bildirgec.org

buluş hakkında tüm yazılar

BU BENİM BULUŞUM

teacher07 | 22 Şubat 2010 12:54

www.10marifet.org/etiket/tahta-oyuncak/2
www.10marifet.org/etiket/tahta-oyuncak/2

İki kafadar bıcırık, ana sınıfı dönüşü yemeklerini yediler, evlerinin bahçesinde buluştular.

Hasan:

– Hadi gel yuvarlamaca oynayalım.

Veli:

– Nasıl oynayalım?

Hasan:

– Gel göstereyim.

Birlikte evlerinin yakınında küçük tepeye çıktılar.Buldukları yassı taşları aldılar, tepe aşağı yuvarlayacaklardı. Veli eline aldığı taşı yuvarlamak istedi, taş bir kere dönmeden yan yattı. Hasan bilmiş bilmiş güldü.

Yeni İcat Otomatik Diş Macunu Sıkacağı

mrangel1976 | 22 Şubat 2010 10:27

SORU VE CEVAPLARLA TOUCH AND BRUSH

Touch N Brush nedir?
Touch N Brush, bir çok faydası bulunan bir diş macunu dispenseridir.

Nerede kullanılır?
Dişimizi fırçaladığımız her alanda rahatlıkla kullanılabilir.

Nasıl monte edeceğim?
Ürün 2 adet vakumlu tutacak sayesinde düz olan heryere rahatlıkla monte edilebilir. Montesi esnasında duvar delme gibi zahmetli işlemlere de gerek kalmaz. Sadece düz zemine ittirerek tutturmanız yeterli. Bu düz zemin; ayna,cam ahşap fayans,duvar vs. heryer olabilir.

Diş Macunu nasıl ürüne takılır?
Ürünü monte ettikten sonra diş macununuzu her ne boy veya her ne türde olursa olsun vakum mekanizmasına sadece ittirerek takabilirisiniz

Kim örümcek adam olmak ister?

Beacool | 18 Şubat 2010 14:25

Kabul edelim bir çoğumuz çocukken bir süper kahramanı çok sevmiştir. Şahsen benimde olmak istediğim kahramanlar oldu. Lakin dünya geneline bakarsak örümcek adam olmak isteyenler diğerlerine oranla daha fazla..

Bumu yani?
Bumu yani?

Bu arkadaşımızda küçüklüğünden kalma bir istekle bu zamazingoyu üretmiş. Onunla tabiri caizse “düz duvara tırmanıyor” hem de fındıksız, cevizsiz, macuna gerek kalmadan. Hep dediğim gibi icatlar bazen üretim amacı dışı kullanılır. Bu da bu şekilde iki ürünün birleşiminden türetilmiş. Elektrik süpürgesinin çekiciliği (?) ve bazı halıların altında olan ve ülkemizde kaydırmaz diye satılan lastik. Aslında biraz uğraşla bunu sizde yapabilirsiniz.

Gitarda Akord Bozulmasına Son

d o g u h a n | 24 Ocak 2010 00:27

Gitar çalanların en büyük dertlerinden biri sık sık gitar akordunun bozulması olmuştur. Teknoloji sayesinde bu duruma bir çözüm üretildi. Evertune adlı gitarda akord bozulduğunda bunu gitarın kendisi düzeltebiliyor. Evertune tellerdeki gerilimi bir çeşit sensör ile ölçerek herhangi bozulma olduğunda gitarda bulunan bir mekanizma sayesinde otomatik olarak akord ayarlamasını yapabilmekte.

Patlat Beni :))

elenanet | 19 Aralık 2009 15:50

Bu Bir Patlamış Mısır Tarihçesidir !!!

Çok Sevdiğim Patlamış Mısırı kimin,nasıl, ne şekilde İcat ettiğini hep merak Etmişimdir.
Hangi Zeki Varlık Koçan Halindeki Mısır Tanelerinin kurutulup sonrada Sıcak Ateşte bu Tanelerin Patladığını Öngörmüştür ya da keşfetmiştir.
Patlamış Mısır bence herkesin Hayatında Mutlaka Biryere sahiptir…
Pop Corn !!!
Sinema onsuz düşünülemez,
Belki de Kış Akşamlarının en acaip,zevkli aktivitesidir…
Üstelik Patlamış Mısırı Bir Felsefeye oturtanlar bile oluyor…
”Patlamış Mısır gibi çoğalmak,Yayılmak” diye bir deyim bile kullanılıyor…
Hakikaten Felsefik Bir Yanı var…
Çünkü değişimi ve başkalaşımıda gözlerinizle görebiliyorsunuz Mısırın Patlamasında…
Bir raddeye geldi mi Herşey değişiyor ve Ortaya Bambaşka birşey çıkıyor…
Bence bu çok egzantrik işin Tarihine İnmeliyiz dedim ve size Patlamış Mısırın Tarihinden biraz bahsetmek istedim 🙂

Patlamış mısırın hikayesi beş bin yıl evveline, Amerika kıtasına kadar
uzanıyor.
Ah şu Amerkan Yerlileri !!! Her zamanki gibi işi çözmüşler…Tabi Ben onlara Amerika Yerlileri diye hitap etmek istemem çünkü onlar çeşitli kabileler halinde yaşayan Kızılderili,Aztek ve Maya kültürlerinden gelir…
Herşeyi şu anki Amerika’ya atf etmek istemiyorum …

O – 3

Colpadan | 02 Kasım 2009 12:57

Şehrin ışıklarından kurtulmuştu. Günlerdir yağan yağmur da dinmiş, yerini pırıl pırıl sakin bir geceye bırakmıştı. Kumsalda uzunca bir süre yıldızları seyretti. Zihnindekilerin tamamı boşalmıştı. Evrenin sonsuzluğuyla karşılaşınca, düşüncelerindeki harflerin her biri yıldız olmuştu sanki. Kelimelerse takımyıldızları oluşturuyordu. Tüm gökyüzü büyük bir hikayeydi adeta. Tüm yapması gereken, bu hikayedeki rolünü bulmaktı. Şehirden uzaklaşınca tüm dünyadan kurtulmuş, uzaydaki boşlukla hayat bulmuştu. Az önceki haykırışını durduran da işte bu derin boşluktu.

Brigen’in Buluşu

Colpadan | 01 Kasım 2009 16:46

Sabahleyin bir iyi bir de kötü haberle güne başladı Brigen. Kötü haber, artık Brigen’in hiç bir projesine destek verilmeyişiydi. Yıldızlararası seyahat projelerinin hepsi rafa kalkmıştı. İptal etmeyi düşündüğü ışık hızı gemileri projesi zaten çoktan tarihin tozlu sayfalarında kalmıştı. 26 yıl çok uzun bir süreydi ve aslında Brigen’in kendisi tarih olmuştu. Artık bir bilim adamı olarak kendisine sadece saygı duyulabilirdi. İşlevini yitirip oyun dışında kaldığını düşünerek hüzünlendi.

Marie Curie 2

massay | 15 Ekim 2009 13:03

1.kısım

Evlenmelerinin ardından Marie ve Pierre Curie, fizik okulundaki harap bir hangarı laboratuar olarak kullanıp deneylerine başladılar. Evlendikleri yılın 28 Aralık tarihinde Wilhelm Conrad Röntgen, “ X ışınları” keşfini resmi olarak duyurdu. Hemen ardından “Radyoaktivite” buluşunda Curie’lere ortak olacak olan bilim adamı Henri Becquerel, Uranyum’un kendiliğinden ışın yaydığını keşfetti. Becquerel’in yaptığı deneylerde bir fotoğraf filmi üzerine konulan Uranyum, filmi karartıyordu.

Bu bilimsel gelişmeler, Curie’lerin deneylerine yön verdi kuşkusuz. Onları hırslandırdı.

Yıl 1898. Çalışma defterinin 6 Şubat tarihli sayfasında Marie, çalışmalarını ve deneylerini not ettiği bölümün altına hangarın damının aktığını, içerisinin rüzgârla dolu olduğunu ve ısısını yazar, paralelinde protesto edercesine on tane nida işareti koyar. Bu zor koşullarda çalışmanın da Curie’leri hırslandırdığını, birbirlerine duydukları aşkı büyüttüğünü yıllar sonra kızına anlatacaktır Marie.

Yıl 1898. Marie, zehirli bir element olan Thorium üzerinde çalışırken uranyum gibi ışın saçtığını keşfetti. Böylece Becquerel’in 1896 yılında “Becquerel ışınları” adını verdiği buluşu daha genelleştirmiş ve adını “Radyoaktivite” olarak değiştirmiş oldu. Bu yeni buluş, Pierre ve Marie’nin uykularını kaçıran, tehlike sınırlarını unutturan sorular doğurdu. Sorular da cevapları.

Marie Curie 1

massay | 10 Ekim 2009 18:10

Uygarlıkların gelişmesinde üstün nitelikleriyle ışık saçan, insanlık yolunu aydınlatan ünlü ya da isimsiz pek çok bilim adamı etken olmuştur. Bu üstün insanlar arasında ise Madam Cruie’nin ayrı bir yeri ve örnek bir yaşamı vardır. Kuşkusuz, pek çoğumuzun yaşantısından alacağımız dersler olacaktır.
7 Kasım 1867’de Varşova’da, Manya Sklodowska adında bir kız doğdu. Annesi baş öğretmen, babası ise St. Petersburg Üniversitesinde yüksek fen eğitimi görmüş bir fizik- matematik öğretmeniydi.
Sarışın, ela gözlü, solgun ve ince bir çocuktu Manya. Sınıflarda yaşı en küçük öğrenci olmasına rağmen daima birinci oldu. Ailesi yoksulluk içinde yaşıyordu, öyle ki, annesi çocuklarının ayakkabılarını kendisi yapardı. Manya çok iyi Rusça biliyordu, Rus lisesine devam etti. 9 yaşında ablası Zozia’ı tifüsten, 11 yaşında iken annesini tüberkülozdan kaybetti. Manya, liseyi kardeşleri gibi altın madalya alarak bitirdi. Boş zamanlarında Fransızca ve Rusça fizik, tıp ve sosyoloji kitapları okurdu. Filozofları ve şairleri de okuyor ve kadın işçilere gönüllü dersler veriyordu. Bir ara ablası Bronia’yı Paris’te Tıp Fakültesinde okutabilmek için zengin bir ailenin yanına mürebbiye olarak girdi. Bu sırada evin büyük oğlu ile aralarında bir gençlik aşkı doğdu, fakat gencin ailesi evlenmelerine izin vermedi, çünkü Manya bir mürebbiyeden başka bir şey değildi. Manya ileride anılarında şöyle diyecektir: “BAŞ KURALIM; NE KİŞİLERİN, NE DE OLAYLARIN BENİ ALT ETMESİNE İZİN VERMEMEK OLMUŞTUR.”
Manya, nihayet 1891’de 24 yaşındayken fizik eğitimi için Paris’e gider. Villette’de ablası Bronia ile doktor olan eniştesi Casimir’in yanında kalmaktadır. Koltuğunun altında eski deri bir çanta, yanakları kış rüzgârından kızarmış olarak durağa koşar ve imperial diye bilinen üç atın çektiği iki katlı bir omnibüse yetişir. Sonra Doğu garından ikinci bir omnibüs ve Sorbonne Üniversitesi.
Manya adı artık Fransızcaya çevrilmiş, Marie Sklodowska olmuştur. Marie, Sorbonne’de Fizik Fakültesi öğrencisidir artık. Ayda 100 frankla geçinmek zorundadır. Bu nedenle, Sorbonne’a yakın tavan arasında bir oda tuttu. Bilim uğruna rahatını fedaya hazırdı. 15 frankla kiraladığı bu çatı altındaki hizmetçi odasında ısıtma, elektrik ve su yoktu. Tavandaki tek küçük pencere dama açılır ve odaya ışık verirdi. Marie bu odayı bütün serveti ile süsledi: demir bir karyola, bir iskemle, bir masa, bir leğen. Polonya’dan getirdiği büyük bavulu hem elbise dolabı, hem de koltuk olarak kullanıyordu.
Sonra anılarında ömründe en sevdiği yerin o yoksul tavan arası olduğunu itiraf etmiştir. Marie, yol giderlerini azaltmak için Sorbonne’a her gün yürüyerek gidip gelir.

Bu Hediyeler Hayat Kurtarır(!)

aysun0687 | 04 Eylül 2009 21:01

”en ilginç ürünleri” müşterilerine sunmak için çalışan hizmet veren siteler bulunmaktadır. bu sitelerde çeşitli eşyalar bulmak mümkün. odasına evine ayrı bir hava katmak isteyen veya eşine dostuna değişik bir hediye almak isteyen okuyucuların bu siteleri seveceklerini umuyorum.

mesaj yaz

Mesela şu karınca evi oldukça şık ve hobi severler için değişik bir tercih olabilir. herkesin beğeneceği ilginç hediyelerden birisi. bu ev Nasa tarafından geliştirilmiş yeni nesil bir ev olarak tanımlanmaktadır.
_____________________________________________