sene önce bilgisayarı hollywood filimlerinden gördüğü kadarı
ile yorumluyabiliyordu. yani söylemek istediğim bilgisayarın nasıl çalıştığını, yazılımın yazı yazmak dışında başka ne anlamlara geldiğini bilen çok az kişi vardı -belkide hiç- o sıralarda “batı”dakiler bilgisayarı geliştirip, yeni programlar
yazarken “doğu”dakiler yeni çıkan atari̇ denen şeyin ne olduğu ile henüz tanışmışlardı. kimse işleyişi ile ilgilenmiyor onunla sadece “skor” yapma yarışına giriyorlardı. belki de üreten olup çok yorulmaktan kaçıp, tüketen olarak çok eğlenmeyi
tercih ediyorlardı. batı ise bundan nasıl para kazancağını düşünüp duruyor ve bunun için bizi müşteri tutuyordu -hala, öyle değil mi?-.

Uzaya çıkmak hayal olmasın artık!…

todesengel | 01 Haziran 2011 18:13

Havacılık ve uzay son zamanların en fazla ilerleme kaydeden sektörlerin başında gelmektedir. Ama bir sektör var ki Türkiye daha adımını bile yeni yeni atmaya başladı; uzay. Geriden de takip edecek olsak, en azından burda var olmak için yarışa katılmalı ve gelecek nesillere bilgi ve deneyim birikimi bırakmak için çabalamalıyız.

Uzay alanı maliyetli ve ileri teknolojinin daha gerektiği bir alan. Buna rağmen havacılık dünya genelinde yaygınlaşmaya ve büyümeye devam etmektedir.Havacılık alanında hızlanan yarış sektörde yetişmiş nitelikli eleman ihtiyacını doğurmuştur. Türkiye’de bu gelişmelerden nasibini almıştır ve giderek artan pilot ihtiyacı yeri geldiğinde yabancı pilotlar ile kapamaya çalışmıştır. Havacılığın tavan yaptığı düşünüldüğünde ve bizim bu alanda geride kaldığımız düşünüldüğünde aslında Türkiye’nin bu alanlara özel bir üniversite açmasının çoktan zamanının geldiği ama geç kaldığı anlaşılabilir.

Havacılık alanında yılların birikimi ve tecrübesine sahip olan Türk Hava Kurumu, bu birikimini ve havacılık alanında verdiği eğitimleri akademik bir zemine taşıyarak Türk Hava Kurumu Üniversitesi ile 2011-2012 yılında eğitime başlayacaktır.

Türkiye’nin havacılık ve uzay alanında ilk ve tek ihtisas üniversitesi olarak öne çıkan Türk Hava Kurumu Üniversitesi, sunacağı programlar ile bu alanlarda yönetici, pilot, mühendis ve akademisyen yetiştirmeyi planlıyor. Hatta yakın bir gelecekte Türkiye’nin geri kaldığı uzay yarışındaki yerini alabilmesi kapsamında kendi uzay mekiğini oluşturmak ve astronotlarını yetiştirmeyi hedefleri arasına almış durumda.

Günlük Radyasyonunuzu Aldınız mı?

M7478A | 16 Mayıs 2011 09:13

GÜNLÜK RADYASYONUNUZU ALDINIZ MI?
Kanser vakaları çoğaldı. Biliyor musunuz, her yıl ülkemizde 155.000 kişi kansere yakalanıyor. Sadece ülkemizde mi? Hayır… Teknolojinin geliştiği her yerde tablo aynı. Çevremiz radyasyon yayan cihazlarla dolu. Yaşadığımız hava, çalıştığımız ortam, teknoloji sebebiyle eskiye nazaran daha çok radyasyon içeriyor.

Günlük çay içer gibi düzenli olarak radyasyon alıyoruz. Mesela bugün günlük radyasyonunuzu aldınız mı? Aldığımız kesin de ne kadar aldığımızı bilemem.

Araştırmacılardan, kendini onarabilen malzeme

bithikotsis | 06 Nisan 2011 20:21

Bilimadamları kendini yenileyen bir malzeme oluşturdu. Malzemenin henüz bir adı yok ama yapay plastik diye adlandırılıyor.

Bu malzemenin en önemli özelliği, kesildiği zaman hiç bir yapıştırıcıya ihtiyaç duyulmadan tekrar yapıştırılabilmesi. Bu nasıl mı oluyor? Malzeme ikiye bölündüğünde iki taraftaki çekim yüzeyi kaybolmuyor ve korunabiliyor. Hani filmlerde görürdük, Terminatör kendini onarırdı. Eski haline dönerdi. Acaba bu gerçek olacak mı?

Kağıt Baskıyı Yok eden Dijital Dünya

AKTURK19 | 04 Nisan 2011 18:42

İnternet,netbooklar,akıllı telefonlar,tabletler derken 10 yıl önce konuşulmaya başlanan kağıt baskının yok olacağı dünya düzeninin eşiğine geldik. Kağıt gazetelerin, kağıt dergilerin, kağıt kitapların kaç yıl ömrü kaldı?

On hatta on beş yıl kadar önce, internet fenomeninin dünyayı yeni yeni sarmaya başladığı dönemde futuristler bir tahminde bulunmuştu. İnternet sayesinde , günlük gazetelerin, dergilerin hatta kitapların bile internet üzerinden dijital olarak okunabileceği bir dünya kaçınılmaz bir son olarak bir gün gerçek olacaktı ve önlerindeki kullanışlı ekrandan tüm haberlere, yorumlara, videolara, fotoğraflara ulaşmak dururken, kimse sabahları kağıt gazete okumak istemeyecekti. Ve bu kaçınılmaz son, tarihin başlangıcından beri on binlerce senedirpapirüslere, bezlere, kağıt parçalarına yazarak iletişen insanoğlunun iletişim tarihinde kağıt tarihini kapatıp. yeni bir çağ açacaktı.