bildirgec.org

john turturro hakkında tüm yazılar

Miller’s Crossing (1990)

| 30 Kasım 2010 12:43

Miller’s Crossing, Türkçe adıyla Miller Kavşağı 1990 yılında vizyona girmiş bir Ceon Kardeşler (Ethan ve Joel) filmi… Coen Kardeşler’in yapımcılığını üstlenip senaryosunu yazıp yönettikleri filmde başrollerde Gabriel Byrne, Albert Finney, John Turturro, Marcia Gay Harden, Jon Polito, J.E. Freeman bulunmakta. Ayrıca kısa bir rolde Steve Buscemi ve Spider-Man serisinin yönetmeni Sam Raimi‘yi de görmek mümkün filmde.

Film, 1930’ların Amerikası’nda geçmekte. Çete savaşlarının ve mafyanın en tepede olduğu bu dönemde şehrin en ünlü gangsteri Leo ve onun sağ kolu konumundaki Tom’un çevresinde şekillenen olaylar anlatılır. İtalyan gangster Caspar, en büyük gangster olan İrlandalı Leo’dan Bernie adındaki serseriyi öldürmek için izin ister. Ancak Leo, Caspar’a izin vermez. Çünkü Bernie, Leo’nun sevgilisi Verna’nın kardeşidir. Caspar resti çeker ve Leo’ya düşmanlık ilan eder. Tom, Leo’ya yanlış yaptığını defalarca belirtmesine rağmen Leo kararından caymaz. Bundan sonra olaylar karışmaya başlar.

Sinemada Ortaklıklar

| 09 Kasım 2010 16:15

Bir yönetmen için oyuncular önemlidir. Bu yüzden sürekli yetenekli oyuncular aranır film için. Yönetmen, oyuncuyla çalışır. Eğer oyuncunun oyunculuğundan ve karakterinden memnun kalırsa onu diğer projeleri için düşünmeye başlar. Hatta diğer projelerinde başkarakter için aklına gelecek ilk isim “o” oyuncu olur. Neden yönetmen, hep “onu” tercih ediyor? Cevabı bellidir aslında. Yönetmenin oyuncuyla kimyasının tutması ve diğerlerinde görmediği çok başka şeylerin “o” oyuncuda olması… Sinemada bir sürü ortaklık sözkonusu. Ben de bazılarına değinmeye çalışacağım burada. Genelde Hollywood ortaklıklarına değineceğim. İlerleyen zamanlarda yerli ortaklıklara da değinirim belki de.

*Robert De Niro-Martin Scorsese:

Sinemanın en verimli ortaklıklarıdır bu. De Niro ile Scorsese’nin kariyerleri aynı anda yükselişe girdi. İlk çektikleri (beraber) film olan Mean Streets’le ilgiyi topladılar. Sonraları Taxi Driver, Raging Bull, Cape Fear, King of Comedy, New York New York, Casino, Goodfellas’la ortaklıkları devam etti. Scorsese’nin başarısı De Niro’dan bağımsız değil. Aynı şekilde De Niro’nun başarısı Scorsese’den bağımsız değil. De Niro da Scorsese de en iyi işlerini beraber yaptılar ve bu zamanlarda hep yukarıdaki işlerle anılmaktalar.
Peki bu ortaklık bir kez daha devam edecek mi? Hepimiz yeni Scorsese-De Niro ortaklığını içeren bir filmi bekliyoruz. Olur mu, belli değil. Umarız ki olur. Ufukta bir proje var ama belirsizliğini koruyor. Peki bu ortaklık neden bitti? De Niro ile Scorsese’nin ortaklığının bitişinin nedenini bilmiyorum. Ama nedenin stüdyo olduğunu tahmin ediyorum. Stüdyolar bu ortaklıklardan sıkılmış ve bitirmiş olabilirler. Ama şimdi de bu ortaklığı gündeme getirip para kazanmayı düşünüyorlar. İronik!

De Niro-Scorsese
De Niro-Scorsese

The Man Who Cried (Erkeğin Gözyaşları)

Hamachi | 18 Mayıs 2010 09:50

The man who cried (erkeğin gözyaşları), yönetmenliği ve senaryosu Sally Potter tarafından üstlenilen bir dramadır. 2000 çıkışlı filmde Christina Ricci, Cate Blanchett, Johnny Depp, Harry Dean Stanton ve John Turturro gibi usta oyuncular yer alıyor. Film, Sovyet Rusyadaki savaş nedeni ile babasından küçük yaşta ayrılmak zorunda kalan Suzie’nin babasını arayışını anlatıyor. 1927 yılında Suzie’nin babası, kızı ve annesinin geçimini sağlayabilmek için Amerika’ya gider ve gitmeden önce kızına Salvatore Licitra tarafından seslendirilen Les pêcheurs de perles operasından bir arya sını söyler: “Je Crois Entendre Encore” . Bu duygusal ve etkileyici parçanın film boyunca bizlere eşlik etmesi filmin çarpıcılığını arttırmakla birlikte, filmde yer alan diğer Gloomy Sunday(İva Bittova), Baladele Revoluteii (Instrumental), Cesar’s Song (Instrumental), E lucevan le stelle, Bangi Khelimos (Instrumental), Tiganesca (Instrumental) gibi diğer müzik ve parçalarda bu filmde müziğin insanın içini ürpertici bir şekilde işlendiğinin göstergesi. Je Crois Entendre Encor dinleyerek ya da Iva Bittova yorumuyla Gloomy Sunday’i dinleyerek filmin müzikleri hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.

Barton Fink

uuuucar | 19 Ocak 2010 14:55

Beni derinden etkileyen filmler vardır.Bunlardan biri de Coen kardeşlerin “Barton Fink” adlı filmiydi. Filmde; şöhretin basamaklarını yeni tırmanmaya başlayan bir oyun yazarının başından geçenler anlatılıyor. Berton Fink,Hollywood‘dan reddilemeyecek bir teklif alıyor (haftada 1000 dolar) ve Los Angeles‘ın yolunu tutuyor.

Burada garip bir otele yerleşiyor, stüdyonun ısmarladığı senaryoyu yazmaya başlıyor, ancak bir türlü ilham gelmiyor. Bu arada yan odada kalan biriyle samimi oluyor; şişko ve sevimli bir adam, sigortacı. Filmin ilerleyen dakikalarında yazarımız iyice köşeye sıkışıyor; sonunda senaryoyu bitiriyor…
Birçok insanın istemediği halde bir takım işleri, sadece para kazanmak için, yapıyor olmasını çok sade bir şekilde anlatan Coen kardeşlerin bu başarılı filminin başrolünde John Turturro var. Sevimli, şişko sigortacı rolündeyse yan rollerin ustalarından John Goodman bulunmakta.
1991 yılında vizyona girmiş bu film, aynı zamanda Coen kardeşlerin, Miller Kavşağı gibi bir filmden sonra ne yapabileceklerini kanıtlamaları açısından da önemlidir.

Unstrung Heroes (1995)

queennothing | 06 Ocak 2010 17:11

Oscar Ödüllü Amerikan aktris Diane Keaton‘un yönetmenliğini yaptığı 1995 çıkışlı “Unstrung Heroes” adlı sinema filmi Franz Lidz‘in otobiyografik kitabından uyarlandı. Amerikan aktris Andie McDowell, Amerikan aktör John Turturro, “Seinfeld” komedisinin ‘Kramer’ı Michael Richards ve Nathan Watt‘ın rol aldığı yapım, ‘En İyi Müzik’ dalında Oscar adayı oldu.
Steven, küçük kızkardeşi, annesi ve babasıyla birlikte yaşayan mutlu bir çocuktur. Babası Sid’in ‘dahilik’ adı altında yaptığı ilginç buluşlara karşı yabancı bir tavır takınan küçük çocuk, güçlü adaylar arasından seçilemeyeceğini düşündüğü için sınıf başkanı seçimlerine aday olmak konusunda tedirgindir. Annesi Selma’nın güven verici rahatlığından cesaret alan Steven, Danny ve Arthur amcalarının da desteğiyle aday olmaya karar verir. Seçim günü geldiğinde destek aldığı annesinin, seçimlere hasta olduğu için gelemeyeceğinin öğrenen küçük Steven, ailesine içerler. Ancak genç çocuk, annesinin ölümcül bir hastalığa yakalandığından habersizdir.

What Just Happened (2008)

queennothing | 06 Ağustos 2009 12:14

Oscar Ödüllü yönetmen Barry Levinson‘ın yapımcılığı ve yönetmenliğini üstlendiği, 2008 çıkışlı “What Just Happened?“, “Fight Club“, “Into The Wild“, “Heat“, “The Black Dahlia” gibi filmlerin yapımcısı, 1942 doğumlu Art Linson‘ın kitabından senaryolaştırıldı. Oscar Ödüllü aktör Robert De Niro, Bruce Willis, Sean Penn ve eşi Robin Wright Penn, John Turturro, Catherine Keener, Stanley Tucci gibi isimlerin rol aldığı film, Hollywood sinemasını ironik bir şekilde överken, oyuncu kaprislerine ve yapımcı taktiklerine ince göndermelerde bulunuyor.

Film yapımcısı olan Ben, sinema sektöründen para kazanmak için türlü oyunlarla tutunmaya çabalayn, değişken ve tutucu bir kişiliğe sahip, orta yaşlı bir adamdır. İkna kabiliyeti yüksek olan Ben, insan psikolojisine etki edip, istediğini yaptırma gücüne sahip olduğu için, yatırımcıların tercihi olmuştur. Bir süre önce ayrıldığı eşi Kelly’yi unutamayan Ben, Kelly ile tekrar biraraya gelme umuduyla harekete geçer, ancak Kelly, senarist olan Scott ile ilişki yaşamaya başlamıştır. Scott Solomon’u ‘birincil düşman’ı ilan eden Ben, aynı zamanda diğer ailesiyle de ilgilenmek zorundadır.

Romance & Cigarettes (2005)

queennothing | 30 Haziran 2009 16:14

1992 yapımı “Mac” ve 1998 çıkışlı “Illuminata“nın 1957, Brooklyn doğumlu yönetmeni John Turturro‘nun yazıp, yönettiği “Romance & Cigarettes“, komedi altyapılı bir müzikal drama.
Nick Muder, karısı Kitty ve üç kızıyla, sıradan bir aile tablosunu yansıtmaktadır. Karısıyla sıradanlaşan cinsel hayatı ve kızlarının ayrı sorun ve istekleri, orta yaş bunalımındaki Nick’i bunaltmış, yeni bir heyecan arayışına yönlendirmektedir. Demir işçiciliği yapan Nick, tam bu sırada karşısına çıkan kızıl saçlı Tula’ya tutulur. Genç kadının kızıl saçları ve çekici vücudu, Nick’i aradığı heyecandan fazlasına götürmüş, evden ve ailesinden uzaklaşmasına sebep olmuştur. Tula’yla ‘yasak ilişki’ye giren Nick, ‘kocalık’ ve ‘babalık’ sıfatlarından uzaklaşmış, eve uğradığı zamanlar tamamen ilgisiz bir adam olmuştur.
Kocasının bu ilgisizliğini farkeden Kitty, Tula’yı öğrenir ve yıkılır. Artık ne ailesi, ne de düzenli bir hayatı kalmamıştır.

Nick’in evlilik sorunlarına sebep olan genç Tula ise, doyumsuz bir kadındır ve Nick’in boşanıp, kendisiyle evlenmesini ister. Evini ve herşeyden önemlisi, ailesini özleyen Nick ise, Tula’ya olan tutkusu ve ailesine olan bağlılığı arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır.

6 sezonu tamamlayan “The Sopranos” dizisinin başoyuncusu James Gandolfini ve Oscar Ödüllü aktris Susan Sarandon‘un başrollerini paylaştığı filmde, ‘Tula‘ karakteriyle Kate Winslet de yer alıyor. Ayrıca, New Yorklu aktör Steve Buscemi, Oscar Ödüllü aktör Christopher Walken, 1964 doğumlu Mary-Louise Parker ve ünlü pop yıldızı Mandy Moore da filmde yer alıyor.

O Brother, Where Art Thou/Nerdesin Be Birader? (Kıymeti Bilinmeyenler-2)

safranist | 12 Şubat 2009 11:24

O Brother, Where Art Thou?
O Brother, Where Art Thou?

Kıymeti bilinmeyenler serimizde ikinci durağımız Coen Biraderler’in O Brother, Where Art Thou? filmi.
Homeros‘un Odisseia‘sından esinlenerek (daha doğrusu Odisseus ‘un ithaka ya dönüş yolculuğunu hafif ve yumuşak bir anlatımla zamanımıza uyarlayarak ) üç kafadarın (atılgan Everett,zerafet yoksunu Pete ve saf Delmar) Hapishaneden kaçarak sular altında kalmadan önce saklı 1.2 milyon dolara ulaşmak için çıktıkları uzun, eğlenceli ve macera dolu dört günlük yolculuğu anlatıyor Ethan&Joel Coen Nerdesin Be Birader‘de.

Hikâye Büyük Buhran zamanında(tam olarak 1937) Mississipi’de geçiyor.
Filmde yaşananlar hem kaynağı dolayısıyla hem de diğer Coen Biraderler filmlerinde olduğu gibi, hayatta karşımıza çıkması pek de muhtemel olmayan sürreal olaylar. Daha yolculuklarının başında ray üzerinde küçük arabasıyla giden kör adama otostop çekiyorlar ve adam onlara kendine has konuşmasıyla kehanette bulunuyor (tıpkı Odisseia’daki kör kâhin gibi).hedeflerine doğru ilerlerken bir yol ayrımında ruhunu şeytana satmış siyahi bir gitaristle, sonraki bir zaman ise nehir kenarında akıllarını başlarından alacak alımlı ve güzel sesli üç deniz perisi (siren) ile karşılaşıyorlar. Buna benzer olağanın dışında ve küçük gönderme ve mesajlarla dolu olay ve durumlar devamlı karşımıza çıkıp izleyenleri hem eğlendirmeyi hem de etkilemeyi başarıyor.

filmden bir sahne
filmden bir sahne

ZOHAN’A BULAŞMA (Eleştiri)

gaudy | 05 Ekim 2008 09:44

Uzun zamandan beri sinemalarda kaliteli komedi filmi olmadığı için Adam Sandler ismini duyunca büyük bir hevesle izledim filmi ama malesef film tam bir fiyasko. HattaAdam sandler‘in böyle bir filmde rol alması beni çok üzdü açıkcası. Kariyerine ne gibi bir katkısı olur bu filmin bilinmez ama inanılmaz kötü bir senaryo ve belden aşağı ucuz esprilerle dolu film. Filmin yarısı cinsellik üzerine diğer yarısı da İsrail propagandası üzerine kurulmuş. Ayrıca film, Filistinlileri ve müslümanlığı da aşalıyor.
Kısaca konusu; Adam Sandler süper yetenekleri İsrailli mossad ajanı ZOHAN rolünde. Karşısında da
Filistinli süper kahraman (John Turturro) var.
İki kahraman arasında bir türlü bitmek bilmeyen ama kimsenin kazanamadığı bir kavga vardır.
Adam Sandler (ZOHAN); ajanlıktan çok aslında hep hayalindeki mesleğin saç kesmek olduğunun farkına varır. Rakibini kendisinin öldüğüne inandırır ve soluğu Amerika’da alır. Kuaför olmak için iş aramaya başlar. Zohan’ın saç kesiminde kendini ispatlaması ve gerçek kimliğini saklaması ilginç gelişmelere yolaçacaktır.

Secret Window

queennothing | 19 Ağustos 2008 16:22

2004 yılı sinema dünyası için oldukça hareketliydi. 2008 sonuna doğru 5.si beklenen “Saw” serisinin ilk filmi, Adrien Brody’nin en iyi performanslarından birini sergilediği “The Village”, hafızalara kazınan film “Eternal Sunshine Of The Spotless Mind”, efsanevi Truva Atı’nı anlatan “Troy”, Tarantino’nun iki parçaya ayırdığı için pişman olduğu “Kill Bill” filminin ikinci parçası “Kill Bill: Vol.2” ve daha yüzlerce film.

Dünyaca ünlü yazar Stephen King de, bugüne kadar yazdığı onlarca romanla, edebiyat dünyasında olduğu kadar sinema dünyasında da efsanevi bir isim oldu. 4 dalda Oscar adayı olan “The Green Mile”, “Hearts in Atlantis”, “Salem’s Lot”, “1408”, “The Shawshank Redemption”, “Dolores Claiborne” gibi onlarca kitabı / hikayesi başarılı yönetmenler tarafından sinemaya uyarlandı.

2004 yılında da Stephen King kitapları, sinema dünyasına çok değerli filmler kazandırdı.

Four Past Midnight” adlı kitabından çok özel bir hikaye “Secret Window, Secret Garden”, yönetmen David Koepp tarafından sinemaya aktarıldı. “The Secret Window” adıyla sinema dünyasına kazandırılan bu hikaye, David Koepp’in Stephen King ile ilk buluşması oldu.